escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan
yıldırım escort
izmir escort izmir escort izmir escort
ümraniye escort
ataşehir escort
kadıköy escort
kartal escort
ümraniye escort
kadıköy escort
ataşehir escort

Usta İsim Çukur Kadrosunda

Çukur Dizisinin İlk Bölümünde Şok Ayrılık

Fox Tv’den Yeni Moda Programı: Stil Avcıları

Hangi Oyuncu Bizim Hikaye Kadrosuna Dahil Oldu

TV Kanallarımız Simit Sarayları gibi oldu

Dizi Magazin 28 Şubat 2011
146 views

Necef Uğurlu: “TV Kanallarımız Simit Sarayları gibi oldu. Menü kırk çeşit olsa ne fark eder, hepsi simit çeşidi…”

TV Kanallarımız Simit Sarayları gibi oldu. Menü  kırk çeşit olsa ne fark eder, hepsi  simit çeşidi. Geçenlerde eşim bir yandan sudokunu çözer, bende yanında, elimde uzaktan kumanda  zaplayıp dururken dönüp  bana ‘Rica ederim değiştir şu kanalı ‘ demez mi!

‘Ahmet’ciğim zaten  zaplayıp duruyorum , değiştiriyorum ’ diye cevap verdiğimde  ‘Nedir bu yahu, bütün kanallar aynı şeyi mi oynatıyor, ortak yayına mı geçtiler’ demez mi. Eşim sudokuyla meşgul olduğu için izlemeyip sesleri dinlediğinden  daha çabuk saptadı durumu.  Bütün kanallar aynı dizinin devamı gibiydi.

Eşim haklıydı hepsi ortak yayına geçmiş gibiydiler. Nereye zaplarsam zaplıyayım ( Olay  prime time’da  cereyan etti ) her kanalda birileri zır zır ağlıyordu.  Facia öncesi veya sonrası kin kusma, yalvarma,   ağlama, bağırmalar, ızdırap içindeki suratlarla ve birbirinin çok benzeri cümlelerle dolu sahneler  ben zapladıkça  bir diğer kanalda  devam ediyordu. Bir kabus   filminin parçası olmak gibi bir his , sanki  bir el çıkacak  televizyondan  bizi içine çekecek  ve eşimle sıradanlığın içinde kaybolacağız, bir daha çıkamayacağız gibi geldi birden.

Ne var ki;  her yeni dizi öncesinde   mutlaka ‘Bu proje üzerinde 2, 3  yıldır çalışıyoruz ‘ benzeri sözler işitiriz. Dizilerin birbirine benzerliği  göz önüne alınırsa bu ‘proje kotarıcıları’nın  2, 3  yıl aynı şeyi düşünmek için değişik gruplar halinde   çalışıp sonra    aynı şeyleri  yazmaları gibi bir sonuç ortaya çıkıyor.

Değişik gruplar farklı  televizyon dizileri  yazmak üzere toplanıyorlar. Bu 2, 3 yıl sürüyor, düşünüyorlar, yazıyorlar  fakat ibretin kudreti  diziler ekranlarda  oynamaya  başlayınca  bir tür ‘Etkileşim  telepati’ yoluyla  bu farklı proje gruplarının aynı şeyleri düşünüp yazdıkları ortaya çıkıyor. Bu sektörün içinde olduğu bir kabustur.

Ya da, ‘Gizem  Dünya’ sında Türklerin icadı bir kerametle  karşı karşıyayız. Veya bunlar bigavr (sığ, mankafa)  akıllarına birbirinin aynı konular, sahnelerden başka bir şey  gelmiyor, ki buna asla inanmam. Pek çok yetenekli insanın sınırlandığını biliyorum, üzülüyorum, içim acıyor.

Türk Televizyon yapımcılarının  birbirinin aynı  dizileri artık neredeyse aynı  kadrolarla yapması  ve Türk Halkının da  bu dizileri aynı anda veya kısa aralıklarla   farklı dizilermiş gibi seyretmesi  ise   sosyo-psikolojik anlamda  bir başka ‘kabus filmi ’ senaryosudur.

Dizilerin hali bu. Peki üretim organizasyonu ne durumda? Sanatçılar sokaklara düşüp içinde bulundukları  kötü koşullar yüzünden  ‘ aman’ ‘ insaf’ ‘vicdan’  dahil  ama hak, hukuk hariç,  ricalarını   ortaya koymuşken ve çalışma koşullarının her türlü evrensel  ölçütlerin  dışında olduğu ayyuka çıkmışken (BU düzenin yıllardır başat oyun kurucuları olanlar bile artık nedamet gösterirken, hatta  sözcülüğe soyunmuşken )  Başbakan’ın bu duruma  el koyması  fena bir şey mi ? Bence son derece yerinde, lakin zor bir iş. Elinden hiçbir şey kurtulmayan Başbakanımızı bile zorlayabilir.

‘Haber Abla’ (bu ismi bizzat kendisine   koymuştu yıllar önce)  Ayşenur Aslan bu duruma bir sinirlen, sinirinden gülme krizleri geçir ekranlarda. Efendim Başbakan  dizilerin süreleri ile nasıl uğraşırmış… Ne yazık ki konuğu  Gazeteci Sayın Faraç’da  meseleye ‘iş dizilere düştü’ mantığıyla yaklaşınca ve bu durumu  Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirmeye bahaneye dönüştürünce bu iki deneyimli gazeteci beni çok şaşırttı. Yakıştıramadım.

Bunca emekçi, sanatçı sokaklara döküldü. Pervasız, kötü bir üretim organizasyonu ortalığı kasıp kavururken  ve bu zihniyetle yapılan işlerin maddi manevi zararını yalnız sanatçılar değil insan zihinleri, hatta  devlet   öderken bu duruma  Başbakan  bigane mi kalacaktı?

Başbakan elbette bu konuya el koymalıdır. Saniyen, siz hani sanatsever, sanata duyarlıydınız  Ayşenur Aslan,  galiba sanat merakınız ‘cansız sanatlar’la sınırlı.

Ne var bunda gülecek, bir haberciden işin politik,  ekonomik, sosyolojik yanının derinine inmesini beklerken bak şu  ‘Haber Abla’nın ve Faraç’ın  yaptığına.

Yoksa, TV Dizilerine dokunmak tabu mu? Rahatsız olanlar mı var ve onca yürüyüş, protestolar göstermelik miydi? Şimdi  bakalım değerli sanatçı kardeşler  örgütlenme çabalarında kendilerinin sorunlarına  ilgisiz kalmadı diye Ayşenur Aslan’ın gülme hışmına uğrayan Başbakan’ı ve dolayısıyla hak hukuklarını koruyabilecekler mi? Merakla bekliyorum.

Bu diziler söz konusu olduğunda  bir esrar perdesi sarıyor ortalığı. Kem, küm, gak, guk… Sonuç gık yok gık.

Yoksa Mehmet Altan’ın ne zaman sıra gelecek Medya bacağına diye sorduğu  Ergenekon’un kırk ayağının bir bacağı bu diziler mi?

Başbakanımızın konuyla ilgilenmesi pek telaşlandırmışa benziyor da, düşünmek lazım.

Açık konuşalım, güçlü devletlerde sinema, özellikle dizi  sektöründe  üretim sistemini yaratan devletin uzantılarıdır, bunun dengelerini yeniden kurmak, veya değiştirmek elbette Başbakanın elindedir.

Bizde de devlet  yıllar önce kırmızı çizgileri sektör üzerinde  belirledi ve bu uzantıda sektörün yapılanmasına izin verdi. Fakat bu yapı uzun vadede  kendini  sürdürebilirliği , toplum sağlığı, toplum gelişimi, değişimi açısından sağlıklı bir noktaya gelmedi.  Ayar gerekiyor.  İzin verilen kişiler şimdi  varlıklarını sürdürme mücadelesi veriyor. Ne var ki sektör ‘ iş kotarıcı’larla artık  yürüyecek durumda değil.  Oligopolistik yapı işin dengesini pervasızca  bozdu, bozmaya devam ediyor. Bu uğurda geçici işbirlikleri, mutabakatlarla uzatmalar uzatmaları takip ediyor.  İşin ucunda maddi, manevi güç, çıkar var. Gözler dönmüş vaziyette.

Kıvanç’ın Ortadoğu’da çok sevilmesi, çok bilet sattık ötesidir mesele… Başbakan’ın işe el koymasının tam zamanıdır.

Asıl bu hal antidemokratiktir Ayşenur Aslan. Oligopolistik bir yapının elinde inleyen sektörün değerli sanatkar kadroları, emekçileri  ve halk  zarar görmektedir.

Her alanda olduğu kadar bu alanda da, haksız yere itibarsızlaştırılanlar kadar hak etmedikleri halde itibarlılaştırılanların vebali  de büyüktür. (Ahmet Tezcan’ın kulaklarını çınlatalım bu cümle mealen ona aittir.) Umarım Sayın Başbakan’ın duyarlılığı devam eder, setlere gönderilecek 2 müfettişle sınırlı kalmaz.

Not : Simitçilere karşı değilim çok severim yanlış anlaşılmasın.

Necef Uğurlu

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Sayfa da103 sorgu var. 1,864 saniyede yüklendi.