Güneşi Beklerken Dizisinin “Can”ı Efecan Şenolsun Röportajı

Güneşi Beklerken dizisi ile adını geniş çevrelere duyurma şansı yakalayan dizinin Can’ı Efecan Şenolsun ile oldukça sıcak bir röportaj gerçekleştirdik.

29 Kasım 2013 Cuma, 20:34
efecan-şensolun

-Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz? Kimdir Efecan Şenolsun?

Yani kimdir Efecan Şenolsun ; insanın kendini anlatması bir hayli zor ve biraz egosal bi durum gibi . O yüzden genel olarak bahsetsem daha doğru olur sanırım. Efecan , Karşıyakalı Selanik göçmeni, 1.82 boyunda, 22 yaşında bi genç diyebilirim. Kendimi bildim bileli “bişeyler nasıl öğrenirim, farklı olarak neler öğrenebilirim ?” sorusuyla büyümüş ve büyümeye devam eden humanist, surrealist oyunculuğu ve müziği bir tutku yapmış, özünde de sporcu disipliniyle yetişmiş, genel olarak duygusal, yerine göre ketum bir küçük adam.

Efecan Şenolsun 00020-Soy isminiz oldukça ilginç ve kulağa sevimli geliyor. Şenolsun ismi nereden geliyor?

 Teşekkürler ediyorum ama ben de bilmiyorum gerçekten nereden geldiğini. Sanırım sürekli gülen bi sülalem var.

-10 senelik bir profesyonel voleybol geçmişiniz var. Hatta milli takımda da oynamışsınız. Bunun yanında Kiteboard, Snowboard, Hentbol, Jiujihutsu gibi spor alanları ile de ilgilisiniz. Spor’un oyunculuğunuza kattığını düşündüğünüz etkenleri oldu mu?

 Bence aslında her oyuncu adayı ya da oyuncu; özünde sporcu olmalıdır gibi düşünüyorum Çünkü yaptığımız şey fiziksel aktiviteye dayanmakta. Sporun yadırganamaz derecede büyük bir avantajı var. Birde Esneklik, güç ve kondisyon üçlüsüne aynı anda sahip olup, performatif bir oyunu oynamak var .  Sadece bir kaç spor dalıyla dönemsel olarak uğraşıp aynı prefrormansı gerçekleştirmek.

Efecan Şenolsun 00012-Bilgi Üniversitesinde Reklamcılık okuyorsunuz. Okul ve dizi çekimlerini bir arada yürütmek zor olmuyor mu?

 Bilgi Üniversitesinde Reklamcılık okuyorum. Aynı zamanda Performing Acting (PA) bölümünden yan dal yapmaya çalışıyorum. Bir hayli zor tabi ki . Set tarihlerimiz ve mekan yerleri bölümden bölüme  değiştiği için devamlılık yapmak fazlasıyla zor. Özellikle sabaha karşı biten bir set gününde okulun olması durumunu tarif edemiyorum :) .

-Oyunculuk serüveniz nasıl başladı?

Efecan Şenolsun 00005  1. sınıfta Fareli Köyün Kavalcısı‘nda kralı oynamıştım. Sanırım oradan bilinçaltıma kazılan bir tutku oluştu.  sonra , ” One Flew Over the Cuckoo’s Nest ” filmini izlediğimde daha 11 yaşındaydım, Jack Nicholson‘u izlediğimde fazlasıyla etkilenmiştim. Hem olay örgüsünün içindeki yeri, hem de muhteşem oyunculuğu beni gerçekten o yaşta sonradan deliren bi adam mı yoksa taklit yapan bir adam mı sorusunun içinde bırakıp 2 -3 yıl düşünmeye itti.  Kendisine çok teşekkür ediyorum burdan:).  Ardından “bende bunu yapmak istiyorum” diyip karakterler yaratmaya başladım ve oyuncu olmaya karar verdim. Ortaokul ve Lise hayatımda sporun yanı sıra okul müsamerelerinde oynadım. Ortaokulda 9 eylül Konservatuar bölümünün kursiyer sınıfları açılmıştı.  O bahaneyle sahnede bulunmaya başladım. Lise birinci sınıfta Aliağa’da okurken okul oyununda oynamaya başladım. “Fehim Paşa Konağı”. o oyunun yönetmenlerinden yardıma gelen Aliağa Belediyesi’nin hazırladığı Kamyon adlı oyunda da yönetmen olan Mete Hoca bana  “bizim oyunda figüranlık yap” demişti ve böylece ciddi anlamda ilk defa bir sahne hiyerarşisini şahit olmuştum. Sahne sildim, ışık yapmaya başladım derken , teknik ve Methodları okuyup araştırmaya başladım . Lise 2 de tekrar başka bi okulla Gemilerde Talim Var oyununda oynamaya başladım.  O oyunun yönetmeni de kendi topluluğunda bulunmamı istedi ve oraya da katılmaya başladım. Artık iyicene bu sahnenin arkasında neler olduğunu anlamaya başlıyordum. O sırada şöye bir olay yaşadım.  Yazdı…! Oduncu gömleğim, kaprim, sırt çantam, parmak arası terliklerm ve ben istanbul’a kaçtık:) . Cebimde 50 lira parayla 4 gün arkadaşlarımda kaldım. Bir gün de metroda tanıştığım bir kızda kalmıştım. Asıl amacım oyuncu olmak için gelmekti. Belli başlı  ajanslar buldum. ilk gittiğim ajans hala da çalışmakta olduğum Aslı İslamoğlu‘ydu . Gittim ve “ben oyuncu olmaya geldim” gibi bir cümle kurmuştum. Güldük o an beraber. “nasıl olacaksın? bi fikrin var  mı?” derken İzmir’e geri döndüm. İstanbul’a geldiğim ilk an “Elde Var Hayat” isimli projeye girmiştim. Sonrasında olan işler, olmayan işler , yayınlanan ve yayınlanmayan diye çoooooook uzun bir serüveni var . Geldiğimin ikinci senesi, dizi senaryosu yazıp demosunu çekip, Reyhan Tüysüz’le görüşüp, az kalsın dizi satıyordum. yani anlatmakla bitiremem gerçekten daha uzun bir sohbete saklıyorum:)

Efecan Şenolsun - Can

Efecan Şenolsun – Can

-Özel bir eğitim kurumunda oyunculuk eğitimi almışsınız. Oyunculuk eğitiminiz devam ediyor mu  ?

Özel birden çok kurumda eğitim aldım açıkçası fakat” Başay Okay ” olarak geçmesi çok doğru değil çünkü 2 ay maksimum bi katılım sağladım . Onun harici Konservatuar Kursiyerliği, Şule Ateş ile Kumbaracı50 ‘de workshop. gibi çalışmalarım oldu. Tabiki eğitimim halen devam ediyor.  okulda diyebiliriz (performans sanatları). Bunun akabininde yurtdışında Çeşitli Hareket Tiyatrolarına başvurum olmuştu.  Berlin’dede  bir okula gideceğim şubatta. Kısacası Oyunculuk eğitimimin hiç bir zaman biteceğini düşünmüyorum.

-Günümüzde belki de televizyon piyasasının gelişmesi ile talebi karşılayabilmek için hızlandırılmış oyunculuk eğitim metotları çıktı. Sizce sadece böyle bir eğitim sürecinden geçerek iyi bir oyuncu olunabilir mi?

  Bu aslında çok kıstaslı olan bir soru. Benim açımdan soracak olursanız, ben çok mümkün olduğunu düşünmüyorum. İnsan kendi gelişiminin hiç bir zaman bir noktada bitebiliceğini ve bunun ona yetebiliceğini düşünmemeli . Bu yanlış olur. Günümüzdeki çoğu çalışan insanın ve oyuncunun da sorunu sanırım “ ben oldum” cu anlayışta olması.

-Güneşi Beklerken dizisinden önce bir tiyatro geçmişiniz olduğunu öğrendik. Biraz Efecan Şenolsun 00016klasik olacak ama dizi mi yoksa tiyatro mu? Hangisi sizin için ağır basıyor?

“Dizi mi tiyatro mu1 sorusu genel bir klişe gibi aslında. Dizi endüstriyel bir alan. Tiyatro ise daha çok tutku ve ideallerle alakalı benim için. Tabi ki tiyatro yapmak istiyorum. Ama aynı zamanda dizi yaptığım içinde çok mutluyum. Çünkü bir sonraki hayalim sinema. Dizi özellikle doğru insanlar ile çalıştığında sana inanılmaz fazla bilgi veriyor. Hem teknik hem insani açıdan farklı bir noktada görmeye başlıyorsun kendini . Tiyatro dediğim gibi benim tutkum. Asıl expertiz olmak istediğim alan. Fakat ikisininde teknik açıdan çok farklı yerlerde durduğunu düşünüyorum.

-Güneşi Beklerken dizisine nasıl dahil oldunuz? O Süreci bize biraz anlatır mısınız?

Yani gerçek anlamda ben de o sürecin nasıl oluştuğu konusuna pek hakim değilim aslında, Aslı İslamoğlu‘nun yetenekleriyle ilintilendiriyorum o durumu.

-Başlarda Can karakteri dizide bu kadar fazla ön planda değildi. Ama sonradan seyircinin dikkatini çekmeyi başardı. Siz bu dizi ile bu kadar çok dikkat çekeceğinizi düşünmüş müydünüz?

yağmur-ve-can  Açıkçası düşünmüyordum diyebilirim. Çünkü başlarda Dramaturjik olarak Can “Bad Ass “ bir karakterdi. Sonra özellikle 3. bölümde vicdanlı olduğunu gösterdi ve sanırım seyirci Can’ı orada sevmeye başladı. Haliyle dikkat çekmeye başladı , buralara kadar geleceğini açıkçası ben de düşünmüyordum. çok ta iyi oldu :).

-Partneriz Merve Hazer ile oldukça uyumlu bir çift görünümündesiniz. Peki Efecan Şenolsun’un gözünden Merve Hazer nasıl biri?

Merve çok tatlı, güzei, hayat enerjisi yüksek, genel anlamda pozitif ;  içinde %100 iyilik olduğuna inandığım genç bir kız daha. İleride çok güzel işler yapacağına gönülden inanıyorum

-Güneşi Beklerken dizisinde Yağmur ve Can karakterleri izleyicinin sevdiği ve kendisine yakın hissettiği bir çift oldu. Hatta bu ikili için açılmış çeşitli sosyal medya sayfaları bile var. Bunları duyduğunuzda ve gördüğünüzde neler hissediyorsunuz? Sizi seven bu kitle ile iletişime geçiyor musunuz?

Güneşi beklerken 16. Bölüm 00004Acayip mutlu oluyorum tabi ki ve şaşırıyorum . Çünkü hayatımda hiç bu noktada olmamıştım ve bu şekilde hissetmemiştim. Belli bir kitle, hatta kitlelerin sizi karşılıksız seviyor olması ve size saygı duyma hissiyatı muhteşem. Genel olarak iletişime geçiyorum tabi ki. Eksik olmasınlar . Ben de onları çok seviyorum:)

-Yağmur  kendi sosyal konumunu saklayan bir karakter olarak ortaya çıktı. Aslında klasik bir hikaye ama Can bu durumu klasik bir şekilde karşılamadı.  Tepki bile göstermeden Yağmur’a sahip çıktı. Peki Efecan Şenolsun olarak siz böyle bir durumda kalsanız nasıl tepki gösterirdiniz?

İnsanların sosyo-ekonomik durumları ve pozisyon olarak bulunduğu yer biraz dünyevi kavramlar. Efecan için hiç önemli değil. Maskelerle yaşamak yerine kendin olarak yaşayıp böyle mutlu olabiliyorsan gerisinin gerçek anlamda hiç önemi yok. Gecekonduda yaşayabilirsin. Sarayda da.  Fakat içindeki durum buna göre değişiyorsa ve sen o şekile girip, öyle davranıyorsan o zaman benim için problem var ve buna tepkisiz kalamam. Yağmur’un durumunda Efecan kızardı. Fakat utanmaması gerektiği için; annesine bu şekilde davrandığı için kızardı. O durumda olup aksini gösterdiği için değil.

Efecan Şenolsun 00010-Güneşi Beklerken dizisi Kanal D’nin en çok izlenen dizisi konumunda. Türk Seyircisi bu diziyi neden sevmiş olabilir?

İnsanlar kendi hayatlarında yaşadıkları şeyleri, karşıdan izlemeyi hep sevmişlerdir. Bizim dizimizde hayatın içinden doğal ve engebeli olan o hayat yolculuğundan kesitler sunuyor sanırım. O yüzden diyelim.

-Karşılıklı oynamayı hayal ettiğiniz oyuncular var mı? Yada “şu projede olmalıydım” dediğiniz bir proje oldu mu?

Türkiye’ den söylemek gerekirse , Okan Bayulgen, Haluk Bilginer , Şener Şen , Çetin Tekindor , Uğur Yücel , Hümeyra,Cem Yılmaz aklıma gelen türk isimler. tabi ki çok daha fazlası var. Yönetmenler olarak , Fatih Akın,Ferzan Özpetek , Nuri Bilge Ceylan , Zeki Demirkubuz’ un projelerinde olmayı inanılmaz istiyorum. Genel anlamda şu projede olmalıydım dediğim saydığım bu değerli büyüklerin filmleri ve projeleri diyebilirim.

Etiketler

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>