escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan

En Yeni Dizi Magazin Haberleri

Yayında Olan Diziler

Tüm Günlük Diziler Burda

Güncel Dizi Fragmanları

Halit Karadağ ve Oğulları

Dizi Magazin 06 Aralık 2010

8 Kasım’da ilk bölümüyle ekranlara gelen Karadağlar dizisi, kısa zamanda reyting listesinde tırmandı ve üst sıralardaki yerini aldı. İlk üç bölümüyle seyircinin kalbinde yer eden Karadağlar dizisinin setine konuk olduk; Halit Karadağ’ın oğullarıyla ve kalfasıyla dizi hakkında konuştuk.

Halit Karadağ karakterini canlandıran başroldeki usta oyuncu Erdal Özyağcılar ise, günümüz dizileri, reytingler ve dizi süreleri gibi pek çok konuda sorularımızı yanıtladı.

İlk röportajımız sırasında, Yabancı Damat’tan bahsederken, iki ülke arasındaki dostluğu güçlendirme adına bir misyonu olduğuna değinmiştik. Sizce dizilerin böyle bir misyonu olmalı mı?
İlle misyonu olsun diye bir senaryoyu almak olmaz. Denk geldiği zaman ses getirebilmesi güzel oluyor. Aslında şöyle bir şey var, artık böyle pek ders veren, akıl veren, normal insanların yaşadığı olaylarda ahkam kesen dizileri seyirci pek izlemiyor gibi. O daha çok drama, insan hikayeleri izlemeyi seviyor.

Bazı yorumcuların ‘şiddet sahneleri veya tecavüz sahneleriyle reyting sağlanıyor, ama aslında bunlar gereksiz ve kötü etkileri var’ şeklinde söylemleri var. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Ben hiçbir dizinin hiçbir hikayesinde, hiçbir yapımcının ‘özellikle şunu yapayım da dizi tutsun’ diye düşündüğüne inanmıyorum. Zaten öyle bir şey düşünse bile o dizi tutmaz. Tutarsa bile iki bölüm tutar ondan sonra yok olur gider. Hikayenin içinde o olaydan doğan yaralı kalpler, karakterler ürüyorsa, niye olmasın, olur. Odak o olmadıktan sonra tecavüz de olur, cinayet de olur, yeter ki ondan sonraki dramatik akışta karakterlerin ona gerçekten bağlı yaşantıları olsun, seyirciyi ona inandırsın.

Dizilerin çok uzun olması konusunda hem set ekibi, hem oyuncu rahatsız. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Aslında izleyiciyi de biz rahatsız ediyoruz. Çünkü diziler 8’de başlıyor, reklamlarla 2- 2 buçuk saat civarında bir şey oluyor. E sevdiği de dizi oluyor. Onlar için de biraz azap oluyor, en çok sevdiği dizilerde bile. Bence bu yanlışı bir an evvel düzeltmek lazım. Kanalların yöneticilerine kalıyor, ortak bir karar alıp, gerçekten 50’şer ya da 60’ar dakikalık dizi yapılması lazım. Hem 60 dakikaya verilen emekle, o 60 dakikalık dizinin kalitesi, 85 dakikalık dizinin üç katına, dört katına çıkar. Hem resim kalitesi, hem oyunculuklar, hem hikaye…

“KOMEDİ DİZİLERİ AZALMAYA BAŞLADI”
85-90 dakika dramalar izlenebiliyor ama komediler hiç izlenmiyor. Onun için de komedi dizileri azalmaya başladı. Komedinin seyretme süresi dramdan daha azdır seyircide. Onun için 40’ar dakikaya indirilse o zaman taş gibi komediler de çıkar, komedi dizileri de ön plana çıkar.

Sosyal paylaşım sitelerinde, seyirciler de platformlar kurmuş, 85 dakikalık dizilere hayır diye…
Çok doğru bir şey. Ayrıca bir şey daha var, biz çok tutmuş dizilerde bile insanları özgürlüklerinden kısıtlıyoruz. İnsanların, televizyon seyretmenin ötesinde de bir takım sosyal işleri var. En azından aile içinde bir sohbet anı olur. 60 dakika 40 dakika olursa dizi de bellidir zaten, açar televizyonu, 60 dakika seyreder, ondan sonra eğlence seyreder, veya televizyonunu kapatır başka konuya döner. Hiç olmazsa vakit kalır, insanların gece hayatlarında, evdeki hayatlarındaki aile sıcaklıklarına, o kendi içindeki aile işlerine bir zaman kalır. Bu da olmuyor ki, 8’de bir başlıyor, 2 saat bir şey de konuşulmuyor. Ancak 10’ar dakikalık reklam aralarında olabiliyor konuşma. Para çok mu tatlı geliyor insanlara anlamıyorum. 60 dakikada dizinin bütçesi düşecek. Kanallar onu düşünmüyorlar. 5 liralık bütçeden 4 liralık kazanç alacak ama 15 liralık bütçeden 20 liralık kazanç almak düşünülüyor ve bunlar oluyor.

Diziler yine de gün geçtikçe daha kaliteli bir hal almaya başladı, teknik anlamda çok olumlu gelişmeler var.
Şöyle bir devir geçti, kamerayı koyarız, oyuncuların yakın planlarını alırız, ondan sonra sufle verirler, sonra da biz ona bir güzel dublaj yaptırırız, montajını yaptırırız… Artık öyle değil, bir görüntüsel altyapı, kullanılan malzemeler, iki veya üç kamera, sesli çekilmesi şart, sinema tekniği içinde çekilmesi lazım dizilerin. Bir resim kalitesi, bir yönetmen kalitesi, objektif lensleri, kamera, bunlar çok önemli.

KÜÇÜK KADINLAR’DAN NEDEN AYRILDI?
Karadağlar dizisinde Halit Karadağ’ın avukat oğlu Selahattin’e hayat veren Burak Sağyaşar, geçtiğimiz sezon Küçük Kadınlar dizisinden sürpriz bir şekilde ayrılmıştı. Sağyaşar, ayrılığın sebebini şöyle açıkladı: “Ortak karar aldık. Gayet profesyonelce ve iyi ayrıldık, kötü bir şey yok ortada. Ben istedim ayrılmayı. Onlar da senaryonun gidişatına göre böyle karar vermişlerdi.”

Karamazov Kardeşler adlı romanda en çok İvan (Selahattin) karakterine kendisini yakın hissettiğini söyleyen Sağyaşar, bakın rolü ve hayatına yansımasıyla ilgili neler söyledi:

“Daha önce oynadığım rollerden çok farklı bir rol. Daha ağırbaşlı, duygularını saklayan bir karakter. Hatta Dostoyevski ‘mezar gibi bir adamdır’ demiş İvan için. Hani eğlenceli bir ortamda kahkaha atmayan, ağlayacağı varsa bile tutan, bunu dışarıya pek belli etmeyen bir karakter. Asla sinirlenmeyen, değişik bir adam Selahattin, çaktırmıyor ve biraz da sinsiliği var.

“İlerleyen bölümlerde mutlaka göreceğiz. Her oğul gibi, hatta dizideki her karakter gibi onun da bir hesabı var. Bu köye geliş sebebi öyle boş bir sebep değil. Yani babamı özledim diye gelmiyor.

BENİM DE UNUTAMADIĞIM OLAYLAR VAR”
“Selahattin bir kazık yemiş ya, bundan dolayı unutamamış, benim de unutamadığım olaylar vardır. Hani insanlar der ya ‘aman boş ver, hayat güzel, bunları takmamak lazım’ diye. Bir tek o noktada Selahattin’le birleşiyoruz yani. Hafızanın bir yerinde kazınmış, bir gün gelecek ve çıkacak her şey…”

Halit Karadağ’ın bir diğer oğlu Gülali ise, Selahattin’in aksine hislerini fazlaca belli eden, biraz da hırçın bir karakter. Gülali’yi canlandıran İbrahim Çelikkol’la Gülali’yi nelerin beklediğini ve Kaz Dağları’nda süren çekimleri konuştuk.

GÜLALİ İLE TAKILMAK GÜZEL OLUYOR”
“Ben biraz bıçkın bir delikanlıyı oynuyorum, alkolü seven, kumarı seven, kadına düşkün bir karakter. Babasıyla büyük çatışması var, babası çok kötü bir karakter olduğu için Gülali bunun karşısında. En büyük kötülüğü de Gülali’nin annesine yaptığı için… Çünkü Gülali biliyor ki annesi babası yüzünden öldü. Ve annesinin bütün mirasını baba kendi üzerine alıyor. Gülali hırslı bir çocuk değil. 5 kuruşu olsun o 5 kuruşunu o anda sevdikleri uğruna, kendi uğruna, zevkleri, içki, kumar uğruna harcayabilen bir karakter. Çok naif, kaliteli bir karakter diyebiliriz. Ben Gülali’yi gerçekten sevdim. Gülali’yle takılmak güzel oluyor yani.

“Bir de çok sevdiği bir kardeşi var Gülali’nin; Kadir. Onu hiçbir zaman kıramıyor. Kadir’in isteklerini yerine getirmek için kendini öldürtme pahasına bile olsa o şeye baş koyuyor.

İbrahim de bir şeyler katıyor mu Gülali’ye?
“Kadına kıza düşkünüm filan demek şimdi doğru olur mu bilmiyorum. (Gülüyor) İbrahim kumara ve yahut da alkole çok düşkün bir adam olmasa da, hani zamanında kumar da oynamış olabilirim, alkol de içmişimdir. Bu kafa var, buna sahibiz. Oraya da onu aşılamak kolay oluyor”

Kaz Dağları’nda nasıl gidiyor çekimler?
Çalıştığımız yerler çok keyifli. 5 dakikada gelip gidiyorsun, İstanbul trafiği yok her şeyden önce. O yüzden bizim uyku düzenimiz çok daha lükse çıkıyor, daha keyifli oluyoruz, dinlenmiş bir şekilde geliyoruz.

Erdal Özyağcılar’la dostluğu 40 yıl önce gazete tiyatrosuna dayanan, daha önce Elveda Rumeli’de Kasap Cabbar rolünde yine birlikte izlediğimiz başarılı oyuncu Gökhan Mete’yle de keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Seyit karakterinde neredeyse kendisini oynadığını söyleyen Mete, yine de bazen Seyit’in yaptıklarını kabullenemediğini söyledi.

Nasıl bir karakter Seyit?
Çok sakin, çok yumuşak. Halit’e pek itiraz etmeyen, daha doğrusu sesini yükseltemeyen, kabullenmiş bir yapısı var. Aslında Seyit öyle pek iş yapan adam değil, devamlı Halit çalışıyor, Halit kazanıyor, o da orada onun süt kardeşi ya işte, öyle geçiniyor.

Nasıl geçiyor çekimler?
Erdal’ın kullandığı bir laf var, “hayatımda ilk defa karakterler lap diye yerine oturdu” Keyifliyiz o yüzden. İklim şartları olsun, yabancı bir yer, yağmur, onlar zorladı bizi ilk başta o kadar. Şimdi her şey iyi gidiyor.

Sizi en son Elveda Rumeli’de izlemiştik
Kasap Cabbar olarak en son ben dahil oldum diziye. 5- 6 bölüm sonra kesilecek bir karakter diye düşünmüştük hatta, öyle olmadı. Sevildi. Önce kötü bir karakterle başladı, sonra çocuklarla olan ilişkisi değişti adamın ve kaldı.

Şimdi Karadağlar’da çok daha farklı bir roldesiniz
Bir insan kolay kabullenemez böylesine bir yaşamı. İnsan hiç sesini yükseltmez mi ya? Dediler ki Gökhan Ağabey fa’dan devam et. Si’si, Do’su olmasın, Fa’dan gidelim. Etliye sütlüye çok da karışma, sesin yükselmesin.

Röportaj : ECE GÖKSEDEF

Kaynak : Habertürk

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Henüz hiç yorum yapılmamış.

kaçak iddaa siteleri film izle güvenilir casino siteleri bahis siteleri iddaa siteleri Sayfa da82 sorgu var. 8,417 saniyede yüklendi.
bahis siteleri