escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan

En Yeni Dizi Magazin Haberleri

Yayında Olan Diziler

Tüm Günlük Diziler Burda

Güncel Dizi Fragmanları

Gezi Parkı Olayları Genç Bakış’ta Tartışıldı

Tv Magazin 06 Haziran 2013

Abbas Güçlü ile Genç BakışGezi Parkı eylemleri dün gece Prof. Dr. Binnaz Toprak ve Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu’nun konuk olduğu Abbas Güçlü ile Genç Bakış’ta tartışıldı…

Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu – Siyaset Bilimci

– Başbakan’ın “twitter bir baş belasıdır” açıklaması vahimdi. Ama aynı Başbakan Türkiye’ye demokrasi getirmekle övünüyor. Demokrasi getirdiyseniz, demokrasinin temel kurumu özgürlüktür, özellikle de ifade özgürlüğü. İade özgürlüğü olmayan yerde demokrasi de yoktur. İfade özgürlüğünün en fazla kullanılacağı yer bu tür araçlardır.

– Propaganda nedir ne değildir? Bunun sınırını çizmemek, muğlak bırakmak, istediğiniz gibi gevşetip, istediğinize arklı standartlarda bunları uygulamaya kalkmak ülkede büyük sorunlara yol açıyor. Herhangi bir şekilde devletin otoritesini de tesis etmiyor. Tam tersine adalet dağılıtılmıyormuş ve dolayısıyla rejimin meşruiyeti yokmuş gibi bir izlenim doğuruyor ve demokrasi olduğu savını çürütüyor ve Türkiye’nin yurtdışındaki itibarını zedeliyor. – AK Parti’nin vermiş oldukları demokrasi sözünü ve parti programlarında yer alan iyi yönetişim sözünü gerçek hayata geçirmeden Türkiye’nin bu badireden çıkma şansı yok. Bu olayda insanlar bunu talep ediyor.

– Önce bu proje anlatılmalı ve insanları rızası alınmalıydı. Bu referandumla da olurdu başka türlü de. Mesela Çevre Etki Değerlendirmesi diye bir uygulama var. Bunlar tamamen kağıt üzerinde kalmış durumda.

– Şu anda iktidarda gücünü biriktiren bir AK Parti görüyoruz. Ve bunun etrafında başkanlık rejimi adıyla, demokrasi görüntüsü olmayan bir kılıf geçirmeye çalışıyorlar, buna büyük bir tepki var. Bu iş bir yönüyle de buraya gidiyor. Başbakan giderken ‘Parlamenter sistem Türkiye’de oturmuştur’ dedi. Oturmuşsa biz neden başkanlık sistemi istiyoruz.

– 82 anayasasının getirdiği merkeziyetçi idare biçiminin tarihi referansı Abdülhamit’tir. Bu sistem yeni bir Abdülhamitçilik rejimidir temel itibariyle. Abdülhamid’ini arıyordu. Başbakan biraz Abdülhamid’e yakın bir noktaya geldi. Merkezde, kişiselleşmiş, kamu bürokrasisine düşman bir şekilde yaklaşan bir nokta.

– AK Parti demokrasi ve iyi yönetişim sözü vermişti. Biz seçmen olarak vermiş olduğu sözü isteme hakkına sahibiz.

– Gayet basit bir kural var; yapmış olduğunuz davranış başkasına zarar veriyorsa hükümet bunu düzenleme hakkına sahiptir. Başkasına zarar vermiyorsa hükümetin bunu düzenleme hakkı yoktur.

– Burada örgütlü olmayan bir hareket var ve temel vurgu, adam yerine konmak, özgürlük ve bir takım değerlerin zorla empoze edilmesinin engellenmesi.

– Projenin geri çekilmesi hemen sonuç verir mi bilmem ama güven arttırıcı bir önlem olur. Şiddet uygulayan polislerin cezalandırılması lazım. Ayrıca bir çok demokraside bu tür olaylar olduğunda vali veya bakan görevden alınır. Bu tür şeylerin düşünülmesi lazım.

– Güven arttırıcı bir takım adımlar atılması gerek. Bunu Başbakan kendi atmak istemezse Cumhurbaşkanı devreye girebilir. Kendisiyle bir takım görüşmelerde bulunabilir. İdareyi yönetme gücü kendisine anayasa tarafından tanınmış durumda. En ufak bir problem çıktığı vakit cumhurbaşkanının müdahil olma zorunluluğu var bu onun anayasal görevi. Bu durum çok uzar, yaz boyu halledilemez bir hale gelirse, o zaman düşünebileceğiniz şey halka gitmektir, yani sandıktır. İnsanları sokağa dökeceğinize, sandığa dökersiniz. Dolayısıyla erken seçime gidebilirsiniz. Ya da Gezi Parkı’na inşaat yapılıp, yapılmaması üzerine tek maddelik bir referandum yapabilirsiniz.

Prof. Dr. Binnaz Toprak – Siyaset Bilimci

– Mizahra sosyal bilimler literatüründe genelde çok baskıcı toplumlarda bir iletişim aracı olarak kabul edilir. Tabii Taksim olaylarında daha farklı biçimlerde daha özgürce bir mizah ortaya çıktı. Keşke böyle hep mizahla ifade edilebilse ve mizahla ifade edileni de siyasiler anlayıp ders çıkarabilse.

– Sayın Bülent Arınç ‘Özür diliyoruz ama şiddete başvuranları da kınıyoruz’ diyor ama bu hareket bir şiddet hareketi olarak başlamadı. Parkta kendi halinde 30-40 kişi parktaki ağacın sökülüp oraya o kışlanın yapılmasını istemeyen uzun süredir bunun için mücadele veren Taksim Dayanışma Grubu vardı. Onlar zaten uzun zamandır uğraşıyorlardı ve Taksim’e daha önce de böyle gösteriler yapmışlardı. Orada yatan insanları polisin gelip tekme tokat dövmesi , çadırlarını yakması inanılmaz bir tepkiye neden olmuştu. Bizin haysiyetimiz kırıldı diyor gençlere sorduğunuzda. Bu sözü çok duydum, haysiyetimiz kırıldı diyor insanlar.

– Sosyal medya zaten kontrole dilemeyen bir iletişim alanı.Hakikaten orada insanlar bazen küfürler hakaretler yağdırabiliyor, keşke olmasa ama oluyor. Fakat siz eğer bir ülkede medyayı susturusanız, gazeteciler hapishanede,

– Özellikle bu son olayda Türk medyası kötü bir sınav verdi. İnsanlar basından doğru haber alamadığı takdirde tabii sosyal medyada her şey dolaşabiliyor. Bir portakal gazı işi çıktı. Ben bunun abartılı olduğunu düşünüyorum. Bu savaşta bile yasaklanmış bir gaz. Bunun kullanılmasının olanaksız olduğunu düşünüyorum ama bu yayıldı.

– Benim 2008 yılında yaptığım ‘Türkiye’de farklı olmak’ araştırması şunu gösterdi ki; Türkiye’de farklı olan herkese karşı baskı var. Bu farklı kimlik dini, etnik vs. olabilir. Gençlerlerle ilgili özellikle yaşam tarzlarına karışılması öne çıkıyor. Mesela küpe taktı diye, saçı uzun diye hatta bazı üniversite hocaları dersten atıyordu bu çocukları. Taksim ve civarına gittiğinzide de bunu görüyorsunuz. Yazılan sloganlarda da bu var, duvar yazılarında da bu var. Hayatımıza karışma, bizi serbest bırak. Metroda ahlaklı davranın diye bağırmayın bize. El ele tutuştuğumuzda ahlaksızlıkla suçlamayın, bir tane bir şey içtiğimizde ayaş demeyin.

– Taksim’deki çocuklar arasında inanılmaz bir dayanışma vardı.

– Bu dünyada çok az görülmüş bir şey; mesela Beyoğlu’nda bazı dükkanların camları kırılmıştı ama hiç kimse içine girip bir şey almamıştı. Kimseye saldırılmadı, kimse kimseyle kavga etmedi.

– Bir proesör arkadaşımızın yaptığı araştırmaya göre; ilk defa Türkiye’de özgürlük talebi, eşitlik talebinin üzerine çıktı. 2006’da yaptığı bir araştırmada ise durum tam tersi idi.

– Bu hareket başlangıçta politik olmaktan çok kendi yaşantılarıyla ilgili bir meseleydi. Tabii şimdi politik gruplar da katıldı.

– Biz bir arada yaşamak istiyoru, kimse kimseye karışmasın istiyoruz, özgür olmak istiyoruz. Budur verilen mesaj.

– Başbakan öbür yüzde 50’yi sokağa çıkarırım diye tehdit ediyor. Ama o yüzde 50’nin ne düşündüğünü bilmiyoruz şu an.

– Herşeyden önce bir kere temel hak ve özgürlüklerin garanti altına alınması lazım. Kısa vadede orada o kışlanın yapılmayacağının muhakkak söylenmesi lazım. Taksim Platformu’nun sunduğu önerinin yerine getirilmesi lazım. Başbakan’ın özür dilemesi ve bir daha kimse kimsenin hayatına karışmayacak demesi lazım.

– Bana da sorsanız AKM binası harika bir yapı değil ama bir dönemi yansıtıyor o yüzden insanlar tepki gösteriyor. İnsanlar o binanın orada kalmasını istiyor.

– Ben tek parti hükümetlerinin Türkiye’ye yaramadığı kanaatindeyim. Türkiye gibi daha yerleşmemiş, kurumsallaşmamış bir demokrasiye yaramıyor. Bence yüzde 10 barajının düşürülüp daha çok partinin parlamentoya girmesi gerek.

– Ben sadece Gezi Parkı ile ilgili bir referandumun kimseyi tatmin edeceğini düşünmüyorum.

– Ben şahsen erken seçim isterim. Ama CHP ne düşünür bilmiyorum.

– Bundan sonra Türkiye’nin eski Türkiye olamayacağı kanaatindeyim. İktidar bugüne kadarki baskıcı tavrını devam ettiremeyecek. İstese de ettiremeyecek.

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Henüz hiç yorum yapılmamış.

kaçak iddaa siteleri film izle güvenilir casino siteleri bahis siteleri iddaa siteleri Sayfa da95 sorgu var. 4,757 saniyede yüklendi.
bahis siteleri