escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan Pendik Escort

En Yeni Dizi Magazin Haberleri

Yayında Olan Diziler

Tüm Günlük Diziler Burda

Güncel Dizi Fragmanları

Engin Günaydının Yeraltı filmine yorumu.

Dizi Haberleri, Dizi Magazin 13 Nisan 2012

‘Yeraltı’ filmiyle büyük beğeni kazanan Engin Günaydın, oyunculuğunu ve yeni filmini anlattı.

 

 

 

 

O hem milyonlarca televizyon izleyicisinin, hem de sinema severlerin gönlünü fethetmeyi başarmış Türkiye’deki birkaç oyuncudan biri. Şu sıralar ’Yer altı’ filmindeki performansına övgüler yağıyor. Engin Günaydın’la Zeki Demirkubuz’la 11 yıl sonra bir araya gelişini, popüler olmak ve sanat yapmak arasındaki dengeyi nasıl koruduğunu konuştuk…

Zeki Demirkubuz’la ’Yazgı’dan 11 yıl sonra bir araya geldin. Neler değişmiş senin oyunculuğunda, onun sinemasında? Bu ara iyi geldi mi ikinize de?

Kesinlikle. O dönemlerde 30 yaşındaydım. Artık 40’ıma geldim. Daha vurdumduymazdım eskiden. Bu süre benim açımdan nasıl biri olduğumu anlamakla geçti.

Peki nasıl biri olduğuna karar verdin?

Şuna karar verdim: Ben aslında hiçbir şey değilim. Bir şeyler konuşuyorum ama cahilin önde gideniyim. Buna karar verince çok rahatladım. İçimdeki endişe gitti. Çünkü benden bir şey olmayacağını öğrendim. Artık aklıma eseni konuşabiliyorum. Oyunculuğum da daha rahatladı.

Yani sıkıntı, oyuncuların kendini ’bir şey’ zannetmesi mi?

Evet. Bu bir anlamda oyuncuyu riske sokuyor. Mesela ben oyunculukta aklımı kullanmaya çalıştığım zaman, hareket etmem zorlaşıyor. Akıl, iyi gibi görünüyor. Bütün felaketin de habercisi yine akıl oluyor. Bu anlamda ’akıllı’ şeylerden nefret ediyorum. Akıllı sinemadan, akıllı müzikten… Hatta aklın sinemanın sonu olacağını düşünüyorum.

Zeki Demirkubuz’un sineması ’akıllı’ değil de ’duygulu’ sinema mı oluyor bu durumda?

Evet. Onun en büyük hedefi ’duygu fırtınası’ yaratmak. Onun sineması ’akıllı’ değil. Duyguları, önemsemediğimiz zamanları hatırlatan bir yönetmen Zeki…

Oyuncusunu da çok yücelten bir yönetmen aynı zamanda… Her şeyi oyuncusuna bırakabiliyor.Bu işleri kolaylaştırıyor mu, zorlaştırıyor mu?

Kesinlikle kolaylaştırıyor. Oyuncu-yönetmen ilişkisi mahremiyet kadar yakın bir ilişki istiyor. Oyuncunun kimseye göstermediği duygularını çekmek istiyor yönetmen. Çoğu oyuncu özel duygularını göstermez, onu kendisine saklar.

“ROLÜM İÇİN İÇKİ İÇİP DEPRESYONA GİRDİM”

Sen ilk senaryoyu okuduğunda ne hissettin peki?

Senaryoyu bütün olarak çok beğendim. Karaktere bayıldım. Bir oyuncu için çok iyi bir karakter. İlk okuduğumda hemen oynamak istedim ama çok zor olduğunun da farkındaydım. İlk farkettiğim şu oldu; bu yalnızlık denen şey ne illet bir şeydir ki, insanları bu hale getirebiliyor. Yalnızlık, veba gibi giderek de yaygınlaşıyor. Artık insanlar birbiriyle görüşmüyorlar. İnsan organizmasının en sevmediği şey, mutsuzluktur. Ve bu film şunu sorguluyor: ’İnsan neden kendi kendine bu yolu seçer, bile bile niye bu işkenceyi seçer?’ Bu filmde oynamak istedim çünkü; yalnızlığın birini ne hale getirebileceğini insanlara göstermek istedim.

Çok zor bir rol bu. Bu rolden çıkıp akşam arkadaşlarınla buluşup eğlenip sabah tekrar sete dönebildin mi?

O mümkün değildi. Çok kapandım, başka türlü oynayamazdım. Arkadaşlarımın gözünün içine bakamıyordum. Çok büyük yük vardı sırtımda. Bir psikolojiye girdim ve bitirdim. Adam ağır bir depresyonda… Kimseyle konuşmuyor. Nasıl oynarım diye uzun uzun düşündüm. Sonra en iyisi kendi psikolojimi bozayım dedim.

Nasıl yapabildin bunu? İnsan durup dururken bile bile mutsuz olabilir mi?

Mutsuzluk, mutluluğun arka kapısı. Çok uzun süre kendimi bu psikolojide sabitledim. İçki oranımı arttırdım. Depresyona girecek kadar içtim. Sete girdiğim zaman hazırdım.

Nasıl buldun performansını filmin son halini izleyince?

Kendime bir aferin çektim. Önümde güzel bir parti zamanı var. Başarılarımı kutlamayı çok seviyorum. Film bitti, şimdi parti zamanı…

Ödüller peki o partinin neresinde?

Fena olmaz. Bir kadeh de ödül için içilir. (gülüyor)

“VAVIEN’DEN SONRA YAPIMCILAR ÇEKİLDİ”

Vavien çok iyi bir filmdi. Gişeden çok başarısız ayrıldı. Hayal kırıklığı yaşadın mı?

Tabiki. Biz o filmi ’izlenir’ diye yaptık. Avrupa’da filmi ’popüler sinema’ kategorisine koydular mesela. Dedik ki; bizim ülkemizde ’sanat sineması’ kategorisine girdi. Film izlenmeyince şaşırdım, afalladım. Vavien’den önce benimle çalışmak isteyen çok yapımcı vardı. Sonra onlar azaldı. Neden böyle olduğunu bulmaya çalıştım, yeni bir çözüm aradım.

Buldun mu peki?

Yok (gülüyor)… İnsan, hoşlandığı şeyleri yapmaya devam ediyor. Bu sorun bizim sinemamızın en başından beri var.

Taylan Biraderler’le bir projen daha vardı. 12 Eylül merkezli bir hikayeydi sanırım?

Dediğim gibi pahalı bir proje. Yapımcılar yanaşmıyor. O yüzden bekliyor film…

“SİNEMADAN PARA KAZANSAM TELEVİZYONDA ÇALIŞMAM”

Bir tarafta reyting rekorları kıran dizilerin var, diğer yanda gişede bekleneni bulmayan filmlerin. İkisi arasında psikolojik dengeyi nasıl kuruyorsun?

Popüler izleyiciyle sinema izleyicisini ayırt etmeyi öğrendim. Popüler izleyicime ne vereceğimi bildiğim gün o dengeyi kurdum.

Gerçekten sinemadan para kazansan, televizyonda çalışmaya devam eder misin?

Hayır, etmem. Televizyon, benim için ekonomi demek. Hayatımı devam ettirmem gerekiyor. Yaşam standardımı korumam gerekiyor. Sinemayla bunu sağlasaydım, gerçekten televizyona hiç bulaşmazdım.

Peki para kazanmak için sinemada istemediğin işlerde yer alır mısın?

Hayır, asla. Sinema başka bir şey. Televizyondan zaten para kazanıyorum. Sinemayı buna alet etmem.
Mehmet Özdoğan/ Habertürk

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Henüz hiç yorum yapılmamış.

kaçak iddaa siteleri film izle güvenilir casino siteleri bahis siteleri iddaa siteleri Sayfa da91 sorgu var. 6,236 saniyede yüklendi.