İçerde Dizisinde CELAL’İN KARARI NE?

Anket: Survivor 2017’de 10. Haftada Kime Oy Verdiniz?

Hangimiz Sevmedik Dizisinin 32. Bölümünde Bebek Krizi Yaşanıyor

Paramparça Bugün Final Bölümü ile Ekrana Veda Ediyor

Biraz Kördüğüm, Biraz Kış Güneşi ve Biraz da Sinema

Dizi Magazin, Editörden 04 Mart 2016
1.317 views

Arslan Yıldız, televizyonda yayınlanan dizileri genel anlamda değerlendirirken son sezon da ki ülkemiz sinemasına da değiniyor.

BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN

Bir diziyi ya da Sinema filmini izlerken, şayet peşi sıra takip eden sahneleri biliyorsanız; bunun 4 etkin sebebi olmalı. Birincisi, önceden seyretme fırsatı buldunuz ve sizinle aynı fırsatı yakalamamış olanlara böylece hava atıyorsunuzdur. İkincisi, senaryosunu bir şekilde okumuş ya da hatta senaryoyu siz yazmışsınızdır. Üçüncüsü, gerçektende hisleriniz çok kuvvetlidir ve hissediyorsunuzdur. (Bir keresinde Kim Milyoner Olmak ister yarışmasını kuzenlerimle birlikte seyrederken, her zaman yaptığım gibi yapmıştım. Soru çıkmadan önce şıkkı kafadan atıyorum genelde ve çoğu zamanda tutuyordu. O gece abartısız 8 soruyu bu şekilde bilince, benden açıkçası biraz tırsmışlardı) Ve son olarak ta, klişe bir dizi ya da film izlediğiniz için, peşi sıra sahneleri de çok kolay anlayabilirsiniz.

Bunu ben genelde yaparım da, ilk kez “Kış Güneşi” filminde epey bir başarılı olmuştum. Meğer o dizi de Kore Uyarlamasıymış. Ama konusu o kadar tanıdık ve bildik gelmişti ki, gerçi defaten aynı tip işlerde yapılmıştı tabi. Hatta “Mayıs Kraliçesi” dizisi de sanırım o tarz bir şeydi. Hazır konu “Kış Güneşi” dizisinden açılmışken, öncelikle her yeni başlayan proje için söylediğim gibi yolları açık olsun. Benim derdim hiçbir zaman emekle, zamanla ve parayla olmamıştı. Benim derdim, akılsız ve parasına güvenen o kişilerleydi her zaman. Neyse. Bu dizide, diğer diziler gibi ağır bir sıkıcılık söz konusu. Hatta “Kördüğüm” dizisi tam bir bunalım dizisi ve hala ne anlattığı konusunda bir şey anlamış değilim. Birde bu tarz şeyler deniyorlar ara sıra. Esas oğlan çok fazla konuşmuyor ve ağır abi takılarak, sanki dünyanın bütün sıkıntısını üzerinde taşıyormuş havası veriyor. Tamam, bazı sahnelerde susmak konuşmaktan iyidir ve çok şeyde anlatır; ama her zaman susmak, hele ki geceyi kapatmış dizilerde, yeterince can sıkıntısı. Diğer taraftan anlamadığım, Reyting sistemi var birde. Sanırım ilginç bir uygulamaya geçilmişti yakın zamanda ve aradaki dengede bu sayede bozulmuştu. Eskiden zengin ile fakir arasında birde Orta direk vardı. Ama şimdi Orta direk diye bir şey yok, ya zengin ya da fakir var. Reyting sistemi de tamamen ona dönmüş durumda. Eskiden Total sonuçları ile AB sonuçları arasında mantıklı bir denge vardı; her ne kadar bu sisteme itibar etmesem de. Ama şimdi Total’de 20’nci olan atıyorum, AB’de 3’ncü oluyor. Ya da gelecek hafta tam tersi olabiliyor. Mesela geçen hafta “Kördüğüm” yanılmıyorsam AB grubunda 10’ncü çıkmıştı, bu hafta 3’ncü olmuş. Yani tuhaflıklar, saçmalıklar, abartılar, ahlaksızlıklar, iğrençlikler ve daha birçok ilginç şeyler yaşanıyor, o masum sandığımız beyaz camda.

Birde beyaz perdeye bakalım. Sevindirici olanı artık yerli filmlere halkımız yeniden itibar gösterdi ve uzun yıllardır yabancı filmlerin hüküm sürdüğü ülkemizde, yerli filmlerimiz son birkaç yıldır yabancı filmleri geçmiş durumda ve buda oldukça büyük bir başarıdır Türk Sineması adına. Ama gel gelelim ki, hala Sinemamızda adam akıllı işler yapılmıyor. Tamam, beyaz ekranda kafayı sıyırmış seyirci haliyle Sinemaya gülmek için gidecek ve buda çok mantıklı. Hele ki, parasıyla gidecek, seçme hakkına da sahip. Ama birbirinin aynısı, bol küfürlü, bol erotik sahneler, yani televizyonda yapılan ahlaksızlığın, sansürsüz halini Sinemada görebilirsiniz. Şimdi çıkıp ta bana küfür ve cinsellik hayatımızın içinde var ve artık bunu engellemek geri kafalık filan diyebilirsiniz. Evet, hepimiz yeri geldiğinde sağlam küfürler ediyoruz doğru. E tabi Cinsellikte hayatımızın içindeki gerçek, buda tamam. Ama bunları gözümüze sokmanın manası ne peki? Yaptığı işi küfürle ve belden altı basit esprilerle kurtarmaya çalışan kişi, bence ne sanatçıdır; ne de bu işin erbabıdır. Ha şunu anlarım. Kardeşim ben gişe filmi yapıyorum ve yatırdığım paramın da, artık iki katı mı olur, dört katı mı olur bilemem, onu kazanmanın ve gidip yurt dışında da çatır, çatır harcamanın peşindeyim diyorsa o kişi, tamamdır. Ama ben Türk Sinemasını temsil ediyorum ve yerli filmler bizlerin sayesinde itibar kazandı ve yabancılar artık eskisi kadar ülkemize rahat giremiyorlar diyorsan, orada dur derim ben sana. Senin Türk Sinemasını temsil etme gibi bir hakkın yok kardeşim. Çünkü Türk Sineması bu değil bir kere. Evet, geçmişte de gişe filmleri, Amortisman filmleri yapılmıştı Sinemanın devamlılığı için, ama kaliteli işlerde yapılmıştı ki, onca imkânsızlığa ve yokluğa rağmen. Sen şimdi bunca imkâna ve rahatlığa rağmen hala saçma sapan işler çıkarıyorsan ortaya, büyük haksızlık etmiş olursun. Sen çıkıp şayet bir gün Oscar alacak iş yaparsan, sen çıkıp şayet dünyada gösterilen büyük filmlerden yaparsan bir gün, bak o zaman Türk Sineması sen ve senin gibilerin sayesinde, itibarını kazanmıştır diyebiliriz.

Toparlarsak şayet, Televizyon artık uçuruma doğru gidiyor. Sıra Sinemaya geldi. Uzunca bir süre önce bu düşüncemi yine yazmıştım. İnşallah her zamanki gibi yine yanılan da ben olurum. (Güzel işlerde yapılıyor hemen kızmayın. Benim ne demek istediğimiz anladınız siz)

O zaman ne diyoruz? Allah Koreli yazarların hayal dünyalarını kısıtlamasın, Allah seyircimize bolca sabır ve akıl versin, Allah Türk Sinemasını da bu ilginç kişilerden korusun. Âmin!

Saygılarımla,

Arslan YILDIZ

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect. Sayfa da137 sorgu var. 1,910 saniyede yüklendi.