escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan

Aslında “BİZ” “Bizimkiler” Dizisi İle Çoktan Bitmiştik!

Dizi Magazin, Editörden 18 Haziran 2014

Hiç anlatılmayan bir hikâyeyi anlatmak; okyanusta yüzmek gibi bir şeydir. Suyun içindesinizdir ve 4 tarafınızda alabildiğine suyla kaplıdır. İşin garibi gidebileceğiniz bütün yollarda suyla kaplıdır. Yüzmek bir süre sonra size anlamsız gelir. Çünkü 10 kilometrede, 100 kilometrede yüzseniz dahi hala suyun içindesinizdir.

Aynı hikâyeyi anlatmak ise; normal sularda yüzmek gibidir. Daha kolay, daha alışılmış, daha bilindik ve daha garanti gelir size. Çünkü en fazla birkaç metre açılmışsınızdır karadan ve geriye gelme şansınız da oldukça yüksektir. Olmadı birilerinden yardım talep edip bir şekilde güvenli yollarla karaya ayak basarsınız. Sonuç olarak bizler her zaman için bildiğimiz, güvendiğimiz ve hep garanti gördüğümüz sularda yüzmeyi tercih etmişizdir ve görünen o ki, bundan böylede tercih edeceğiz.

Televizyonda yayınlanan dizilere baktığımızda bu sulu örneği çok net görebiliriz. Ne yapımcı, ne kanal nede seyirci yeni bir hikâyeyi istemez. Kızar, aynısı yapıldı diye öfkelenir, kısır döngü içinde çırpınıyorlar diye bağırır ama ertesi gün o dizi birinci çıktığı gibi evde de her akşam o dizi yüzünden kavgalar edilir. Çünkü alışkanlıklarımız bizim yaşamımızın en büyük parçasıdır. O dizi içindeki sıradanlık, hikâyenin tekrara sarması, karakterlerin artık kafayı sıyırması bize bir süre sonra normal gelir. Öylesine içimize işler ki, dışarıdan çıplak gözle bakıp halimize gülenlere kızar, öfkeleniriz.

Önce yeni ve farklı gibi başlar her şey. Sonra bilindik ve alıştığımız sahneleri görünce rahatlarız. “Oh be, şöyle ya! O neydi kardeşim öyle! Bizi anlatın bizi!” iyi de biz o anlatıldığı gibi değiliz ki! Her evde iki erkek arasında kalmış bir aşk hikâyesi mi var? Ya da her evde aile içi gelgitli ahlaksız ilişkiler mi var? Adam işten yorgun argın gelmiş, yemeğini yemiş, karısıyla çocuğuyla sohbet etmiş, yatsı namazından sonrada yatıp uyumuş. Ya da karısı apartman komşuları ile o bilindik dizileri hem seyredip hem de dedikodunun belini kırmışlar. Tamam, kurgu. Hayal ürünü ama biz değiliz.

Nerede o eski mahalle sıcaklıkları? Nerede o babacan komiser, hâkim? Nerede o yardımlaşma, insanlık, sıcaklık ve samimiyet? Eğer bizi anlatacaksanız biz üzgünüm ama en son “Bizimkiler” dizisiyle bittik. Şayet bizi anlatacaksanız “seyirci böyle istiyor” yalanına sığınmayıp, ucuz seyirci kapma oyunlarına girmeyin. Eğer bizi anlatacaksanız, yabancı dizileri bize uyarlamayın. Ya da onları bize sevdirmeyin. Sonuç olarak bizim hikâyemiz diye izlettikleri karışık hikâyelerden başka bir şey değil aslında. Biraz Amerikan, biraz biz az birazda saçmalık. Hepsi bu.

Herkesin ağzında klasikleşmiş bir sözdür. “Hala ilk gün ki gibi aynı heyecan ile seyrediyorum” ya da “Bu benim 1596’ncı kez seyredişim” Demek ki, siz bizi yeterince anlatamamış, bizi, başkasına benzetmeye ya da olmamızı istediğiniz kişiye dönüştürmeye çalışmışsınız. Bugün hala 40 yıl önce, 30 yıl önce zor şartlarda çekilen filmler en baba dizileri geçiyorsa, oturup düşünmeniz ve aynı şeylerden vazgeçmeniz gerekiyor.

Bence bir karar verilmeli bu başıbozuk giden düzen hakkında. Hem gerçek bizi anlatan diziler yapılmalı, hem de yeni işler; ama birkaç bölüm sonra alışıldık sahnelere dönmeden yapılmalı.

Bunun başarı ölçüsünü de birkaç yıl sonra o kült filmlerin eskisi kadar rağbet görmemesinden anlayabilirsiniz. (Elbette o filmlere sonsuz saygım var. Hala büyük bir keyifle seyrediyorum. Ama biz hep geçmişimizle yaşar ve mirastan yersek, yeni nesil için hiçbir şey yapmamış oluruz.)

Saygılarımla.

Arslan Yıldız.

arslnyldz@gmail.com

twitter.com/@ArslanYldz4

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Henüz hiç yorum yapılmamış.

kaçak iddaa siteleri film izle güvenilir casino siteleri bahis siteleri iddaa siteleri Sayfa da43 sorgu var. 2,684 saniyede yüklendi.
bahis siteleri