escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan Pendik Escort

En Yeni Dizi Magazin Haberleri

Yayında Olan Diziler

Tüm Günlük Diziler Burda

Güncel Dizi Fragmanları

Arsen Gürzap: “Tiyatro yalnız olmadığımızın kanıtıdır”

Sinema 28 Mart 2012

Arsen Gürzap, 80’li yılların sanat hayatını özlemle anlatıyor ve bugünün insanına sitem ediyor:
“Yazı yazmaya üşenildiği bir dönemdeyiz. Sesli harfleri çıkararak sessiz harflerle mesaj gönderilen bu ortamda, düşünmeyi öğreten tiyatro sanatından daha  önemli ne olabilir?”

* Tiyatrocu olmaya nasıl karar verdiniz?
İnandırıcı gelmiyor ama ben ilkolkulda karar verdim. Çok heves ettiğim için ilk defa ilkokul dördüncü sınıfta bir çocuk oyununda sahneye çıktım. Ailem, tiyatro meselesine sıcak bakan, sanata, kültüre kucak açan insanlardı, desteklediler beni.

* Bugün pek çok genç, oyuncu olmak için İstanbul’a geliyor…
Çünkü İstanbul’da dizi piyasası çok geniş. Burada bir iş yapması halinde yaşama şartları iyileşecek, popülariteye kavuşacak. Oyuncuları buraya taşıyan tiyatro değil, dizilerin cazibesi.

“Tiyatro ölürse milletin  ruhu da ölür”
* Bugünün tiyatro salonları yeterli mi sizce?
Merkezde çok fazla mekan yok. Gürcistan’ın başkenti Tiflis, İstanbul’un 10’da biri büyüklüğünde ama 16 tane tiyatro binası var. İstanbul ise bir kültür merkezi. Merkezde onu temsil edecek bir tiyatro sahnesinin olmaması çok  hazin. Övünebileceğimiz tiyatro binaları oluşturulmalı ki, seyirci ve oyuncu kendini iyi  hissetsin.

* AKM için beklentiniz nedir?
Ben çok oynadım orada. Kapalı olması hüzün veriyor. Tadilatla daha iyi
hale getirilebilecekken yıllarca bakımsız kaldı, kapatıldı. Kültür Bakanı açılacak dedi. Bakalım açılacak mı?

* AKM’yi kapalı tutanlar  için tiyatronun önemini anlatır mısınız? Tiyatro insana ne katıyor?
İnsanı, insan ilişkilerini, tarihsel yaklaşımları ve dünyayı canlı bir mekanizmadan izlemenin yarattığı etkiyi başka hiç kimse yaratamaz. Tiyatro insanın yalnız olmadığının kanıtıdır. İçinden çıkamadığınız meselelerin sadece size ait olduğunu düşünürken imdadınıza edebiyat ve tiyatro yetişir. İnsanın en büyük beslenme ortamıdır tiyatro. İnsanın sanatı ve kültürü, tiyatrosu kadar vardır. Kenan Işık Dünya Tiyatrolar Günü için “Tiyatro öldü de cenaze törenini mi yapıyoruz?” içerikli bir yazı kaleme almış. Tiyatro ölürse o milletin ruhu da ölür. Tiyatroya cenaze töreni yapmak, toplumun kendi cenaze törenini kaldırmasıdır bana sorarsınız.

“Tiyatro izlemek kendine  hediye almaktır”
* Gençlerin ilgisi nasıl?
Okumayan, okuma gereği duymayan, sadece küçük bilgilerle hayatı götürmeye çalışan bir nesile en büyük armağan, yoğun bir tiyatro hareketiyle ruhlarını beslemektir. İnsanların yazı yazmaya üşendiği bir dönemdeyiz. Sesli harfleri çıkararak sessiz harflerle birbirlerine mesaj gönderdikleri bu ortamda, düşünmeyi öğreten bu sanat dalından daha önemli ne olabilir?

* İnternetle dünya küçülürken, tiyatroyu ve edebiyatı bilmek ortak konulara sahip olmayı da sağlamaz mı?
Tolstoy, ‘Anna Karenina’ diye bir roman yazmış. 18’nci yüzyılda Moskova’da soylu bir adamla evli olan bir kadının subaya aşık olup, sonunda intihar etmek zorunda kaldığını anlatan hazin bir romandır. İşte edebiyat ve tiyatronun insana yalnız olmadığını hissettirmesinin altında bu yatar. Birine aşık olabilmek, dünyanın her yerinde aşık olabilmektir. İhanet her yerde ihanettir. Dünya insanını düşünmeye başladığınızda “Türk öyle yapar”, “İngiliz böyle yapar”ın ötesinde “İnsan ne yapar”ı düşünmeye başlıyoruz. O zaman daha özgün, daha özgür kimlikler olabilmemiz mümkün oluyor.

* Gençlere ne tavsiye edersiniz?
Tiyatro izlemek kendine hediye almaktır. Çünkü somut değil, soyut bir hediye alıyorsunuz. Bir sürpriz sizleri bekliyor. Hangi dünyalarla, hangi insanlarla, hangi kimliklerle tanışacaksınız orada? Bundan daha güzel bir hediye olabilir mi?

FAVORiLERi

En sevdiği mekanlar: Tünel’i seviyorum. Kave’ye gidiyorum. Sanki benim heves ettiğim günlerden izler var o sokaklarda. Sultanahmet civarını, Feriye’yi seviyorum. Boğaz’la kıyının en güzel buluştuğu yerlerden biri. Gece ayrı güzel, gündüz ayrı.
Eğlenmek için gittiği yerler: Zihni Bar. Yahya Kemal’in üzerinde şiirler yazdığı Park Otel’in barı da orada. Eski arkadaşlar toplanıp burada eğleniyoruz. Geçenlerde gittiğimizde uzun uzadıya Fransız sinemasından konuştuk. Çok keyifliydi.
Favori kitapçısı: Patika. Nişantaşı’ndaki Reasürans Pasajı’nda eskiden Akademi Kitabevi vardı. Yazar-çizer giderdi. Küçük bir kulüp gibiydi. Patika da öyle olma yolunda. Kitap sohbeti yapabildiğiniz bir yer.
En sevdiği restoranlar: Evvelki seneye kadar Rejans’a giderdim. Şimdi kapandı, yazık oldu. Nişantaşı’nda Belgo vardı, o da kapandı. Bir Belgo’yu yaşatamadı İstanbul. Cihangir’de Savoy’a, Smyrna’ya gideriz. Zaman zaman Kurtuluş’ta Despina, Yedikule’de Safa Meyhanesi… Armada Otel’in terasını severim. Olmazsa olmaz mekanlarım yok. Ama modern restoranları seviyorum.

“Olağanüstü gizemli bir şehir burası”

* Siz İstanbul’a ilk geldiğinizde ne hissettiniz?

İstanbul Devlet Tiyatrosu’na ilk tayin edilenlerden biriyim. 1978 Kasım itibarıyla İstanbul’a iki bebekle beraber geldim. Biri bana işaret verseydi,  15 dakika içinde toplanıp Ankara’ya dönebilirdim. İlk iki yılı öyle bir dehşet içinde yaşadım. İstanbul’un insanı, yapısı, ilişkileri, her şeyi çok farklı. Ankara’da hep “İstanbul Bizans gibi” derlerdi. Ürkütücü gelirdi. Derken İstanbul’a alıştım; iki sene sonra Ankara’ya gittiğimde, Yahya Kemal’in, “Ankara’nın en güzel anı İstanbul’a dönüşü” sözünü anladım. Çünkü keşfetmeye başlamıştım İstanbul’u. Olağanüstü gizemli bir şehir burası. Her köşeyi döndüğünüzde karşınıza tuhaf ve büyülü mekanlar çıkıyor. İnsani ilişki sizi değil, siz insani ilişkiyi yönetmeye başladığınızda da Bizans filan kalmıyor.

* İstanbul size ne kattı?
Geliştirdi, kesin geliştirdi. Ankaralıların İstanbullulardan daha konservatif, daha dar bir çevrede, daha farklı meselelerle didiştiklerini gözlemliyorum. Oysa İstanbul insana farklı bir vizyon oluşturma şansı veriyor. Esneklik kazanıyor, detaylarda boğulmamayı öğreniyorsunuz.

* Kaybolan güzellikler neler oldu zaman içinde?
Hüzünle gözlemlediğim bir şey var: Okuma, izleme, emek verme kayboldu! Sonra, her konuda fikrin olduğunu düşünerek iletişim kurmak, benim en çok ağrıma giden şey. Bizim edebiyattan, şiirden, tiyatrodan, sinemadan konuşma şansımız olurdu. Benim özlediğim galiba, daha aydın insanların buluşmaları. Bu sıradanlık, asgaride buluşarak benzer olmak, bu dekadans beni hüzünlendiriyor

Milliyet Cadde

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Henüz hiç yorum yapılmamış.

film izle güvenilir casino siteleri bahis siteleri iddaa siteleri Sayfa da104 sorgu var. 4,115 saniyede yüklendi.