escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan Pendik Escort

En Yeni Dizi Magazin Haberleri

Yayında Olan Diziler

Tüm Günlük Diziler Burda

Güncel Dizi Fragmanları

A.Ş.K. Dizisinin Senaristi Serdar Soydan ile Özel Röportaj!

FURKAN-SÖĞÜTFurkan Söğüt – Televizyon Dizisi
https://twitter.com/furkansogut

Bugüne kadar çeşitli televizyon ve kısa film projelerinde senarist olarak katkıda bulunan ve yeni sezonda Kanal D ve Gold Film’in ‘A.Ş.K.’ın senaryosunu yazacak olan başarılı senaryo yazarı Serdar Soydan ile röportaj gerçekleştirdik. Bu röportajda; senaristlik mesleğin geneli hakkında, dizi piyasası ve Serdar Soydan’ın yer aldığı projeler hakkında konuştuk.


Öncelikle sizi tanımayanlar için kendinizi biraz tanıtır mısınız?

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Sinema-TV okudum. Sonra Boğaziçi Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı yüksek lisansı yaptım. Sinema-TV okurken setlerde çalışarak girdim dizi sektörüne. Kamera, sanat ve yapım gruplarında yer aldım. Sonra 2007 yılında “Genco” dizisinde asistanlık yaparak senaryo grubuna geçtim. Bu arada Artemis Yayınları’nda editörlük yaptım bir yıl kadar. Birçok yayınevi için kitaplar hazırladım. 2010 yılından beri sadece yazarak hayatımı kazanıyorum. Büyük oranda senaryo ve takma adla romanlar yazarak.

Serdar Soydan

Serdar Soydan

Küçüklüğünüzden beri senarist olma hayaliniz varmıydı?

Senarist olmak değil belki ama, bir şekilde öykü anlatmak istiyordum. İstiyordum da değil, tam bi mitomandım, öyküler uydurup anlatıyordum. Biraz içe dönük, kendi dünyasında yaşayan bir çocuktum. Tiyatro, müzik, sinema ve edebiyatla ilgilendim. (Kurslar, dersler, akademik eğitim) Yani istediğim şeyi daha iyi yapabilmek adına kendimi geliştirdim. Hala okuyorum ve yazıyorum. Çok okumak ve çok yazmak istiyorum. Bir gün inşallah iyi bir öykü anlatıcısı olacağım. Kendime inanıyorum.

Senaristlik yapmaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz?

Sinema-TV okurken, ilk iki senenin sonunda kendimi yazarak daha iyi ifade edebileceğimi fark ettim. (Halen öyle olduğunu sanıyorum) Hocalarım Lütfi Akad, Metin Erksan, Memduh Ün de, ki onları tanıdığım için ne kadar şükretsem az, beni daha çok yazmam konusunda teşvik ettiler her zaman. Yani o zamandan beri yazmak, yazarak sektörün içinde var olmak istiyordum.

Bir senarist olarak, tamamen kurgudan oluşan yeni bir dünya yazıyorsunuz. Sizin yazmış olduğunuz bu dünyaya adopte olma süreciniz nasıl oluyor?

Tuhaf bir şey bu. Adapte olmak zor değil. Düşünsenize, gece gündüz kurmaca karakterleri, onların evvelini ahirini düşünüyorsun. Bir süre sonra eşin, dostun gibi oluyorlar. Hele yazarken… Bazen karakterine küsüyor insan çocuk gibi.  İyi ki fantastik ya da bilimkurgu yazmıyorum. Herhalde çıldırırdım o zaman.

Senaryosunu yazdığınız projeleri incelediğimde genellikle drama ağırlıklı projeler yazdığını farkettim. Bunun özel sebebi var mı? Komedi yazmayı sevmiyor musunuz?

Komedi yazmayı çok isterim. Yazacağım da. Şimdilik doğru proje çıkmadı karşıma sadece. Şans meselesi.

Senarist olma hayalini kuran genç senarist arkadaşlarımıza bir senaryo yazarı olarak ne tür tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Çok okumak ve çok yazmak bence işin sırrı. Tabii eğitim de şart! İlle okul okumak değil belki ama senarist olmak isteyenlerin kendilerini entelektüel ve teknik açıdan geliştirmesi gerek.

Birçok izleyici Türk dizilerin hikayelerinin klişe hale gelmesinden şikayetçi. Ancak klişe olarak adlandırdığımız diziler gayet iyi reyting alıyor. Sizce klişe hikaye her zaman reyting getirir mi?

Doğru kurgulanmış, inandırıcı ve akıcı öyküler beğenilir. Yakışıklı erkeklerin ya da güzel kadınların beğenilmesi gibi. Güzel olan, çekici olan her zaman prim yapar. Popüler bir iş yapmak istiyorsanız genel geçer beğenilere göre öyküler kurarsınız. Klişe de korkulacak bir şey değil. Ben klişeleri birer enstrüman olarak görüyorum, bir senfoni besteler ve bulduğum melodinin orkestrasyonunu yaparken enstrümanları doğru kullanmak önemli. O güzelim enstrümanlar kötü bir kompozisyonla kakafoni de yaratabilir.

Son zamanlarda özgün hikaye yerine uyarlamaların ekranı kaplamasına hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Bir önceki soruyla bağlantılı cevaplayayım: Uyarlama yapmak daha güvenli. Çünkü başarısını kanıtlamış bir metin var elde. Çok satan bir roman, beğenilen bir film, ödüllü bir dizi… Tabii ki böyle bir metinden yola çıkarken daha rahat hisseder insan kendisini.

Hemen hemen her dizide aşk teması vardır. Sizce bu temanın ne kadar reytingi var? Aşk bir diziyi süreklemesi için yeterli bir sebep mi?

Bu soruyu da Fuzuli’nin beyitiyle cevaplayayım: “Aşk imiş her ne var âlemde. İlm bir kıyl ü kâl imiş ancak.” (Dünyada her ne var ise kaynağı aşktır; ilim ise koca bir dedikodu.)

Senaryonuzu izleyiciye kabul ettirmeniz için nasıl bir yol izlemeniz gerekiyor?

Onları mutlu edecek, takip edilmesi kolay, akıcı, çekici öyküler yazmam gerekiyor. Onları iyi tanımam, beğenilerini analiz edip gönüllerini çelmem gerekiyor.

Senaryo bir matematik işinden ibarettir söyleniyor. Buna katılıyor musunuz?

Evet. Ben düzgün kurulmuş, matematiği güçlü öykülere inanırım. İyi yapılmış bir yemek gibi. Bir tarif vardır elinizde. Her malzemenin miktarı gram ya da sayı olarak belirtilmiştir. Hangi malzemeyi hangi sırayla ekleyeceğiniz, kaç dakika pişireceğiniz de. Her şeyi sayılarla açıklanabilir yemeğin. Ama tabii, diğer taraftan insanın elinin lezzeti de olacak. Bu bir tür yatkınlık ya da kendine özgü, biricik bir yeteneğe karşılık geliyor sanırım.

Yapımcı tarafından önünüze karne konsa ve reytinglerin en çok yükseldiği sahneleri farklı bir şekilde diğer bölümlerde kullanılmanız istense kabul eder miydiniz? Yani kısacası; senaryonuza ne kadar müdahale edilmesine izin verirsiniz?

“Tarih tekerrürden ibarettir.” Hepimiz, doğduğumuz günden son nefesimizi verene kadar daha önce binlerce kere oynanmış sahneleri canlandırıyoruz aslında. Hiçbir şey yeni, orijinal değil. Aşk aynı, zaman aynı hızda geçiyor, sonumuz belli. Dizi yazarken de pek çok sahneyi, pek çok duyguyu tekrar tekrar, bağlamını ve tasarımını değiştirerek yazıyoruz haliyle. Ki yapımcı işin sahibi ve patron! Patronumu sever, onun tercih ve beğenilerine saygı duyarım elden geldiğince.

Bir dizinin yıldızı sizce senaryo mu oyuncu mu?

Kişiden kişiye değişir bu. İyi senaryolar, iyi oyuncularla buluşsun, en güzeli ve ideali bu. O zaman ortaya çıkan iş ekranların yıldızı olur.

Yeni bir dizi senaryosu yazarken karakterleri oyuncuya göre mi yazarsınız yoksa oyuncunun, sizin oluşturduğunuz karakterin kumaşına göre davranmasını mı tercih edersiniz?

Benim için öncelik her zaman öykü oluyor. Ama tersi de mümkün. Senaristten senariste, projeden projeye değişir. Günün birinde öyle bir teklif gelir ki öyküyü oyuncuya göre tasarlamam gerekebilir.

Geçtiğimiz haftalarda başlayan ‘Kayıp’ dizisinde de küçük bir emeğiniz var. Nasıl katıldınız kadroya?

Elif Usman on beş yıllık arkadaşım. Her işte paslaştığım, bugüne kadar en güzel, en uyumlu çalıştığım insan. Okul yıllarından beri atmosfer ve öykü yaratışımızı, beğenilerimizi, seçimlerimizi benzetirlerdi. Mükemmel bir şekilde hayata geçirdiği “Kayıp” projesini ele aldığında da oturup konuştuk, acizane fikirlerimi söyledim. Sağ olsun dizinin künyesinde bu miniminnacık faydamı zikrederek beni onurlandırdı. Çok sevindim buna. Çünkü ismim yine çok yakın ve değerli arkadaşım, geleceğin büyük yönetmeni Senem Tüzen’le altlı üstlü yazıyor. Ne mutlu bana.

Yeni dizi projeniz ‘A.Ş.K.’a gelmek istiyorum. Böyle bir dizi yazmak fikri ne zaman ve nasıl ortaya çıktı?

Öykü, Gold Film’in sahibi, yapımcımız Faruk Turgut tarafından iki yıl önce Elif Usman’a sipariş edilmiş. Bir süre bekletilmiş “A.Ş.K.” Elif “Kayıp”a çalıştığı için bana kısmet oldu yazmak. Yani bana, üzerine çalışılmış, hem de çok yakın bir arkadaşım tarafından çalışılmış bir proje olarak geldi A.Ş.K. İlk bakışta aşka projeyi görünce inandım. Kanımız uyuştu ve el ele verip öyküyle, yola koyulduk.

A.Ş.K. dizisi

A.Ş.K. dizisi

Kısacası ‘A.Ş.K.’ın öyküsünden bahsedebilir misiniz? Seyirciyi neler bekliyor?

İnsanın ne kadar öteye gidebileceğini sorguluyor A.Ş.K. İyiliğin, kötülüğün, aşkın ve nefretin sınırlarında dolaşıyor. Temelde iki soru var elimizde. “İyilik ve kötülük birbirine zıt iki olgu mu, yoksa kimi zaman iç içe geçmiş, birbirinden beslenen iki dost mudur?” ve “Aşk insanın aydınlığı mı, yoksa karanlığı mıdır?” Bu kadar ipucu yeter mi?

Şimdiden sosyal medyada dizi için güzel tepkiler yer alıyor. Özelikle Hazal Kaya hayranlarından yoğun bir destek var. ‘Azra Özak’ karakterini yazarken aklınızda Hazal Kaya var mıydı?

Yukarıda da belirttiğim her zaman önce öykü ve karakterler gelir. Zaten çoğu zaman her şey olup bittikten, proje netleştikten sonra oyuncularla anlaşılıyor. Ancak “Azra Özak” karakteri için toplantıya girdiğimde, Hazal Kaya’nın bu rolü büyük bir başarıyla oynayabileceğini gördüm. Bir tür sezgi ve gözlem diyelim. İlk bölümü seyrettiğim zaman da adeta büyülendim. Tüm oyuncular ama özellikle Aslı Tandoğan (Şebnem Vural) ve Hazal Kaya mükemmel karakterler çıkartmıştı.

Bu ‘A.Ş.K.’ hikayesini diğer aşk hikayelerinden farklı kılacak şeyler neler olacak? İzleyici neden Çarşamba akşamları yayınlanan diğer iddialı diziler yerine bu diziyi tercih etmeli?

Aşk çok dişi bir öykü. Tüm karakterler büyük dönüşümler geçiriyor öykü ilerledikçe. İyilik ve kötülüğün, aşkın ve nefretin sık sık el değiştireceği bir yapısı var. Azra, Şebnem, Kerem ve Can… Her birinin yükseliş ve düşüş, mutlu ve bedbaht oluş öykülerini sırayla izleyeceğiz.

Sizce izleyici daha çok ‘Azra-Kerem’ aşkını mı yoksa ‘Azra-Can’ aşkını mı sevecek?

Bunu ancak izleyiciler bilebilir. Ben hepsini seviyorum. Hepsi benim çocuğum gibi.

Azra Özak (Hazal Kaya) ve Kerem Gürsoy (Hakan Kurtaş)

Azra Özak (Hazal Kaya) ve Kerem Gürsoy (Hakan Kurtaş)

‘A.Ş.K.’ dizisi kaç sezon için planlanan bir proje? Çünkü Gold Film’in dizileri genelikle iki sezondan daha fazla sürmez.

Ben A.Ş.K.’ı çok seviyorum. Kalemim ve sağlığım el verdikçe yazmak isterim. Tabii ki yayıncı ve yapımcının vereceği bir karar ne kadar süreceği. Hepsinden öte, seyircilerin bileceği bir şey. Arz talep meselesi sonuçta.

Röportajın son sorusuna gelmek istiyorum. Bu sezon ‘A.Ş.K.’ dışında yazacağınız başka proje olacak mı?

Dizi yazmak zor zanaat. Her hafta 90 sayfalık bir bölüm yetiştirmek. Birden fazla proje yazan yazarlar yok mu, var. Ama ben bu iş yoluna girene, zor zamanları atlatıp sakin sularda yol almaya başlayana kadar başka işe bulaşmayı pek düşünmüyorum.

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Henüz hiç yorum yapılmamış.

kaçak iddaa siteleri film izle güvenilir casino siteleri bahis siteleri iddaa siteleri Sayfa da93 sorgu var. 3,193 saniyede yüklendi.