escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan istanbul escort escort bayan şişli escort ataköy escort avcılar escort
kartal escort

Zapping

Dizi Magazin, Editörden 19 Mart 2013

zappingZapping

–          Aa, hayatım, şu karı-koca ilişkilerini anlatan dizi değil mi o? Ay, çok güzel bir dizii. Keşke daha önceden açsaydık televizyonu… Bak, bak… Çocuk ne kadar romantik! Şimdi karısına harika bir sürpriz hazırlıyo… Ah ah… Herkese nasip olmuyor işte… Ne yaparsın!

–          Hmm..

–          Ya niye çevirdin, ne güzel izleyecektik işte… Neyse… Bu dizi de güzel. Bunu da seviyorum ben. Boşanmanın eşiğindeki aileleri kurtarıyorlar. Bak bak, Nisa komiser var ya, hani başroldeki bayan, işte bu adam onun kocası. Geçen hafta ne yaptı biliyor musun, karısının ayağını yıkadı… Ne adamlar var şu dünyada!

–          Evet evet…

–          Ya sen de bir karar veremedin, bir yerde dur da biz de izleyelim. Allah’ım, Ya Rabbim!…

–          Yasemin yeter!

–          İşine gelmeyince yeter! … Bir dakka…Eveet… Bu bizim Sevgi’nin övdüğü dizi değil mi? Vallaha o! Bu kanalda mıymış? Çok güzelmiş bu dizi de Celal! Sevgi anlattı. Adamlar bir bölümünü, sadece çocuğun kıza evlenme teklifi üzerine kurgulamışlar, bizim Sevgi’de o bölümden itibaren izlemeye başlamış zaten. O kadar özel bir evlilik teklifiymiş ki!! Allah’ım inanılmaz…

–          Çocuk dediğin, sakallı bıyıklı, kocaman adam!

–          Celaal! Sence söylediklerimde dikkat edilecek sadece o kısım mı var?

–          Ne demek istiyorsun?

–          Hiçbir şey Celal! Hiçbir şey!

–          Ya Yasemin, yine ne oldu şimdi? Niye somurtuyorsun! Durduk yere iş çıkardığının farkındasın, değil mi?

–          Kızmaya gelince laf çok, tatlı dile gelince, yok! Söylesene sen bana nasıl evlenme teklif ettin? Hı, söyle söyle! Nasıldı teklifin? Söyleyecek bir şey yok tabi, değil mi?

–          Pes Yasemin, pes! Tamam, amacına ulaştın! Tebrikler! Al, kumanda senindir!

aşk“Sanalı gerçekmiş gibi algılama, gerçek hayatla sanalı bu sebepten karıştırma”, bu asrın insanlarının her geçen gün daha da derinden hissedeceği, büyük problemlerinden. Ne demek, sanalı gerçekle karıştırma? Hani, Matrix filminde olduğu gibi.

“Yahu, yine başladın. Her zamanki gibi daldan dala atlıyorsun!” dediğinizi duyar gibiyim. Şu garip kardeşiniz, önceki yazılarında olduğu gibi, biraz sabır istiyor sizden, acık sabır! Matrix serisinin ilk filmini hatırlayın. Sevgili bilgisayar yazılımcımız Neo, gerçek zannettiği bir yerde karşılaştığı Morfius ve Trinity’den, aslında sanal bir dünyanın göbeğinde olduğunu öğrenmişti uzun bir süreçte. Filmin ortasına kadar hep beraber, bütün izleyiciler olarak, Neo’nun bir takım kötü adamlar tarafından, kandırılmanın eşiğinde olduğunu düşünmemiş miydik? Açık konuşmak gerekirse, ne Morfius’un ne de Trinity’nin tipleri pek güven verici değildi. Ve anlattıkları sadece bir varsayımdan ibaretti bizim için. Neo soruyor, onlar cevaplıyorlardı eski bir televizyonun önünde. En can alıcı kısım ise gerçekliğin tanımıydı, evet, biz neye gerçek, neye sanal diyorduk?

Elle tuttuğumuz, gözle gördüğümüz, kokusunu duyduğumuz, sesini işittiğimiz ve tadına baktığımız şeyler, evet, beş duyu organımızın algıladıklarıydı bizim için gerçeklik. Bütün duyu organlarının yönetim merkezi beyin olduğuna göre, ya birileri bizim beynimizi ele geçirip, var olmayan bir sanal dünyayı bize gerçekmiş gibi hissettiriyorsa? Var zannettiğimiz etrafımızı saran her şey, sadece bir yazılımın parçasıysa? Neo, ancak bu açıklamaların ardından anlayabilmişti her şeyi. Aslında bir mahpesin içine sıkıştırılmış ve vücudundaki enerjinin sömürüldüğü kafesin içinde yaşam ile ölümün arasında, kendisini sadece var hissedeceği bir darlıkta yaşamaya itilmiş insanlardan biriydi. Onun için sanalı yok saymak, varlığa attığı ilk adım olacaktı ve sonunda bunu başarıyordu.

Matrix, izleyiciyi cezbedebilmek için bir sürü korku ve aksiyon unsuruyla doldurulmuştu. Onları bir kenara bıraktığımızda, sadece bu sanal-gerçek felsefesine odaklandığımızda, aslında söylediklerinin çok da yanlış şeyler olmadığını göreceğiz. Evet, sanal dünyanın gerçeğe müdahalesi, sadece orada temsil edildiği gibi olmak durumunda mıdır?

İzlediğimiz diziler, filmler aslında bize var olmayan hikâyeleri sunarlar. Sanal bir dünyayı… Okuduğumuz romandaki karakterler nasıl sadece bir hayalin ürünüdür, eğer bir biyografi temelli değilse tabi, aynı şekilde senaryolar da bizden olmaya çalışan, içimizdenmiş gibi hissedeceğimiz sanal hikâyeleri izleyicisine takdim eder. Bu yıl ki TRT sloganında olduğu gibi, izlediklerimiz bize benzediği ölçüde kıymetli ve başarılıdır aslında. Ama hayatımızdaki ve toplum hayatındaki tesirlerine baktığımızda durum böyle mi? Biz mi beyaz camı ve perdeyi yönlendiriyoruz, yoksa onlar mı bizi?

Aşkın insan hayatındaki yerini söylemeye sözler kifayetsiz, dolayısıyla insanın dünyasının en kıymetlilerinden bu altın değerindeki duygu, dizilerin-filmlerin temel konusu oluveriyor çoğu zaman. Fevkalade güzel bayanların, çok yakışıklı ve geniş imkânlara sahip romantik erkeklerin aşklarını izliyoruz çoğunlukla. Peki, şöyle bir soru sorsam, izlediklerimiz bizim gerçekliğimiz mi yoksa fikir dünyamızı yönlendirebilecek hayallerden mi ibaret?!

Bayanlar romantizmin boyutlarını, neredeyse her hafta sahile nazır bir lokantada, sevgilisinin parmağına pırlanta yüzük takan dizideki yakışıklıya göre ayarladıklarından, yanında gözlerinin içine aşkla bakan gerçekliği, sanalın karşısında yetersiz buluyor ve kendini buna layık görmediğinden eleştirmeye başlıyor sevgilisini. Erkekler yüzlerine sürdükleri kozmetik ürünlerinin gramajı kilolarla hesaplanabilecek, ‘Barby bebek’ misali güzel olmak için saatlerini aynanın karşısında geçiren bayanlarla, yanındaki sevgi dolu gerçekliği karşılaştırdıklarından, az evvel olduğu gibi, ‘neden daha iyi olmasın ki’ diyor ve başlıyor eşini yetersiz saymaya, eleştirmeye, güzel bulmadığını söylemeye. Hâlbuki o romantik erkeği canlandıran ve o kozmetik ürünlerin içinde boğulanlar, ellerinde imkân olsa, beğenilmeyen şu aşkı yaşayabilmek için sahip olduğu tüm parayı-pulu seferber edecek belki de. Buna, senelerini ‘milyon’ların önünde geçiren ama kalbini-ruhunu doyuracak ‘bir’ini bulamayan şöhretşiar örnekler şahittir.

Evet, kırmayın sanalın hatırı için gerçeği! Hem aşkı gösteren sadece romantizm değil ki! Size olan sadakati, ayrı kaldığınızda hasreti, söze çok fazla dökemese de gözlerinden taşan muhabbeti yetmez mi?! Hem daha gerçekçi, daha içten ve daha samimice, öyle değil mi? Sonra, sevgiliyi güzelleştiren sadece sürmemi, ruj mu, parfüm mü, saçlarının şekli mi? Aşık adam, sevdiğinin, eşinin gamzesinde boğulmalı değil mi? Hem ‘sizden başkasına böyle bakmayan gözleri, sizden gayrısını böyle düşünmeyen zihni, size hasredilmiş hasreti’ aşkınız ve yuvanız için yeterince değerli değil mi?

Öyleyse hep beraber, bugünden itibaren, sanala olduğu kadar değer vermek ama gerçeğin taliplisi ve daimi müşterisi olmaya söz versek! Yoksa… korkarım, kadını da erkeği de bu işten bayağı zararlı çıkacak.

–          Yasemin, heh… Bu dizinin fragmanını gördüm de hiç izleyememiştim. Yahu, şu bayan kim tanıyor musun? Başroldeki…

–          Ne yapacaksın?

–          Yani, ne yalan söyleyeyim, fevkalade fevkalade… Herkese nasip olmuyor, ne yapalım! Yasemin… Dur, ne yapıyorsun, çevirme! Allah Allah! Bu akşam bir orijinalsin valla. Neyse, burada dur bari. Biraz sonra şu yeni stand-up’çı yok mu, o çıkacakmış. Heh, adı ancak aklıma geldi, Atalay Demirci… Ama.. asıl şu Hülya Hanım’a helal olsun. Yani, senelerdir aynı kadın, hiç yaşlanmadı resmen. Güzelliği de aynı… Nice genç bayanlar onun gibi ince, zarif, güzel olamıyorlar, değil mi Yasemin? Salıyorlar hemen göbeği!

–          Kumandayı bıraktın, çeneye başladın Celal!

–          Dur, değiştirme demedim mi? Yav, beni eleştiriyordun, sen de aynısını yapıyorsun!!!

–          Celaaal! Senin de çenen kocakarılardan beter ha!

–          Dur kız, bu diziyi hatırladım ben. Hani, şu iki kız birden başroldeki delikanlıya âşık oluyorlardı, en son kim kalbini çalabildi, çocuğun(!)…

 

Ferhat Nazım BEYDEMİR  
fernazbey@hotmail.com
fernazbey@gmail.com

twitter.com/fernazbey

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Henüz hiç yorum yapılmamış.

kaçak iddaa siteleri film izle güvenilir casino siteleri bahis siteleri iddaa siteleri Sayfa da45 sorgu var. 9,194 saniyede yüklendi.
film izle