escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan
yıldırım escort
izmir escort izmir escort izmir escort
ümraniye escort
ataşehir escort
kadıköy escort
kartal escort
ümraniye escort
kadıköy escort
ataşehir escort

Meryem Uzerli Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz Dizisinden Kovuldu mu?

“YOL ARKADAŞIM”IN FRAGMANI ÇIKTI!

5 Ekim 2017 Perşembe Reytingleri (TNS)

ALİNA BOZ’DAN VİYOLONSEL SÜRPRİZİ!

Yeşilçam Filmlerinin sihri!

Editörden, Kültür Sanat, Tv Magazin 19 Ocak 2013
261 views

yesilcamDünya değişiyor, yayıncılık gelişiyor, sinema sektörü büyüyor ama hayatımızda bazı dengeler hiç değişmiyor… 1970’li yıllardan günümüze taşınan Yeşilçam filmleri gibi… Yeşilçam’ın şimdiki yerinde geçmişten günümüze taşınan eski binalar ve o binaların olduğu bölgeye kurulan bir kaç mekandan başka bir şey sağlam kalmazken, oralarda üretilen filmler halen yayınlandığı her kanala büyük ilgi ve raiting getiriyor..

Nasılsa yasa’da bir boşluk var ve telif söz konusu değil, halk’ta izlemekten hem de tekrar tekrar izlemekten hoşlanıyor bu filmleri… O zaman fırsat buldukça yayınlayalım bari… Yayın akışında kaliteyi bir türlü oturtamayan pek çok kanalın başvurduğu bir yöntem bu… Eski Yeşilçam filmlerini ısıtıp ısıtıp önümüze koyma geleneği daha bir kaç yıl öncesine kadar majör kanallarda da başvurulan bir yöntemdi… Şimdi daha çok tematik kanallar ve belirli bir kesime hitap eden bazı network kanalların yayın akışlarında görüyoruz bu durumu, ha bir de uydu üzerinden yayın yapmakta olan ve yayın amaçlarını doğru düzgün anlayamadığım bazı kanallar yapıyor bunu…

Kendini sağlıklı bir şekilde güncellemeyen bir çok TV kanalı, yayın protatipine ki bir çoğu özellikle prime time kuşağını seçiyor, muhakkak bir iki eski Türk filmini yerleştiriveriyor. İzleyici de hakikaten buna değer verip izliyor doğrusu.. Geçenlerde Türk Sineması’nın mihenk taşlarından biri olan usta senarist Safa Önal ile bir kahve içimlik söyleşimizde de konuştuk bu durumu… Dertli ki ne dertli… Devlet bize sahip çıkmıyor diye söylenip duruyordu.. Öyle ya; dilekolay yüzlerce filmin senaryosunu yazmış değerli bir usta… Diyor ki; devlet telif yasasında bir düzenleme yapsa, o filmlerden şimdilerde kasasını dolduran o televizyon kanalları bu kadar rahat davranamaz.. Çünkü, eser sahibi olarak bizlere telif ödemek zorunda kalacak…

Kemal Sunal

Kemal Sunal

Haklılık payı ne kadar? Yüzde yüz… Rahmetli Kemal Sunal’ın oğlu Ali Sunal’ı hatırlayalım. Babasının filmlerinin yayınlandığı kanallara karşı başlattığı mücadelede uzun yıllar sonra olsa bile sonuç almayı başardı ve Kemal Sunal filmlerinin yayınlanmasından telif hakkı almayı başardı. Hal böyle olunca ne oldu? Bir zamanlar Şaban TV gibi sabah akşam Kemal Sunal filmleri yayınlayan kanallar geri adım attı ve bir kaç kanal arada sırada olmak dışında neredeyse hiç kimse o filmleri yayınlayamaz oldu. Yayınlayanlarsa paşa paşa ödemeye başladılar telif ücretlerini…Burada asıl soru işin sırrı nerde? Eski Yeşilçam filmlerinin bu büyüsü nerde ki, kanallar bu filmleri bunca yayınlamasına rağmen, izleyici hiç bıkmadan usanmadan tekrar tekrar izleyebiliyor?

Bana kalırsa işin sırrı filmlerin samimiyetinde! Yani filmlerin senaryosundan, oyunculuğuna, yönetmenliğinden müziklerine kadar herşeyi samimiyet kokuyor… Zira 70’li yıllarda bilhassa film üretmek neredeyse imkansız kadar zor bir sanattı… Ki aslında halen bile Türk Sineması’nda bu durum yarı yarıya aynı… Çok minimal farklılıklar var o yıllardan şimdiye dönüp baktığımızda… Ama şimdilerde üretilen filmler konuları ya da oyunculukları bakımından belki de yeterince samimi gelmiyor izleyiciye…

Hal böyle olunca da hafızalarda kalan yeni dönem film sayısı belki de bir elin parmakları kadar bile olmuyor… Öyle ki, 1995’ten bu yana her yıl ortalama 60-70 yer yer 80-90 filmin bir sezonda çekildiğini düşünürsek bu trajik gerçeği samimiyete bağlamak çok da abartıya kaçmak gibi gelmiyor bana… İzleyici bilet parasının tam karşılığını bulamadığı filmler gördükçe Türk sinemasına karşı bir mesafeli ve önyargılı yaklaşmaya başlıyor. Bu da Türk Film endüstrisinin batıya oranla neden daha az geliştiğini aslında ortaya koyuyor…

Seyircinin beklentisini karşılayacak filmler en azından geride kalan son 4-5 sene içerisinde bir kaç örneğin dışına çıkamadı mesela… En yüksek izlenme oranına ulaşan Türk filmi ile en az izlenme oranına maruz kalıp batan Türk Filmi arasındaki kalite ve samimiyet farkı anlatılamayacak kadar büyük.. Sözün özü; sadece Film yapmış olmak için sinema filmi yapılmaz gerçeğinde saklı aslında! Yani film yapmış olmak için film yapmakla, izlenip hafızalarda yer edinmek, gönüllerde taht kurmak ve kısacası beğenilmek, takdir görmek, destek bulmak için film yapmak arasında dünya kadar fark var….

Bu durumu anlayan bazı yapım şirketleri yılda 5-6 film üretmek yerine bazen 1-2 bazense uygun projeyi bulamadıkları için hiç üretmemeyi tercih ediyorlar.. Ama o durum bile başlı başına bir yazı konusu… Zira uygun projeyi arayıp bulamadıkları için film üretmeyen şirketlerin arayış çerçevesini ne şekilde şekillendirdiklerini ayrıca mercek altına almakta fayda var. Ancak kesin olan şu ki; 70’li yılların Türk sinema anlayışı ile günümüz Türk sinema anlayışı arasında proje bazında farklılıkları ortaya koymaya kalkarsak, en belirgin özelliğin hiç şüphe yok ki samimiyet dengesi olduğunu görmemiz mümkün.. İşin sihri tam olarak da burada saklı bence!

Sinema dolu günler…

Ulaş ÇOBANCI

ulascobanci@gmail.com

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Sayfa da110 sorgu var. 2,402 saniyede yüklendi.