escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan Pendik Escort

En Yeni Dizi Magazin Haberleri

Yayında Olan Diziler

Tüm Günlük Diziler Burda

Güncel Dizi Fragmanları

Susukunlar Fena Eleştirildi

Dizi Magazin 03 Temmuz 2012

Suskunlar’ın esas derdi intikam mı erkeklik mi?

Show TV’nin bu sezonki en başarılı işleri arasında yer alan Suskunlar izleyici tarafından büyük beğeni görüyor. Ancak Bahçeşehir Üniversitesinden Orhan Tekelioğlu, Radikal’de yayınlanan yazısında çarpıcı bir eleştiri geldi.

Dizinin öyküsünde derinlere gizlenmiş mesajın yetimevlerindeki şiddet değil erkekliğin kaybedilmesi olduğunu yazan Tekelioğlu “Suskunlar’ın esas derdi ‘erkeklik'” dedi. Çocukken yetimevinde birlikte kalan ve hem şiddet hem tecavüze maruz kalan bir grup arkadaşın yetişkinlik dönemlerinde aldıkları intikamı anlatan dizi ünlü ABD yapımı filmi Sleepers’tan uyarlanmıştı.

İşte Orhan Tekelioğlu’nun Suskunları eleştirdiği o yazı:

Bu sezon dizi finallerine “ölümler” ve “cinayetler” damgasını vurdu. Hemen her dizi bir kahramanını öldürerek sezonu sonlandırırken, Suskunlar işi iyice abartarak bir “linç” sahnesiyle, dizinin sadist karakteri İrfan’ı cinsel istismara uğramış çocuklara öldürterek bitirmeyi bir marifet saydı. Zaten baştan sona bir “aşırılıklar” dizisi desek yeridir Suskunlar için. Dizi Ezel’in hikayesindeki esas temayı oluşturan “intikam”ın altını iyice çizerek olumlayan, gayrimeşru yollarla da olsa intikam alınmasını bir vicdan meselesi hâline getiren, etik olarak çok sorunlu bir vurguyla sezon finali yaptı. Aslında, geçen sezon başlayan ve ‘Ezel’in iki senaristinin kalemlerinden çıkan iki işin (Uçurum-Kerem Deren ve Suskunlar-Pınar Bulut) diziler dünyasında kolayca ayrımsanan farkları var. Her ikisi de, bugüne kadar bilinen ama söylenemeyen/gösterilemeyen sosyal sorunlara (fuhuş ve çocuk istismarı) el atmaya cesaret ederek ayrıştılar ve anlatım dilinde de özelleşerek biçimsel olarak farklarını hissettirdiler. Uçurum’un ilk bölümlerini temel alan yazıda (29 Nisan 2012, Radikal İki) belirttiğim, diziye dair olumlu izlenimlerim (gittikçe abartılı hale gelen şiddet sahneleri hariç) halen sürmekteyken, ne yazık ki, Suskunlar için düşüncelerim, dizi ilerledikçe, tam tersi yönde oldu. Halbuki, diziye temel olduğu söylenen filmin (başrollerini Kevin Bacon, Dustin Hoffman, Robert DeNiro, Brad Pitt ’in oynadığı 1996 yapımı Sleepers/Kardeş Gibiydiler) hikayesi, “yerelleşmeye” imkan veren bir anlatıya, bir ıslahevinde geçen kötü muamele, şiddet ve cinsel istismara odaklanıyordu. Çocukları korumak ve kollamakla yükümlü olan görevlilerin göz yumması neticesinde, yine aynı ıslahevinde kalan ve yaşça daha büyük olan sadist bir ergenin sistematik şiddetine ve sonunda cinsel istismarına uğrayan “arkadaşların” hikayesinin tabii ki, Türkiye ’de varolan ıslahevi gerçeği bağlamında bir karşılığı var. Böyle bir anlatının ne yerelleşme ne de inandırıcılık sorunu olur. Olmadı da. Ama ne yazık ki, bir adalet arama anlatısından bir öç alma, manasız bir hınç anlatısına evrilerek “yerelleşmekle” kalmadı, aynı zamanda, “erkeklik” meselesini öyle bir sorunsallaştırdı ki, sonunda homofobinin sınırına dayandı. Açıklamaya çalışalım.

Akıllara zarar diyaloglar
İlk soru: Suskunlar’ın sadist karakteri İrfan’ın ve geçiştirilmiş de olsa (çünkü, yapıp yapmadığından emin bile değil Gazanfer!) psikopat karakteri Gazanfer’in bu çocuklardan “almaya” çalıştığı neydi? Sorunun cevabı için, dizinin kendi hikayesi açısından zirve yaptığı 13. bölümdeki sahneyi tekrar etmek durumundayız. İrfan’ın (Takoz) Bilal’in (Sarı) kim olduğunu anladığı ve bir tirad geçerek “hayat dersi” verdiği sahneyi hatırlayalım. Geçerken değinmeden olmaz, Ezel’in mafiozo karakterlere edebiyat paralatma takıntısı, Suskunlar’da zirve yapmış vaziyette. Hadi diyelim ki Dayı hapiste kafayı kırıp kendini edebiyata, şiire verdiğinden “feylesof” gibi konuşup dururdu. Peki okuma yazma bile bilmeyen, yani zır cahil Takoz’un “İnsan Evladı” nakaratıyla sonlandırdığı cümlelere ne demeli? Bu parantezi şimdi okuyacağınız diyaloglardaki Türkçenin künhüne varasınız diye açtım. Şimdi diyaloglara bakabiliriz. Sonunda, “yeni” düşmanının “eskiden” bildiği bir velet olduğunu anlayan İrfan, “Tanıdım seni” dedikten sonra sorar: “İntikam mı alacaktın benden?”
Bilal, “Alacaktım değil, alacağım. Seni gebertmek için silaha ihtiyacım yok benim Takoz. Çıplak elle öldürürüm seni.” İrfan, “Yaparsın, artık eskisi gibi değilsin. Kaya gibi adam olmuşsun.” Bilal, “Oldum.” İrfan, “Adamların da var belli. Silahların var artık.” Bilal, “Âlâsı var.” İrfan, “Güçlüsün.” Bilal, “Fena!” İrfan, “Acımasızsın, delisin, sertsin de, erkek değilsin be Sarı. Çünkü, senin erkekliğini ben aldım… Sen de benim kadar iyi hatırlıyor musun? Kımıldayamadın, nefes bile alamadın, yalvardın, ağladın… Devam edeyim mi? İstediğin kadar güçlen, kinle dol, nefretle yan. Ben senin geçmişini değil, ben senin geleceğini değil, ben senin erkekliğini aldım Bilal. İşte bu yüzden, benden her şeyimi al, intikamını al, canımı al, ama ne yaparsan yap, senden aldığım şeyi geri alamazsın çocuk, geri alamazsın.”

Erkeklik meselesi
Edebiyat paralama anlamında “vay be” dedirten bu “hayat dersinin”, geçmişi ve geleceğiyle hayatı ele geçirme meselesi olarak tarif bulmasının yarattığı imkân, cümlenin sonundaki erkekliğin yokoluşuna vurguyla heba oluyor. Heba oluyor, çünkü İrfan’ın ırza geçmedeki asıl amacının, gövdeye uygulanan faşizan şiddet yoluyla bir iktidar kurma derdi olduğu atlanıyor. Sarı da, tiradını patlatıp çekip giden Takoz’a cevap bile veremiyor, sadece yüzünde gözyaşları tomurcuklanıyor, nutku tutuluyor. Sözünü ettiğim “imkân” bu noktada beliriyordu, böyle bir iktidarsızlık hissiyle nasıl baş edilebilir? Erkekliğin kaybı, “ele geçirenin” erkekliğinin alınmasıyla, yani “kısas” yoluyla geri alınabilir mi? Dizimiz, bölümün sonundaki “çocukluğa geri dönüş” (çocukluktur aslında önemli olan, onu yitirme!) vurgusuyla bu sorunsaldan sıyrılmış gibi yapıyor da olsa, adalet meselesinde “intikamdan” başka bir şeye (örneğin, hukuk sisteminin sağlayacağı adalete) şans tanımıyor. Aksine, güzelleme yapılan çocukluğun “çocukları”, ellerinde sopalar, İrfan’ı topluca linç ediyorlar. Erkekliğin ölümüne karşı, ele geçirenin feodal bir refleksle katledilmesi! Üstelik buna aracılık eden (Ecevit), modern dünyada meşru adaleti sağlamak için eğitilmiş bir avukat! Eğitimli bir zır cahil!
Altta yatan öteki temayı da unutmayalım, bu “erkek” (altını özellikle çiziyorum) çocuklarını intikam alma yönünde hırslandıran, yetimevinde sürekli olarak maruz kaldıkları simgesel ve fiziksel şiddet mi, yoksa münhasıran “erkekliklerini” kaybetmeleri mi? Açıkça soralım: Dayak yüzünden mi intikam alıyor, Takoz’u öldürüyorlar bu çocuklar, yoksa ırzlarına geçildiği için mi? Örneğin, sadece fiziksel şiddete maruz kalmış olsalardı, yine linç edecekler miydi? Homofobinin sınırında at koşturuyoruz. Hatta, sınır ihlali denen tam da bu olsa gerek!

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Sorry, comments for this entry are closed at this time.

kaçak iddaa siteleri film izle güvenilir casino siteleri bahis siteleri iddaa siteleri Sayfa da88 sorgu var. 9,041 saniyede yüklendi.