escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan
yıldırım escort
izmir escort izmir escort izmir escort
ümraniye escort
ataşehir escort
kadıköy escort
kartal escort
ümraniye escort
kadıköy escort
ataşehir escort

Usta İsim Çukur Kadrosunda

Çukur Dizisinin İlk Bölümünde Şok Ayrılık

Fox Tv’den Yeni Moda Programı: Stil Avcıları

Hangi Oyuncu Bizim Hikaye Kadrosuna Dahil Oldu

Sanat’ta Sansür Olmalı mı?

Dizi Magazin, Editörden, Kültür Sanat 15 Ocak 2013
899 views

sansürSansür; Kelime anlamı itibariyle çeşitli kavramların, çeşitli yollarla kontrol altına alınmasıdır. Genelde hükümetler tarafından uygulanır ve temelde amacı toplumu korumak, devlet üzerinde kontrol sağlayacağı şekilde geliştirmektir.. Bir nevi yönlendirme amaçlıdır yani. Duruma böyle baktığımızda o kadar masum duruyor ki, insanın içinden destekleyip teşvik edesi geliyor.. O kadar yani..

Öte yandan gerçek amacına ne kadar uygun bir şekilde uygulanıp uygulanmadığını düşündüğümüzde en azından içinde yaşadığımız ülke üzerinden bir yorumlama gerekirse sansür mekanizması Türkiye’de çok da sağlıklı ve adilane bir şekilde uygulanamıyor ne yazık ki.. Batı ülkelerinin neredeyse tamamında mevcut olan bir uygulamadır Sansür… Bizim burada ele alacağımız sansür mekanizması özellikle son zamanlarda TV filmlerine, dizilerine ve sinema filmlerine uygulanan sansür…

Sanat’ta sansür olmalı mıdır? Sanat’ta özgürlüğün çerçevesi ne kadar geniştir? Özgürlük adı altında yayınlanan eserlerin yapıları gerçekten toplu iletişimi ve genel algıyı çevrelemekte midir? Herkesin sanat anlayışı farklılıklar içermeli midir? Yoksa sanat genel bir kavram olarak mı kalmalıdır? Bu soruları ayrı ayrı yanıtlamaya kalktığımızda kesinlikle bu yazıya sığmayacak kadar derinliklere inmek zorunda olacağımızdan yola çıkarak durumu minimize edelim; Türkiye’de sansüre maruz kalan projeler, içerikleri bakımından toplumun genel ahlak değerleri ve yargıları için hakikaten zararlı mıdır?

İçinden çıkılamayan sorular uzayıp gittikçe, sansüre neden olabilecek asıl konuların ortaya çıkması giderek zorlaşıor.. Aslında bu soruların en başında sormamız gereken soruyu bir önceki paragrafın hemen başında sormuştuk; Sanat’ta Sansür olmalı mı? Ya da bir başka değişle Sanat’ta özgürlüğün çerçevesi ne kadar geniş? Aslını sorarsanız gerçekten sanat adına yapılmış hiç bir faaliyetin sansüre uğraması doğru değil.. Bunu doğru tahlil etmek ve söylediğimin doğruluğunu anlayabilmek içinse Sanat’ın neden yapıldığını doğru algılamak gerekmektedir..

Sanatsal alanda, ticari yatırımların alabildiğine büyüyüp şekillendiği ve gelişen dünya düzeninde sadece daha çok para ve daha yüksek kariyer beklentileri nedeniyle icra edilmeye başlanan dahası adına Sanat denen mecrada neyin gerçekten sanatsal, neyinse ticari beklentiler ışığında gerçekleştirilen faaliyetler olduğunu ayırt etmek en azından sektörün dışındaki sade vatandaş için bir hayli zorlaştı. Örneğin; tiyatrolar neden var? Neden sinemalar yapılıyor? Dizi filmlerinin yapım nedeni ne? Televizyon şovları ve programların yapım amacı ne? Opera ve Bale neden icra ediliyor? Bla bla bla.. Bunları daha da çoğaltabiliriz elbette..

Peki bu saydıklarımızın tamamını sanat olarak kabul edebilir miyiz? Elbette hayır! Örneğin Televizyon dizileri ticari yatırımlardır. Dolayısıyla aslında başlı başına bir sanat eseri olmalarına rağmen; ticari karşılıkları oldukça yüksek olduğundan olsa gerek sanat dalı olarak kabul edilemiyor.. Tıpkı müzikte olduğu gibi.. Dolayısıyla sözünü ettiğimiz Sansür işte tüm bu soru ve sorunların ışığında vuku bulan bir eylem olarak değerlendirildiğinde çok hassas bir terazinin üstünde duran önemli bir değer olarak göze çarpıyor. Ancak; uygulamaları yapan merci ve kurumların bu değeri ne kadar özenli ele alıp almadıklarını tartışmak daha mantıklı gelecektir…

Sansür mekanizmasını yönetenler ve bu noktada söz sahibi olanlar ne yazık ki, zaman zaman sadece keyfi uygulamalarla sansüre şekil vermekte ve bunun getirisi olarak baskıcı bir zihniyetin sisteme doğrudan müdahil olmasıyla birlikte isyankar bir düşünce sisteminin körüklenmesi sağlanıyor. Oysa ki, özgürlükler en azından Anayasa’da tanımlandığı kadarıyla uygulanabilse, o zaman sansür mekanizmasına fazlasıyla ihtiyaç olunmayacak ve içinde bulunduğumuz yüzyılda tabu olarak görünmesine rağmen,  aslında son derece sıradan, bir o kadar da hayatın içinde olan konuların tartışılması, sanat icracıları tarafından işlenmesi ve benzeri bir sürü konu daha sorun olmaktan çıkacaktır.

Tarih boyunca gördüğümüz en somut gerçek; yasaklar her dönemde suç ve suçluları tetiklemiştir. Sansür’de işte böyle bir şey. Ne kadar çok daraltılırsa çerçeve, O çerçeveyi delmek için o kadar fazla uğraş verilecektir. Üstelik acı olansa nedensiz bir şekilde ve Sanat klıfı kullanılarak yapılacaktır bunlar.. Sansür ve işletme mekanizması hakkında söyleyeceklerimiz o kadar çok ki, buraya sığmayacağı aşikar; tüm bunların ışığında sadece ve sadece Sansür koyuculara önerim; bırakın insanlar sanat klıfı adı altında sizi rahatsız eden şeyleri yapsınlar.. Çünkü eğer bir karşılık bulacaklarsa; siz engelleseniz de, engellemeseniz de nasılsa bulacaklardır…

Sansürsüz günler dilerim.

Ulaş ÇOBANCI

ulascobanci@gmail.com

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Sayfa da103 sorgu var. 2,598 saniyede yüklendi.