escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan İzmit escort istanbul escort istanbul escort

En Yeni Dizi Magazin Haberleri

Yayında Olan Diziler

Tüm Günlük Diziler Burda

Güncel Dizi Fragmanları

Sana Bir Sır Vereceğim’in Yapımcıları ile Özel Röportaj

scorrrr

Röportaj: Furkan SÖĞÜT – Televizyon Dizisi

Yaz aylarında FOX Türkiye’de yayınlanmaya başlayan ve başladığı günden itibaren geniş bir izleyici ve hayran kitlesi oluşturmayı başaran ‘Sana Bir Sır Vereceğim’ dizisinin yapımcıları Selim Erkul ve Cemal Ozan Çam ile konuştuk. Röportajda; yapımcılık mesleğin keyifli yanları, zorlukları ve dizinin başarısı hakkında keyifli bir sohbet yaptık.

Sizleri tanımayanlar için kendinizden kısaca bahsedebilir misiniz?
– C.Ç.: 1986’da İstanbul’da doğdum. Orta ve liseyi, Koç Lisesi’nde okudum. Ekonomi diplomamı Koç Üniversitesi’nden aldıktan sonra tam olarak ne yaptığını bilmediğim dünyanın en büyük denetim firmalarından birinde işe başladım, finans sektörüyle tanışmam da böyle başladı. Türkiye’nin en büyük bankalarının ve en büyük şirketlerinin denetim sürecinde yer aldım. Daha sonra denetim sektörüyle vedalaşıp Van’da askerliğimi tamamladım. Askerden döndükten sonra uluslararası ve eski firmamım rakibi olan bir diğer firmada şirket birleşmeleri ve şirket satın alımları bölümünde çalışmaya başladım. Otuzun üzerinde şirket birleşmesi projesinde ve özelleştirme projelerinde yer aldım. Kariyer planlarımı finans sektörü üzerine yapmama rağmen kuzenim Selim Erkul ve babam Ömer Rıza Çam’ın bulunduğu bir akşam yemeği sonrası kendimi SCORfilms’de buldum..

– S.E.: 1977 İzmir doğumluyum. Üniversiteyi kazanarak İstanbul’a geldim. 1996 yılından beri bu sektörün farklı yerlerinde çalıştım.

Selim Bey, sizinle başlayalım isterseniz. Bugüne kadar hangi projelerde hangi görevle yer aldınız?

 – S.E.: SCORfilms’i kurmadan önce Deniz Yıldızı, Unutma Beni, Bez Bebek ve Sudan Bıkmış Balıklar projelerinde çalıştım.

Küçüklüğünüzden beri damarlarınızda sinemacılık kanı dolaşıyor muydu? 

– S.E.: Hayaller kurmayı ve o hayalleri gerçekleştirmek için çalışmayı seven bir insanım. Bu sektörün içine girince kendi işimi yapmam gerektiğini hep düşünmüşümdür. O zamanlarda kurduğum bu hayali şimdi gerçekleştiriyorum. Ama hayaller hiçbir zaman bitmez. Şimdi yeni hayaller için çalışıyorum.

Ne zamandan itibaren bu işi profesyonel olarak yapmaya karar verdiniz?

– S.E.:1996 yılından beri profesyonel olarak çalışıyorum.

Cemal Bey, ‘Sana Bir Sır Vereceğim’ sanırım ilk dizi projeniz yapımcı olarak. Sizin yapımcılık serüveniniz nasıl başladı?

– C.Ç.:Yapımcılık serüvenim hayli ilginç başladı. Öncelikle ailem yirmi yılı aşkın süredir zaten bu sektörün içinde. 90’ların başında müzik yapım şirketimiz vardı, gece babamın stüdyodan gelip prodüktörlüğünü yaptığı albümleri dinlettiğini hatırlıyorum, mesela “Hercai” parçasını dinletir ve bu şarkı çok tutacak derdi. Müzik dışında, ailem Türkiye’de özel televizyon kanalların kurulmasına dayanan yıllardan beri film ve televizyon programı distribütörlüğü yapıyor, SCORfilms’den önce Ömer Rıza Çam başka bir yapım şirketinin daha kurucu ortaklığını yaptı, daha sonra bu şirketi diğer ortaklara devredip SCORfilms’de yapımcılık işine tekrar başladı. Aile işin içinde bu kadar fazla olunca insanda ister istemez bir kulak dolgunluğu oluyor ama fiilen sektöre girişim bir akşam Selim Erkul ve Ömer Rıza Çam ile yemekteyken Ömer Rıza Çam tarafından SCORfilms’e geçmem teklif edilmesi üzerine gerçekleşti. Finans sektöründe ilerlerken kendimi aniden SCORfilms ve “Sana Bir Sır Vereceğim” projesinde buldum.

Bunun özel eğitimini alıp kendinizi geliştirdiniz mi?

– C.Ç.: Sektöre baktığınız zaman çok farklı alt yapılardan gelen yapımcılar var. Hatta televizyon sektöründe üst düzey birçok kişi finans alt yapısından geliyor. Benim eğitimim ekonomi ve finans üzerine, yapımcılığa da bu şekilde bakıyorum. Kendimi geliştirmek için dizinin oluşmasının farklı kısımlarında yer alan insanlarla zaman geçirmeye çalışıyorum. Örneğin senaristlerin toplantılarına girip konuşulan her şeyi dinlerim, aynı şekilde zaman buldukça montaj süreci, görsel efekt tasarımı, çekim ve diğer çalışmaları takip ediyorum.

Bu mesleğin çok zor olduğunu ve bu nedenden bırakmak istediğiniz oldu mu hiç? Yoksa her zaman mücadele ettiniz mi?

– C.Ç.: SCORfilms’den önce gece gündüz çalıştığım çok oldu, denetim ve şirket birleşmeleri stresi ve çalışma temposu yüksek işler. Yapımcılık yoğunluk ve stres bakımından eski işlerimi hiç aratmıyor, burada işin içine ek olarak bir de duygular giriyor. Projenin bütün aşamalarında bulunmak insanda ister istemez dizi ile duygusal bir bağ oluşturuyor. Biraz klişe olacak ama mücadele olmadan hayatta hiçbir şey olmuyor. Bu işte de mücadele her aşamada var, herkes bir şeyleri yetiştirmeye ve izleyiciye beğendirmeye çalışıyor. İşler iyi gitmediğinde, sonuçlar istediğimiz gibi gelmediğinde aramızda oturup konuşuruz, bırakmaktan çok neyi nasıl düzeltiriz nasıl daha iyi yaparız bunu konuşuruz.

Şu an Türkiye’de birbirinden başarılı ve kaliteli işler izliyoruz. Türk dizi sektörü artık çok genişledi, sizler bu durumu dizinin yapımcıları olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? 

– S.E.: Türkiye’de dizi sektörü gerçekten çok gelişti. Ama bu gelişme doğru bir şekilde mi oluyor onu bilemiyorum. Bizler toplum olarak durumların işimize gelen kısmını almayı seviyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde olmayan 100 ve üzerinde dakikalarda dizi yapıyorum. Hep son dakikalarda kanala kasetler teslim ediyoruz. Hep bir gerginlik hep bir stres içinde yaşıyoruz. Yabancı diziler 21 günde 45 dakika çekerken biz 6 günde 100 dakika çekiyoruz. Bu bir başarı mı? Bilemiyorum. Sonrada izleyici siz neden bu kaliteye ulaşamıyorsunuz diye eleştiriyor.

Dizilerimizin başarıları her anlamda aşikâr ama izleyiciler hatta dizi oyuncuları dizinin sürelerinden çok şikayetçi. Siz de aynı durumda şikayetçi misiniz?

– C.Ç.: Bundan şikayetçi olmamak mümkün değil. Yurtdışı fuarlarında yabancı yapım firmaları ile konuşurken hep sürelerden konu açılıyor ve bunu nasıl yaptığımızı soruyorlar. Özellikle gençlerin hayatlarında artık son teknoloji telefonlar ve tabletler var, insanların çoğu TV karşısında bir şey izlerken ellerinde bu cihazlar oluyor ve dikkatlerinin dağılması çok daha kolay. Böyle bir ortamda dizi sürelerinin uzamasını ben mantıklı bulmuyorum, gün geçtikçe bu insanları bu kadar uzun süre ekran başında tutmak daha da zorlaşacak. Diğer konu ise 90 dakikayı her hafta üretmenin zorlukları, bu başlı başına bir problem zaten..

Daha önce başka bir ülkede yayınlanmış bir film veya diziyi Türkiye’ye uyarlamak istediğinizde nelere özen gösteriyorsunuz? Çünkü yabancı dizi uyarlamaların ülkemize uyum sağlaması genellikle zor oluyor..

– C.Ç.: Uyarlama işler yapmak gerçekten zor bir iş. Farklı bir kültüre göre yapılmış bir işi kendi kültürümüze uyarlamaya çalışıyoruz. Değer yargıları, toplumsal algılar birbirinden çok farklı olabiliyor. Uyarlamalarda bu tip sosyolojik dengelere dikkat etmeye çalışıyoruz. Örnek olarak Sana Bir Sır Vereceğim’ de Aylin-Tilki aşkı gerçekten çok sükse yaptı ama diğer tarafta Sandra-Snake aşkı bu kadar sükse yapmamış, şimdi burada birebir paralel gitmek imkansız oluyor, biz Aylin-Tilki ilişkisini orijinaldeki gibi basit geçemiyoruz. Basit geçmediğin zaman da orijinal hikaye ile yavaş yavaş kopmaya bambaşka yerlere gitmeye başlıyorsun, yeni bir çatı kurman gerekiyor.

Yeni bir dizinin hazırlıklarına başladığınızda nasıl bir ön hazırlık yaparsınız? Senaryo, cast ve teknik ekibinde yer alacak olan kişileri hep siz mi belirliyorsunuz yoksa mesela bir cast direktörüyle çalışmayı daha mı uygun görüyorsunuz?

– S.E.: Proje başlarken ekip başlarıyla anlaşıyoruz. Senaryo, Cast ve teknik ekipten sorumlu kişilerle gerekli görüşmeleri gerçekleştirdikten sonra ekiplerini oluşturmalarını istiyoruz. Ve bu şekilde çalışmaya başlıyoruz.

Uzun yıllardan sonra eski reyting sistemi AGB gitti ve yerine TNS geldi. Peki sizler yeni reyting sistemine alıştınız mı? Çoğu yapımcı ve kanal henüz uyum sağlayamadı. Sizce yeni sistem bize neler sunuyor?

– S.E.: Alışmak ve onları anlamak pek kolay olmuyor. Ama anlayabilmekten başka çaremiz de yok.

Yazın Fox Türkiye’de başlayan ‘Sana Bir Sır Vereceğim’ dizisine gelmek istiyorum. Yapımcılığını sizlerin üstlendiği ve yaz aylarından bu yana hem sosyal medya’da olsun hem reytinglerin başarılarından olsun bu kadar çok sevilen bir işin yapımı nasıl gelişti?

– C.Ç.: Öncelikle sosyal medyada SBSV’ye karşı inanılmaz bir ilgi var, yapılan bütün yorumları okumaya çalışıyorum, bu ilgi için bütün SBSV hayranlarına çok teşekkürler. Bildiğiniz gibi bu bir uyarlama ve orijinali İspanya da yayınlanmış Boomerang TV’nin “Los Protegidos” dizisi. Selim Erkul fuarda bu diziyi görüyor ve kafasında fantastik iş yapma fikri oluşuyor, bunu Ömer Rıza Çam ve etrafındakiler ile paylaşıyor. Biz ilk günden beri bu projeye çok inandık ve hayata geçip izleyici tarafından beğenildiği için çok mutluyuz.

snbrrs

‘Sana Bir Sır Vereceğim’ dizisinin tutmasının en büyük katkısının kime ait olduğunu düşünüyorsunuz?

– S.E.: Bu iş bir ekip işidir. Yönetmeninden senaristine oyuncusundan set ekibine kadar herkesin ortak başarısıdır.

İlk dizi projenizin özelikle sosyal medya üzerinde ciddi ses getirmesinin ve beğenilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

– C.Ç.: Sosyal medya kısmını genç izleyicilerimize bağlıyorum, sosyal medyada en aktif olan yaş grubu SBSV’nin önemli bir izleyici grubunu oluşturuyor. Fragman istekleri, gün değişikliği ve oyuncular ile ilgili sürekli gündem oluşturuyorlar, yaptığımız işin ses getirmesi gerçekten çok güzel. 

Dizi başlamadan önce bazı köşe yazarları ve genel televizyon izleyicileri dizinin riskli bir iş olduğunu söylediler. Daha önce böyle mistik ve akıl yoran işler pek denenmemişti. Sizi, bu projenin tutacağına ne inandırdı?

– C.Ç.: Biz ilk günden itibaren bu işe inandık, her şeyden önce daha önce denenmemiş ve yapılmamış bir iş. Yeni şeyleri yapmak denemek için risk almak gerekiyor, bizim dizimizdeki Aylin ve Tilki’yi birilerine anlatırken görünmez olan, elektrik üreten diye anlatıyoruz, bu daha önce duyduğumuz ve alışık olduğumuz bir durum değil. Proje riskliydi çünkü başrollerden birisi ne kadar yakışıklı veya güzelde olsa insanlar görünmez olan elektrik üreten birini benimsemeye bilir, olağan üstü güçleri çok doğru kullanmak gerek. Bu tarz bir dizide özel güçlerin hassas bir dengesi var, bu dengeyi doğru ayarlayamazsanız insanlar ya bu güçlerden rahatsız olmaya başlar ve dizinin inandırıcılığı kalmaz. Bizim bu dengeyi iyi ayarladığımızı düşünüyorum.

– S.E.: Çok riskli bir projeydi ama biz projenin samimiyetine güvenerek başladık.

sanabr

Dizi yaz aylarında Cuma günleri ekrana geliyordu ancak kanal, diziyi Pazar gününe aldı. Sizce ‘Sana Bir Sır Vereceğim’ yeni gününe alıştı mı? Veya eski gününüze geri mi dönmek istersiniz?

– S.E.: Gün değiştirmek hiçbir proje için çok yararlı olmaz. Sonuçta bir kitle var ve takip ettiği dizi onda alışkanlığa dönüşüyor. Günün ya da saatin değişmesi bu alışkanlığı zedeliyor. Cuma günü ben bu diziyi izleyeceğim diyor, gün değişince bu güne alışması zaman alıyor.

‘Sana Bir Sır Vereceğim’de ‘Sevgi Gündoğdu’ karakterine hayat veren Esra Ronabar maalesef geçtiğimiz haftalarda bir trafik kazası yaşadı ve setlerden uzak kalmak durumunda kaldı. Kendisinin diziye ne zaman döneceği belli oldu mu?

– C.Ç.: Bu iş sırasında yaşadığımız en kötü olay Esra Ronabar’ın kazasıydı. Esra Ronabar’ın yaptığı işe olan tutkusundan ve yüksek enerjisinden çok etkileniyorum. Başarılı bir operasyon geçirdi ve şuan hızla iyileşiyor, işe olan bu tutkusu ve enerjisiyle en kısa sürede diziye dönecektir. 

esrnrbr

Yeni sezonda ‘Scor Films’ten neler bekleyi olacağız ‘Sana Bir Sır Vereceğim’ dışında? Dizi veya sinema filmi projesi olacak mı?

– S.E.: SCORfilms tek projelik bir şirket değildir. Amacı yenilikçi ve güzel işlere imza atmaktır. Bunun için durmadan çalışıyoruz.


loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Yazıya 7 yorum yapılmış.

rabia 05 Ocak 2014

laaaaaaaaaaaa ne olr aylin öldümü çabuk cevap yazın ne olur 🙁

fatma 13 Şubat 2014

hayır ölmedi

merve 08 Ocak 2014

malesef öldüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüü

maya 08 Ocak 2014

ölmesin nolurrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr

Serra 20 Ocak 2014

Ayli ölmedi ama hafızası kayıp

ebrar melek 10 Şubat 2014

aylin ölmedi hafızası kayboldu.büyük abinin adamları onu kurtrrdılar.rabia merve maya dediğiniz yanlış.hiç izlememişsiniz sanki.tilkiyi hatırlamadı.deniz büyükabi ve aylini aşkım diye kandıran var ya onlara sinir oluyorum.ölsün gitsinler. siz geride kalmışsınız.hala şu soruları soruyorsunuz:aylin öldümü nerde?. bunları soruyonuz hala.finali bile oldu.meğer denizde özel güçlüymüş.aylin ve tilki ve burak ve savaş ve meltemin güçleri aklım almıyor

şule sırtıkara 02 Mart 2014

off keske sana bir sır verecegim devam etse tam alısmşken bitti cok uzuldum 🙁

kaçak iddaa siteleri film izle güvenilir casino siteleri bahis siteleri iddaa siteleri Sayfa da92 sorgu var. 4,799 saniyede yüklendi.
bahis siteleri