escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan istanbul escort escort bayan şişli escort ataköy escort avcılar escort
kartal escort

Özgür Özberk :”Sizi sizden çok seven birini bulduğunuzda kaçırmayın…”

Dizi Röportajları 01 Ekim 2012

– Oyunculuk yaparken yönetmenliğe ve yapımcılığa soyundunuz, bu nasıl oldu?
New York’ta oyunculuk eğitimi aldım. Ancak sadece oyunculukla yetinmedim. Etrafımda fazlasıyla oyuncu, yönetmen, senarist vardı ki ben de ek bir şey yapmalıyım diye düşünerek senaryo grubuna dâhil oldum. ABD’de senaristlik eğitim aldım. O zaman yazdığım hikâyelerden biri de buydu. Yaklaşık altı yıl boyunca bir şeyler ekledik, çıkardık. Kız kardeşim Özge de (Özberk) bir şeyler ekledi. New York’ta yazdığım için dili İngilizceydi ve oranın sosyal yaşantısına uygundu. Önce hikâyeyi Türkçeleştirdik sonra Türkleştirdik. Aslında filme 2009’da başlayacaktık ancak kız kardeşimin hamileliği nedeniyle beklemek zorunda kaldık. Ben de hikâyeyi toparladım.

– Siz neden oyuncu olarak yer almadınız?
Yapımcısın, senaristsin, yönetmensin ve bunları da ilk kez yapıyorsun. O yüzden daha fazla dağılmamak adına ilk filmde sadece “Yönetmenliğimi yapayım” dedim. Bu şimdilik keyif olarak yetecektir bana. İnşallah ikinci ya da üçüncü filmde niyetim hem yazıp, hem oynamak.

– Kalabalık bir teknik ekip ve oyuncu kadrosuyla ilk set günü yönetmen koltuğuna oturduğunuzda ne hissettiniz?
Anlayışlı ve yumuşak biriyim. Herkesin beni anlayacağını, dinleyeceğini biliyordum. Çünkü ben de oyunculuk yaparken yönetmen ne diyorsa onu yapıyordum. Saygılı olduğunuz ve ne istediğinizi bildiğiniz sürece sorun olmuyor. Yönetmenlik sete gelmeden evvel başlıyor zaten.

– Bundan sonra komedi filmlerinin yönetmeni olmaya aday mısınız?
Hayır, değilim. Aslında yazdığım diğer iki senaryo drama. Bu türü çekmemin nedeni zaman anlamında beni ve oyuncu arkadaşlarımı çok yormayacak olmasıydı. İlk filmin komedi türünde olmasının sebebi kendimi kendime ispatlamaktı ve benim için eğitim amaçlıydı.

– Yönetmeni teknik direktöre benzetirsek filmin başarısı yönetmene mi mal edilmeli?
Bence öyle… Başarı senaryodan başlıyor. Çünkü kötü senaryodan iyi film çıkmaz. Kötü bir yönetmen çok iyi bir senaryoyu da iyi çekemeyebilir. Öncelikle senaryo, sunum ve yönetmen önemli.

– İşin yapımcılık kısmı zor değil miydi?
Hayatım boyunca yanlış da olsa bildiğimi söyledim; yapabileceğim neyse onun arkasında durdum. Normalde piyasada böyle davranmayan çok yapımcı olduğunu biliyorum. Oyuncu olarak benim de, kardeşimin de kötü durumda kaldığımız oldu. İyi bir çizgi tutturduğumuzu düşünüyorum. Bizde çalışan herkes evine gittiğinde inşallah, “İyi ki bunlarla çalıştım” demiştir.

BALIKLARLA KONUŞTUM

– Sürekli ‘inşallah’ kelimesini kullanıyorsunuz. Neden?
Çünkü her şeyin doğru bir zamanı olduğuna inanıyorum. Bunu da gerçekleşmeden bilemezsiniz zaten. 2009 yılında filmin çekimine bir hafta kala iptal etmek zorunda kaldık. Sinema filmini bir hafta kala iptal etmek demek yaptığınız bütün hazırlıkları çöpe atmak demek. 2009 yılında kız kardeşim “Abi ben filmde oynayamayacağım” dediği zaman ne yaptım biliyor musunuz? Filme sponsor olan bir firmanın çekini yırttım. Eve gittim, telefonumu kapattım, kapıyı kilitledim ve Digiturk 444. kanalı açtım. Balıkların yüzdüğü müzik kanalı… Dört gün balıklarla konuştum. Çünkü yıllarca hayalini kurduğunuz bir işe girmek istiyorsunuz ve olmuyor… Demek ki “Hayırlı değilmiş” diyorsunuz. Bunu hayat öğretiyor. Hayat sana “Sen biraz daha çalışacaksın” diyor. İki sene boyunca dersimi daha iyi çalıştım. İnşallah daha güzel bir film olacak.

– Filmde eşini aldatan bir koca var. Sizce bir evlilik ne olursa biter?
Bence saygı biterse evlilik de biter. Herkes hata yapabilir ama saygı çerçevesi kırılırsa o ilişki bitmeye mahkûm olur.

– Peki, aldatma boşanmak için tek başına yeterli bir sebep mi?
Aldatmak kötü ve üzücü bir şey. “Erkek aldatırsa eyvallah” diyeni, kadın yaparsa hemen o ‘meşhur unvan’ın yapıştırılmasını savunmuyorum. Herkes eşit olmalı. Türkiye’de “Kocam olmadan ben ne yaparım?” diyen o kadar çok kadın var ki. Keşke bunlar söylenmese. İki tarafın da aldatmaması gerekir. 10 dakikalık heves için senelerin saygısı ve sevgisi kırılmamalı. Eşinizi ne sıkın ne de rahat bırakın.

– Evlenmeden önce çapkın mıydınız?
Çapkın gibi görünürüm ama uzun ilişkilerin adamıyımdır. İki gün biriyle üç gün öbürüyle olmadım, olamam. Babam ve annemden böyle gördüm. Üç senelik ilişkim vardı ve onunla da evlendim. İnşallah annem ve babam gibi en az 43 senelik evliliğim olur. Önceki ilişkim altı, daha önceki ilişkim de dört seneydi. Daldan dala konmayı sevmiyorum.

– Peki, birkaç uzun ilişkiden sonra size evlilik kararını verdiren ne oldu? Bir erkeğin evlilik kararı vermesindeki en büyük etken nedir onu merak ediyorum…
Evliliğe hazırdım, hem maddi hem de manevi anlamda. Diğer ilişkilerime de saygısızlık etmek istemem. Her şeyin bir zamanı var. Belki de çevremde iyi evliliklere şahit olmamın da etkisi olmuştur. Günümüzde o kadar çok kötü evlilik var ki. Bence sizi sizden çok seven birini bulduğunuzda sakın kaçırmayın.

– Eski kız arkadaşlarınız bozulup “Biz de çok sevmiştik” demesin…
O zaman polemik yapalım ve “Hayır sevmediler” diyelim. Şaka yapıyorum tabii ki. Karım dünya tatlısı biri. Beni benden çok sevdiğini biliyorum, inşallah sonuna kadar devam eder.

– Bir aydır evlisiniz, nasıl gidiyor?
Evlilik şu anda bir yere gitmiyor çünkü bu ara karımı doğru dürüst göremiyorum, yoğunluktan. Şu an tek karım var; o da, ‘N’apcaz şimdi’ filmimiz.

SEMPATİK ERKEK, KADINLARIN İLGİSİNİ ÇEKER

– Hiç diyet yaptınız mı?
O kadar çok spor yapıyorum ki  yediklerime de dikkat ediyorum.

– Beğenmediğiniz yeriniz var mı?
Kendimden çok memnunum.

– Huzur desem aklınıza ne gelir?
Artık eşim geliyor.

– Aşk deyince aklınıza ne gelir?
Eşim ve ailem.

– İş mi, eş mi önceliğiniz olur?
İş. Başak burcuyum, mantık hep ağır basıyor. İşi kötü giden erkeğin aile yaşamı da etkileniyor. Maalesef eş bir yere kadar iyi gider. Belli bir zaman sonra dayanamayabilirim. İş rahatsa ev de rahattır.

– Bugüne kadar hayatınıza giren kadınlar size ne öğretti?
Ooo. Her gün yeni bir şey öğreniyorsunuz. Her kadından hayata dair bir bilgi, bir tecrübe öğreniyorsunuz. Ve bir daha neyi yapmaman gerektiğini öğreniyorsun.

– Eşinize söylediğiniz en büyük yalan neydi?
Yanlış bir şey yapsam bile karşısına geçip “Ben bunu yaptım haberin olsun” diyen bir adamım. Böyle gördüm. Yalanla, aldatmayla ilgili bizden, Özberk Ailesi’nden böyle bir şey çıkmaz.

– Kadınları etkilemek için sihirli formül var mı?
Neyseniz o olmak kadınları etkiler. Bir gece başkası gibi davrandın, ertesi gün ne yapacaksın? Dürüstlük önemli. Sempatik ve esprili davranan erkekler her zaman kadınların ilgisini çeker. Güvende hissettiren erkek de tercih sebebi.

DUYGUSAL BİRİYİM

– En son neye kahkahalarla güldünüz?
Filmi çekerken. Kulağımda kulaklık monitörün başındayım, kim gülüyor diye etrafıma bakıyorum meğer gülen benmişim. Bazen arkamı dönüp baktığımda monitörün arkasında kimseyi göremezdim. O kadar çok gülüyorlarmış ki ben kızmayayım diye arkalara saklanıyorlarmış. İnşallah kahkahalarımız sinema salonlarında duyulur.

– En son neye ağladınız?
Çok duygusal bir insanım. Hem de çok. En son ne zaman ağladığımı değil ama en son bir daha ağlamayacağım dediğimi zamanı hatırlıyorum. Askerdeydim anneannem vefat etmişti. O benim her şeyimdir. Atatürkçü ve dinine çok bağlıydı. Beni ben yapan insandır. Bir günlüğüne cenazesine gelmiştim. Onu mezarına koyarken bile ağlayamıyordum. Çünkü onunla ilgili hep hoş anılar kalmış belleğimde. İçimden “Sen benim üzülmemi, ağlamamı istemezsin” dedim ve o günden beri hiçbir şeye ağlamadım.

– Anneannenizin size verdiği en büyük öğüt neydi?
“Boş verrr. Hiçbir şeyi kendine dert etme” derdi.

Sibel Ateş Yengin

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Henüz hiç yorum yapılmamış.

kaçak iddaa siteleri film izle güvenilir casino siteleri bahis siteleri iddaa siteleri Sayfa da43 sorgu var. 2,430 saniyede yüklendi.
film izle