escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan
yıldırım escort
izmir escort izmir escort izmir escort
ümraniye escort
ataşehir escort
kadıköy escort
kartal escort
ümraniye escort
kadıköy escort
ataşehir escort

Meryem Uzerli Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz Dizisinden Kovuldu mu?

“YOL ARKADAŞIM”IN FRAGMANI ÇIKTI!

5 Ekim 2017 Perşembe Reytingleri (TNS)

ALİNA BOZ’DAN VİYOLONSEL SÜRPRİZİ!

Niye Başka İşler Denemiyoruz?

Editörden, Kültür Sanat 12 Ağustos 2014
1.009 views

Dün akşam Televizyon kanallarında yine sıkıntılı bir şekilde dolaşırken, Fox TV’de yayınlanan “Arkadaşım Max” isimli Türk filmine denk geldim. 3-5 dakika baktım.

Birden aklıma bu tarz filmlerde ne kadar başarısız olduğumuz geldi. Daha da önemlisi, bu tarz filmleri neden az çektiğimiz geldi aklıma.

Başarılı yönetmen Tunç BAŞARAN’IN da dediği gibi, “ Çocuk ve hayvanlarla çalışmak dünyanın en zor işidir” doğru. Çocuk ve hayvanlarla sinema filmi ya da dizi film yapmak oldukça zordur. Onun içinde ne yapımcılar ne de kanal bu tarz filmlere pek itibar etmez. Aslında 100’ncü yılını kutladığımız Türk sinemasında da bu tarz filmler neredeyse hiç yok denilecek kadar az sayıdadır. Tek başına küçük çocuklarla çekilmiş filmlerimiz mevcut. Ama Dünya sinemasında yüzlerce örneği olan çocuk ve hayvanların içinde olduğu filmlerimiz yok. Belki de birkaç tane vardır.

Aslında bizde, Bilim kurgu tarzı filmlerde yok. Olanlarda uyarlama ve sanki kuralmış gibi mizahi bir anlatım ile yapılıyor. Birkaç yıl önce “Türk’ün uzayla imtihanı” isimli saçma sapan bir dizi çektiler. Neden hayal gücümüzü kullanıp bizde bunu gerçekmiş havasıyla çekmiyoruz? Tamam, bu bir kültür ve yaşam biçimiyle de alakalı ama olmayacak bir şey değil ki! Pekâlâ, bir uzay filmini ciddi bir şekilde çekebilecek imkânlar var bizde. Ama biz bu ciddi ve hayal gücünün yüksek olduğu projelere hep mizahi yaklaşmışız. Sanki bunu yapmak ayıpmış ve biz yapılanlarla bakın nasıl dalga geçiyoruz demişiz.

Tabi fantastik filmler ya da korku filmleri de, bizim sinemamızda yine ya çok kötü uyarlanmış, ya da yine mizahi yönü ağır basmış birkaç filmden öte gidememiş.

Sonra ciddi ve iyi prodüksiyon ve o işe uygun oyuncuların içinde olduğu aksiyon sahneleri de çekememişiz. Çekilenlere baktığımızda yine mizahi boyutu bu sefer mecburi olmuş. Avrupalıda belki birçok filminde küçük arabaları gerçekmiş gibi uçurmuş ama bunu en azından ciddi olarak denemiş. Elbette bu işin içinde ciddi manada film hileleri de var tabi. Mesele onu yapanın bilemesi, seyredenin bilmesi değil.

Peki, biz ne yapmışız yıllarca? En iyi olduğumuz alanda insanların midelerini bulandıracak şekilde Dram çekmişiz. Özelliklede televizyon dizilerinde artık bunu kural haline getirmişiz. Dramı damardan verip, aile içi ahlaksızlığı öne sürüp, ikili ilişkilerde entrikayı kullanıp, aşkı da iki kişi arasında kalan aşk mağduru olarak göstermişiz yıllarca. Ve zamanla halk ister istemez bunu isteyen, yani mecburen seyretmek zorunda kalan bir seyirci profili haline gelmiş. 120 dakika boyunca aynı şeyi seyretmekten bir süre sonra keyif alır hale gelirken, başka ve yeni şeyleri de kabul etmemiş. Bu Dram sapkınlığı herkesinde işine gelince, ilerlemek ve Ortadoğu ile değil de Avrupa ile yarışır hale gelmek yerine, 13 bin saat Ortadoğu ya yani bizim ayarımızdaki ülkelere dizi sattık diye bayram yapar hale gelmişiz. Öte yandan yıllar önce Cüneyt ARKIN’IN yaptığı uyarlama film olan “Dünyayı kurtaran adam” filmi de, Avrupa’da en komik ve saçma film olarak listenin ilk sırasına oturmuş. Böylece farkında olmadan ve bilmeden de komedi türünde ilk filmimizi de pazarlamış olmuşuz.

Yani soru çok basit aslında. Neden bizde Dram dışında bir iş ciddi ve olması gerektiği gibi yapılmıyor? Aslında cevapta çok basit… Ama duymak ve söylemekte kimsenin işine gelmiyor.

Not:
Yazımın birinde “Yalan Dünya” dizisi ile ilgili bir yorumda bulunmuş okuyucumuz. Reytingleri ile ilgili yazı yazmamı önermiş. Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Ben ne kanal ne de yapımcılarla görüşüp yazı yazıyorum. Benim yazılarım tamamen kendi gördüklerimle alakalı yorum yazılarıdır. Ama “Yalan Dünya” dizisinin reytingleri ne kadar kötü de olsa, dizi iyi reklam aldığı için bu yeni sezonda da kanalın sırtında yük olmaya devam edecektir. Üzücü ama iyi kadro, iyi ekip fakat ne anlattığını hala anlamış değilim. Buda ayrı bir meziyet olsa gerek.

Saygılarımla.

Arslan Yıldız.

arslnyldz@gmail.com

twitter.com/@ArslanYldz4

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Yazıya 5 yorum yapılmış.

Rovshen Qehremanov 12 Ağustos 2014

Yorumlarımıza önem verdiyiniz için teşekkürler. Ama yine de sizin komedi dizileriyle ilgili fazla önyargılı olduğunuzu düşünüyorum.

Okan Direnç 12 Ağustos 2014

Aynen

Arslan Yıldız 12 Ağustos 2014

Güldürmek ciddi iştir. Ben bu tarz dizilere gülemiyorum. Siz gülüyorsanız demek ki size göre başarılı bana göre de başarısız. Yani ön yargı değil de başarılı/başarısız değerlendirmesi diyelim:))
Saygılar.

Derya Şimşek 13 Ağustos 2014

Bence bu tarz filmlerimizin az olmasının asıl sebebi gişe başarısı ve reyting.
Türk insanları hayvanların ve çocukların masum hikayesini diyil aşk, entrika görmek istiyorlar. Yalan Dünyanın da durumu aynı. Karakterler çok absürt ve abartılı ama bence komik. Dizide de söylendiyi gibi insanlar hayatın içinden şeyler görmek isterse kendi ailesini karşısına koyar izler. Karagül , Medcezir gibi yüksek reytingli diziler de ayni. O kadar büyük aşklar,entrikalar, intikamlar, tesadüfler gerçek hayatda yok malesef.

Hüseyn Bal 14 Ağustos 2014

Belki de asıl sebep reyting diyilde bizim beceriksizliyimizdir. Yani dizi denildiyi zaman bir dünya markasıyız. Ama filmlerimizin berbatlığı tüm dünyanın dilinde. Hababam Sınfı Üç Buçuğu hatırlayın. Dünyanin en kötü beş filmi içersindeydi.

Sayfa da114 sorgu var. 1,866 saniyede yüklendi.