escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan Pendik Escort

En Yeni Dizi Magazin Haberleri

Yayında Olan Diziler

Tüm Günlük Diziler Burda

Güncel Dizi Fragmanları

Nejat İşler Esquire Dergisine Konuştu

Dizi Magazin 29 Mart 2011

Geçtiğimiz hafta vizyona giren ‘Kaybedenler Kulübü’ adlı filmde oynayan Nejat İşler, aslında röportaj vermeyi sevmediğini ama zamanla bunu da işinin bir parçası olarak kabul ettiğini söylüyor. İşler, Esquire dergisinden Ege Görgün’ün sorularını yanıtladı…

 Sizce ‘Kaybedenler Kulübü’ iyi gişe yapacak mı?
Yapacaktır. Biraz tepki gelecektir tabii ama gençlerden ümitliyim ben.

 Sizi kaybeden olmaktan alıkoyan ne size göre?
Benim hiçbir zaman çok şeye açlığım olmadı. Onun için, dışarıdan gelen her şeye ihtiyacım yok. Seçiyorum aralarından. Oradan bir şey alıyorum, diğer yerden başka bir şey. Çok aç olmadığım için, saldırmıyorum bir şeye. Şimdiye kadar şanslıydım da, iyi gitti her şey.

 Hayalleriniz yok mu peki?
Hayallerim hep oldu. Hâlâ var. Dünya’yı gezmektir benim hayalim. Film çekerek de bunu yapıyorum zaten. 

 Gezdiniz, bitti; sonra ne olacak?
Dünya gez gez bitmez. Güzel kadınlarla tanışmak, güzel içkiler içmek, güzel insanlar tanımak… Güzel şeylere bakmak, seyretmek o kadar keyifli, o kadar güzel ki… Çünkü gideceğiz eninde sonunda; artık göremeyeceğimiz bir zaman olacak. Ölüp gideceğiz. Ben, sadece o bilete çalışıyorum işte. Başka fotoğraflara bakmak için… Güzel bir kadına, güzel bir manzaraya bakmaktan daha güzel ne olabilir ki?

 Kimisinin hoşuna gidiyor kendini gazetede, dergide görmek… Siz hoşlanmıyorsunuz, niye?
Ne gerek var? Benimki, zaten görsel medyanın her an her yerinde yer alan bir iş. İşimin dışında, kendim olarak, özel hayatımla niye var olayım ki ben? Ne gerek var; niye meşgul edeyim insanları?

 Medyada kendiniz olarak yer almak, size egosal bir tatmin sağlamıyor mu peki?
Sağlamıyor. Aksine, beni üzüyor bu anlamda. Bir sürü mevzu var konuşulması gereken; onların yerine özel hayatımız niye konuşulsun ki? Kişiliğim niye konuşuluyor, hayatım niye konuşuluyor diye düşünüyorum ama bu da işimizin bir parçasıymış, çok geç anladım. Önce çok kızgındım da, yaş 40’a gelince barışıyorsun bir sürü şeyle. 

 Şöhretle aranız nasıl?
Ben, bir şekilde şöhretli bir heriftim her zaman. İşlek bir caddede tezgahım, gayet güzel bir rock’n roll hayatım vardı. Piyasa içinde bir popülerliğim vardı. Şimdi de sevdiğim müziğe asılıyorum, o zamanlar yapmayı sevdiğim, kendimi iyi hissettiren şeyleri hâlâ yapıyorum. Belki o zamanlar görüştüğüm herkesle görüşemiyorum şimdi. Şunu gördüm ben bir de: şöhret, herkesin senden bir şey istemesiymiş. Ama herkesin… Önce, herkese yetişmeye çalışıyorsun; sonra, bunun imkansız olduğunu anlıyorsun. Yetişemeyince de, g.t olmaya razı oluyorsun! Ben, g.t olmaya razı oldum. Bıraktım kendimi. Ama bu fikir, bu kadar da kolay kabul edilmiyor. Aslında çok baş edemedim bu şöhret meselesiyle. Kıskanıyorum da baş edebilenleri. Ben, hâlâ biraz kavgalıyım bu durumla. 

 Nasıl deşarj oluyorsunuz?
Hayatın belli yerlerine, kendimi deşarj etme yolları koydum. Maça gidiyorum mesela. Bayılıyorum bağırmaya, çağırmaya, küfretmeye. Ya da heavy metal konserlerine gidip kafamı ölene kadar sallıyorum. Oralarda deşarj oluyorum ben. Top oynamayı severim. At topu, koşarım peşinden. Hırslı da oynarım. Hayatta hırslı olduğum tek yer, top sahasıdır. Yenilmeye tahammülüm yok ve güzel oynasın istiyorum herkes. Ölene kadar da oynarım; iki saat top oynarım.

 Şahsi top oynayanlara kızar mısınız siz de?
Oyun içinde artistlik yapan, pas vermeyen olunca, meşhur bir lafım vardır, onu söylerim: “Artistlikten para kazanan bir tek ben varım burada.” Berbat bir şeydir, şahsi oynayan adam. Sahada da sevmem, hayatta da. Bizim işte de vardır, böyle şahsi oynayanlar.

Karşı cinsle ilk tanışmanız nasıl oldu? Sylvia Kristel’le! Bizim jenerasyonun çoğunluğu için karşı cins odur zaten. 13 ya da 14 yaşındaydım, kendi kendime ilk cinsel deneyimimi yaşadığımda. Ertesi gün kalktım ve bir erkek olduğumu düşünmeye başladım. Okulu kırıp Beyoğlu’na çıktım. İki-üç film arka arkaya gösteren sinemalar vardı, onlardan birine girdim.

Karşı cinsle birebir ilişkiler ne zaman başladı? Lisede. Her şeyi görerek öğreniyorsun ya o zaman. Birilerinin manitaları oluyor, “Ha iyi, bizim de olsun o zaman” diyorsun. Bizim mahallenin kadınları çok güzeldi ve beni çok severlerdi, bir öyle başladı. Sonra Anadolu Lisesi’ni kazandım. Cağaloğlu Anadolu Lisesi’ni, İstanbul Kız Lisesi’nin içine kurdular. Okula bir girdik; 50 erkek, 700 tane kız. Öyle devam etti hayatım boyunca; iki erkek, bir sürü kız yine. Hep öyle gitti yani. Hâlâ da atak değilimdir ben ama.
 “Hâlâ öyle gidiyor” mu diyorsunuz? Tabii. Dedem, “Kadınlara iyi davran” dedi, başka bir şey demedi.
 Güzel nasihat. Uydunuz mu? Çoğunlukla. Uyduğumu düşünüyorum ama… Bu, cevabını benim verebileceğim bir soru değil.

Hayatınızda yaptığınız en kötü şey neydi? Bir tanesini söyleyeyim mesela: Ufakken, evimizin alt katında komşularımız vardı. Yeni gelmişlerdi İstanbul’a. Çocuklar, taşra çocuklarıydı. Almanya’dan teyzem, bir tabanca getirmişti bana. Ben, onun gerçek olduğunu söyleyip onları ağlatıyordum. Hüngür hüngür ağlıyorlardı. “Etme abi, n’olur etme!” diye… Haftada bir gelir mesela aklıma bu. 

 Gerçekten bunun kötü bir şey mi olduğunu düşünüyorsunuz? Kötü. Çocuk olsan da kötü. Niye yapıyorsun ki böyle bir şeyi?
 Şimdi de yaptığınız en iyi şeyi düşünün… (Epey düşündükten sonra) Bu, daha çok düşündürttü mesela… Ama yaptığım en iyi şey, hayatta kalmak galiba.
 En çok ne tür insandan nefret edersiniz? Açgözlü.
 En çok ne tür insandan hoşlanırsınız? Farkında olan adamdan. Bir de muhabbeti güzel olandan. Farkındalık önemli ama.

Sizce mutluluk nedir? 30’lu yaşlarımdan sonra anladığım bir şey. Bir kere daha söylemiştim aslında; “Mutluluk, galiba mutsuzluğa alışma hali. Kardeşim, biz bu dünyada mutsuz olacağız, bu kesin. Çünkü bizi mutsuz edecek birileri çıkacak; sen ne yapmaya çalışırsan çalış, buna engel olamayacaksın” dediğin zaman tamamdır. Bence mutluluk bu.

Neler okumayı seviyorsunuz? Biraz abur cubur okuyorum. Tarih seviyorum, biyografi seviyorum. Bir de ara ara dönüp yeniden okuduklarım vardır. En çok tuvalette okurum mesela. Bir kütüphanem vardır tuvalette.
 Konuk oyuncu olduğunuz ‘Behzat Ç.’ dizisindeki sevişme sahneniz, çıplak olduğunuz için buğulanarak verildi. Ama buğulu kadraj dışında kalan siyah çoraplarınız dikkat çekti. Bunu bilerek mi yaptınız? Bunu dalga geçmek için yaptık biraz. Ama biz orada giyiniktik. Benim şortum vardı, kızın ten rengi mayosu vardı. “Çıplak mısınız, değil misiniz?” diye sorana, “Çıplak değildim, çorabım vardı.” diyorum.

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Henüz hiç yorum yapılmamış.

film izle güvenilir casino siteleri bahis siteleri iddaa siteleri Sayfa da87 sorgu var. 4,347 saniyede yüklendi.