escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan

Karagül’ün Senaristi Erkan Birgören ile Özel Röportaj

erknbrg

Röportaj: Furkan SÖĞÜT – Televizyon Dizisi
https://twitter.com/furkansogut

2002 yılında yayınlamaya başlayan ve Türkiye’nin en sevilen diziler arasında yerin almaya başaran ‘Bizim Evin Halleri’ dizisinde senaristlik yapmış olan ve uzun yılladır bu sektöre emek veren Erkan Birgören ile röportaj yaptık. Birgören ile senaristlik mesleğin geneli, Karagül ve Sana Bir Sır Vereceğim hakkında konuştuk.

Erkan Bey, sizi tanımayanlar için kendinizi tanıtır mısınız? 

– 1968 Bolu doğumluyum. Bir arkadaşa bakıp çıktığım bir kaç üniversiteden sonra DTCF Tiyatro Dramatik Yazarlık bölümünden mezun oldum. 1995 yılından bu yana dizi sektöründeyim. Şu ana kadar yaklaşık 20 ayrı dizide hasbelkader kalem oynattım. Kimi 3 bölüm sürdü kimi 500.

Senaryo yazarlığı yapmanızdaki en büyük etken neydi?

– Hiçbir konuda yeteneğimin olmaması. Ticaret yapamazdım. Hiç anlama. Beni milyon dolarlık bir şirketin başına koyun, siz tuvalete gidin. Geldiğinizde batmış oluruz. Üniversite sınavında da ya psikoloji ya felsefe seçecek kadar tuhaf bir adamdım. Aslında puanım tıbbın yanına bile yaklaşamıyordu.  Genelde yazarlığa, özelde senaristliğe yönelmede en büyük etken, hayal gücünden başka en ufak bir zenginliği olmayan babamdır. Babam kaynakçıydı. Hayatı boyunca küçücük bir sandal bile olmadı. Ama kendisini tanımayanlara kaptan olduğunu söylerdi rahmetli. Özetle palavracı bir adamdı. Ama palavralarını, ne maddi ne de manevi bir kazanç getirsin diye söylemezdi. Sadece sıkıcı anları neşelendirmek için söylerdi. Örneğin 12 eylül günleri kardeşim daha 3 yaşında falandı. Gece kardeşime süt almaya gitmiş biraz gecikmişti. Rahmetli annem nerede kaldığını sorunca anarşistlerin çatışmasının ortasında kaldığın kendini yerden yere atarak canını zor kurtardığını anlatmıştı. Gidip gelmesi bir saat, anlatması iki saat sürmüştü.  Ben o sırada elindeki iki cam süt şişesinin neden kırılmadığını düşünüyordum.

İşte o zamanlar insanları heyecanlandıracak, korkutacak, güldürecek, ağlatacak kısacası duygularını tetikleyecek hikayeler anlatmanın ne kadar keyifli olduğunu fark ettim. İşimin adını koymam 1994 yılında gerçekleşti. Felsefe bölümünü bırakmış, Mersin’e dönmüştüm. Sonra yazar olmak için Ankara’ya geldim. O zamanlar rahmetli Bilge Karasu yaşıyordu. Amacım onun evini bulmak hem felsefeci hem yazar olan bu ustanın evinin önünde yatıp, beni içeri almasını beklemekti. 94 te Ankara’dayken Mersin’den tanıdığım DTCF Tiyatro bölümünde okuyan bir arkadaşımla karşılaştım. Bana yetenek sınavına girmemi söyledi. Ben de oyuncu olmak istemiyorum dedim. O zaman öğrendim Dramatik Yazarlık bölümü varmış. Girdim. Kazandım. Rahmetli Turgut Özakman’ın uzun  Maltepe kokan odasında beş arkadaş kafasını gözünü yara yara bir şeyler yazdığımızı sanmaya başladık… İşte böyle..

Yıllardır bu sektörün içerisinde yer alıyorsunuz. Bu sektöre girmeden önce bakış açılarınız değişti mi? Umduğunuz gibi gerçekleşti mi hayalleriniz ve dilekleriniz?

– Çok zor oldu diyemem. Çünkü ben şu yapımcıya nasıl ulaşırım, nasıl senaryo ekiplerine kapağı atarım diye düşünmedim. Nasıl iyi bir senarist olurum diye düşündüm, halen de düşünüyorum. Okuyorum, izliyorum, çalıyorum (esinleniyorum diyeyim şık dursun) Son zamanlarda bana bir çok mail geliyor. Nasıl yapımcıya ulaşırım, size senaryomu göndersem Timur Savcı’ya götürür müsünüz… Benim de,  kargo ücretini siz mi ödeyeceksiniz karşı taraf mı diye sorasım geliyor. Umduklarım ve hayallerime gelecek olursak… Senaryo Oscar’ını aldığımda yapacağım esprili konuşma metni hazır. Teşekkür listesini her yıl güncelliyorum doğal olarak.

Size göre televizyona dizi üretmenin en büyük zorlukları nelerdir senaryo bakımından?

– O kadar çok parametresi olan, o kadar fazla dengeleri gözetmeniz gereken bir alan ki. Tv senaristleri resmen mucize gerçekleştiriyor. Sürekli şu söyleniyor. Hep aynı hikaye. İki adam ortada bir kız. Neden bizde Amerika’daki gibi işler çıkmıyor. Hadi hayal kuralım. Düşünün ki LOST’u ben yazdım. Satır satır hem de. Sizce hangi yapımcıya götüreyim. Hangi yapımcı bu işi hangi kanala satabilir. En ufku geniş yapımcı bile benim LOST’u okuyunca şöyle diyecektir. Erkancım harika ama bunu Şile’de çekebilir miyiz. Hangi kanala satarız. Cenk (Jack ) Kezban’ı (Kate) ve Seyfi’yi (Sawyer) al buradan  Mardin’e yerleştir. Cenk doktor olsun yine, Kezban güzle kız, Seyfi de ağanın Kezban’a tutkulu ağa oğlu olsun. Uçağı paralel evreni falan at. Anlaşılmaz. Hah bunu yaz getir.  Adı daa… KAYIP AŞK…

Süre meselesi ise başlı başına bir dert. Bakın dünya literatüründe çektiğiniz film 90 dakikayı buluyorsa onun adı uzun metrajdır. Yani biz her hafta uzun metraj yazıyoruz. Ekip de her hafta hatta beş günde uzun metraj çekiyor.  İşte bu yüzden elin dizisinde beş dakika içinde dünya yıkılırken biz de ancak baş rol oyuncusu kapıyı açıp gelene hayret dolu ifadeyle bakar (Ki geleni görmüyorsak bu bölüm finalidir. )

Bildiğiniz gibi birçok yapımda RTÜK’ün belirlediği kurallar dahilinde senaryolar yazılıyor. Bu sizi bir senarist olarak ne kadar kısıtlıyor?

– Bir de RÜTK var tabi. Evlere şenlik. Öpüş ama buse, sevişir gibi bak ama karakucak dalma… Müge Anlı, Yalçın Çakır programlarında gerçek kişiler yaşadıkları grup seksleri, tecavüzleri şakır şakır anlatıyor. Ses yok. Dizide olmaz. Polat otele giriyor yukarı çıkana kadar yirmi kişiyi delik deşik ediyor. Sonra bara oturuyor viski içecek bardakta blur. Adam öldür ama içme. Kahraman arabasıyla yaklaşıyor. Araba Wolswagen. Markasını siyah bantla kapatmışlar. İyi ki de kapatmışlar. Birincisi hiç anlaşılmıyor Wolswagen olduğu. Anlaşılırsa ben evimde dizi izlerken birden yerimden fırlar açık bir oto galeriye gider araba alırım. Haksız rekabet olur.

Yeni bir dizi projesine başlarken ve karakterleri yazarken genelikle nasıl bir ön çalışma yaparsınız? Yazdığınız karakterlerin iç dünyasını nasıl kurarsınız?

– İsterseniz fantastik dizi yazın, olmayan bir ülkede geçsin. Mutlaka insani duygular, arazlar, beklentilerle döşemelisiniz karakterlerinizi. Bu nedenle bol bol insan gözlemek gerekiyor. Bazen karakter hikayeyi taşır bazen de sağlam bir hikaye çıkışınız vardır, bu hikayeyi sırtında taşıyacak güçlü karakteri yaratırsınız. Aslolan karakterdir. Karakterini yolculuğu, yolculuk sırasında başına gelenler de hikayeyi oluşturur.

‘Bizim Evin Halleri’ gibi fenomen olmuş bir dizinin senaryo ekibinde yer aldınız. Türkiye bu projeyi çok benimsedi ve samimi buldu. Sizce seyirci bu projede, yazdığınız karakterlerle iyi bir empati kurabildi mi?

– Şu anda Bizim Evin Halleri’ni yazsak ilk yüze girmez. Çünkü bölüm başında Nemide fasulye ayıklardı, finalde fasulye dibine tutardı. İki bölümde bir hastaneye ful kadro taşınmazdık, kimse ölümcül hasta olmaz, kimse para için aşkını satmazdı. Ortalama bir Türk ailesinde ne yaşanıyorsa o yaşanıyordu. Karakterlerimizi çığlık çığlığa ağlamaz, bağıra bağıra konuşmaz, kendini uçurumdan atmaya kalkmazdı. Ama Şadan gibi babalarımız, Peyami gibi mürekkep yalamış amcalarımız, Nemide gibi nenemiz, Sadık gibi şeker hastası olmasına rağmen buzdolabında sütlaç arayan dedemiz vardı. On on beş yıl içinde bu ülkede çok şey değişti. Fazla değil on beş, yirmi yıl önce genç kızlar güzellik yarışmalarına gizlice katılırdı. Babaları duyarsa kıtır kıtır keser diye korkarlardı. Sonra ne olduysa birden bire Biri Bizi Gözetliyor evlerine katılan kızların anneleri ben kızımın namusuna kefilim diye elinde mikrofon diğer kızın annesi üzerine yürürken gördük. Bir araba almak için üç beş gün uykusuz kalıp arabaya dokunurken gördük. Uykusuz kalarak alamadığı arabayı, düşünü bile kuramayacağı villaları dizilerde görmeye görsel hazlar yaşamaya başladılar artık. Oysa Nemide’nin, Sadık’ın Füsun’un evi bizim evimiz gibiydi. Ne ajite edecek kadar yıkık dökük ne de lüks. Karakterlerimiz moda dergisinden fırlamış gibi gezmezlerdi. Füsun alt üst eşofmanla toz alırdı. Rikkat öğretmen olduğu için döpiyes giyerdi. Boynuna fular bağlasa kocası çok güzel olmuşsun derdi… Daha ne diyeyim..

Bizim Evin Halleri dizisi

Bizim Evin Halleri dizisi

Senaryosunu yazdığınız bir dizinin reytinglerini düştüğünü anladığınızda senaryoda ne tür değişiklikler yaparsınız? İşin içine tempo katmayı sever misiniz? 

– Bilmem hiç yaşamadım (Gülüyor) Şaka tabiki… Klasik kural ki benim de uygulamaya çalıştığım kural şudur. Bölüme iyi gir. Sağlam bir soru koy orta blokta sorunun etkilerini özellikle duygusal etkilerini, yansımalarını gör bir yandan da final olayını hazırla, finale doğru o olaya yürü olayın doruğunda bitir. Tv senaryosu bu bakımdan neredeyse interaktif bile denebilir. Sizin uğruna gecelerini harcadığınız, hikayesini ördüğünüz karakter belki de yanlış kast yüzünden çöker ya da oyuncunun tüm çabasına rağmen seyirci onu satın almaz. Sizin bölüm oyuncusu diye koyduğunuz bir kişi kopar gider. Siz de dümeni oraya doğru kırarsınız. Tempo bence çok yanlış anlaşılan bir şey. Sürekli aksiyon seyirciyi yorar aslında… Önemli olan yarattığınız aksiyonun duygusal sonuçlarıdır. Şöyle düşünün kahramanınız elinde silahla bir plazaya dalıyor. Plazayı terörize eden yirmi otuz tane pis adam var. Sizin kahraman onu vuruyor, bunu dövüyor aksiyondan ölücez… sonra bu kahraman oğlunun tiyatro gösterisine gidiyor. Tiyatro bitmiş. Karısı oğlunun elini tutuyor, kahramanınıza buz gibi bakarak gelmeyeceğini biliyordum ama o bilmiyordu.. diyor. Kahraman yıkılıyor. Hangi sahnede duygunuz tavan yaptı? Aslında o plaza kavgası sahnesinin varlık sebebi bile tiyatro sahnesinin yükseltmek için.

Yaz aylarında yayınlamaya başlayan ‘Sana Bir Sır Vereceğim’in ilk 13 bölümünü yazdınız. Farklı ve izleyici için alternatif bir proje sundunuz. Bu projenin ön hazırlıklarından bahsedebilir misiniz biraz?

– Benim ikinci bölümde dahil olduğum bir proje Sana Bir Sır Vereceğim. Proje uyarlama ama biz ikinci bölümden itibaren kendimiz yazmaya başladık. Orjinalinden sadece ilişki biçimleri ve karakterlerin yeteneklerini aldık. Karakterlerin yaşadıklarını Türk seyircisinin algısı ve beğenisine uygun hale getirmeye çalıştık. Projenin orijinalinde Esra Ronabar’ın oynadığı bizdeki adıyla Sevgi karakterinin kızı kaçırılıyor birinci bölümde. Sonrasında diğer özel çocukları buluyor ve birdenbire o çocukların derdine düşüyor kendi kızını unutuyor. Avrupa seyircisi olayı, Türk seyircisi daha çok duyguyu takip eder. Bu Avrupalı’nın duyguyu takip etmediği anlamına gelmiyor. Öncelik sırasının değişik olduğunu söylemeye çalışıyorum. Çünkü burası kalbi beyninden büyüklerin olduğu bir ülke. Sevgi’nin kızını unutması konusunda epey zorlandık. Sık sık hatırlatıp elinden bir şey gelemediğini söyleyerek hatırlattık. Projede Tilki ve Aylin karakterleri çok sevildi. Özellikle genç seyirci tarafından. Onların aşkı fenomen oldu.

Sana Bir Sır Vereceğim

Sana Bir Sır Vereceğim

Şu an ise Türkiye’nin en çok izlenen drama dizilerinden ‘Karagül’ü yazıyorsunuz bir senaryo ekibiyle. İzleyici ‘Karagül’ü sizce neden bu kadar sevdi? Bu projeyi, ekranlarda izlediğimiz diğer drama projelerinden farklı kılan etkenler?

– Doğuran ve büyüten annelerin kavgası tüm zamanların en iyi hikaye kalıbıdır. B. Brecht Kafkas Tebeşir Dairesi’nin özü de budur zaten. Rüya takımı diyebileceğim bir oyuncu kadrosu, işine aşık bir yönetmen, yaptığı işi ekmek parası değil kalp ağrısı olarak gören devasa bir ekip olunca sonuç bu oluyor. Annelerin dramını hemen satın aldı seyirci. Sayın Ece Uslu’nun hayat verdiği Ebru karakterinin steril bir hayattan Halfeti’ye gelmesi ve orada ayakta durmaya çalışması da çok beğenildi. Diziler genelde iki ya da üç karakterin hikayesi üzerinden yürür. Bizde öyle değil. Elinizi uzattığınız her karakterden hikaye fışkırıyor. On iki bölüm boyunca özürlü oğluna yemek yediren boynu bükük Emine’ye kaleminizi uzatıyorsunuz. Hülya Duyar’ın şiir gibi performansıyla size öyle bir hikaye anlatıyor ki donup kalıyorsunuz. Önümüzdeki bölümlerde (şimdiye kadar) dedikoducu hafif çatlak gördüğümüz Özlem karakteri öyle bir hikaye anlatacak ki; Yazarken ağladığıma yapımcımız Şükrü Avşar şahit (tam o sahneyi yazarken aramışt telefonu ağlayarak açtım)

Dizinin mücadeleci ana karakteri ‘Ebru’nun çok fazla ezildiğini söyleyenler var. Hatta dizinin geçen bölümlerinde Kendal tarafından şiddete maruz kalmıştı. Bu durum sizce değişecek mi? Artık Kendal’ın karşısında attığı adımlardan daha emin ve daha güçlü bir Ebru görebileceğiz mi?

Şiddete maruz kaldığı doğru. Aslında ben de istemiyorum ama Kendal’a engel olamıyorum. Yanlış hatırlamıyorsam E. Zola Nana romanın yazdığı günlerde bara gitmiş. Deli gibi ağlamaya başlamış. Ne oldu, demişler. Nana öldü, demiş. Sen yazıyorsun ama… Ben yazıyorum da o yaşıyor, demiş… Şimdi buradan kendimi Zola’yla bir tututğum gibi bir anlam çıkmasın. Ne haddime..  Evet Ebru gittikçe güçlenecek. Narin’le olan mücadelesi de kızışıyor. Kendal’ın başka dertleri var artık…

Dizinin bir diğer ana karakteri ise Narin. Oğlu için yapmadığı fedakarlık yok. Narin’in iç dünyasına girdiğimizde onun için Ebru’ya karşı duyduğu kin ve nefreti anlamamız mümkün mü?

– 22. bölümde Kadriye ana şöyle diyor. Hiç kimse sınanmadığı günahın masumu saymasın kendini..

karagulxn

‘Karagül’ kaç sezon için planlanan bir proje?

– İkinci sezon ben ve ekibim yazmaya başladık. Bizden önceki senarist arkadaşlarım 12 bölüm yazmışlar. Biz kısmet olursa 52. Bölümde sezon finali yapacağız. Kaba hatlarıyla sezon finalimiz belli. 3. Sezonun da nasıl başlayacağını hangi sorular üzerinde yürüyeceğini biliyoruz. Ama yukarıda da söyledim. Çok fazla parametresi olan bir iş bu. Kısmet diyelim…

Bu sezon ‘Karagül’ dışında senaryosunu yazacağınız başka dizi projeler olacak mı? 

– Şükrü Avşar duyarsa beni topuğumdan vurur (Gülüyor). Şaka bir yana Karagül fazlasıyla yoğun bir proje. Söylediğim gibi her hafta 90 dakika yazmak zaten insan üstü bir çalışma gerektiriyor.  Kısmet olursa sezon sonuna kadar Karagül yazmaya devam edeceğim.

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Yazıya 6 yorum yapılmış.

mehmet unurlu 01 Kasım 2013

kara gülü cok beyenerek izliyoruz

ibrahim oktaş 12 Ekim 2014

Karagül dizisi için firat kenarinda çok güzel manzarali bag evim var sizinle irtibata geçmek istiyorum 05357002056 suyun bu tarafinda suyun içinde kalan camiye yakin bir yer

Recep Fatih 23 Ağustos 2015

ah be mal kardesim bu kadar belli ettirme kendini mallığın ön planda olmasın bu web sitesi sadece haberi yayınlıyorlar buraya karagul ve baska dizilerin oyuncuları yada ekibi ne gorur nede girip bakarlar bu cehaletten kurtulun az arastırın mallık yapmayın artık 😀

menesa sonmez 30 Aralık 2014

Karagül dizisini çok seviyorum ama ada nin okadar çok ön planda olmasi hiç iyi değil maya onun ikizi Ama maya Varna yokmu belki değil hep ada her yerde ben maya için izliyorum ama oda orda yok zaten bayaa vatani hiç yan yana görmüyorum çünkü yine ada var…çok sıkıcı oluyor biraz maya bunda sesi ciksin

menesa sonmez 30 Aralık 2014

Lütfen artık maya da ön planda olsun

filiz ertük kozanoğlu 10 Haziran 2016

ınşallah o kapıdan takım elbıseyle giren Asım dır Kasımla Özlem i de bulup evlendırmişsinizdir.

kaçak iddaa siteleri film izle güvenilir casino siteleri bahis siteleri iddaa siteleri Sayfa da51 sorgu var. 8,046 saniyede yüklendi.
bahis siteleri