Merhabalar Sevgili Gönülçelen Dostları…

2.sezon başladığından beri hemen her gün yokluyorum sayfalarımızı…Bir izleyici olarak eleştiri ya da yorumdan çok kendimi o hikayenin gerçekliğine kaptırıp yeniden yazabilme keyfim için tabii…Ama bir sürü gözüme batan kopukluklar varken olmuyor bu… Ayrılıklar, kötülükler…Elbette olacak böyle şeyler….Sorun bu değil bence,gerçek hayatta da hem üzücü hem sevindirici şeyler var…ama gerçeklikten kopuşlar çok önemli…Çoğunu yazmış arkadaşlar, ben de daha 16.blm sonunda başlamıştım kaygılanmaya ve bir kaç yerde yazmıştım…Her neyse…Dikkatimi çeken birkaç nokta daha var ki bir iki kısa replik ve sahnenin yer alması yeterli olabilirdi diye düşünüyorum….

Hülya Duyar'ın jest ve mimikleri dışında konuşma biçimi, vurguları... Gerçekten nefis, olanca doğallığıyla...
Kadriye Teyze….Hangi anne alıp başını uzaklara giden oğlunu/kızını bir kere bile anmaz, üzülüp dövünmez…Daha 17 de kısacık da olsa verilmesi gereken büyük bir eksiklik….Üstelik bu denli içi dışında yaşayan insanların böyle tepkisiz, “bir şey olmamış gibi ” davranmaları mümkün mü? 18. bölümde eşi Bekir için gösterdiği tepkilerin çok daha fazlası hatta…ki müthiş bir anlatım izledik bu oyuncumuzdan da…tam da karakterine uygun, en ağır üzüntülerinde bile aşırı yeme tutumlarıyla ruhunu sakinleştiren böyle insanlar var hayatta….ve hayranım sevgili Hülya Duyar Hanıma da… Jest ve mimikleri dışında konuşma biçimi, vurguları… Gerçekten nefis, olanca doğallığıyla…Kadir gibi onu da Sur Mahallesinden sanmıştım önceleri….
Bir diğeri de Hasret’in mahallesini, daha da önemlisi ailesini terketmesi…Bu kadar birbirlerine bağlı bir aile yapısında mümkün değil… Küsebilir, konuşmayabilir, affetmeyebilir ya da o 3. – 5. sınıf eğlence yerinde yine iş yapabilir ama en azından bunca geçim derdi yaşadıklarını bilip dururken ablasını, hele kardeşini o halde bırakması … bu yapıda insanlar için olacak şey değil…
Ayrıntılara hiç girmeyim ama şunu anmadan da geçemeyeceğim… Gerekli zamanda hemen çıkarılan o bir dünya kıyafetin o çantaya sığması da yine aceleci kurgulardan biriydi…
Hasret’in gerek annesine gerekse Murat‘a verdiği tepkileri ise son derece gerçekçi buluyorum ama hem annesinin hem de Hasret’in kendini anlatma çabaları/konuşma içeriği de bir o kadar yetersiz geldi bana… Keza Murat’ın da, kendini sorgulayıp hem Hasret’e hak vermesi ama hem de kendisine inanmadığı için Hasret’e kırılması da beklenir bir durum bence de… Yine de her ikisine de daha ayrıntılı ve net/canlı replikler yazılsa mıydı? Özellikle de Murat’a… Bu yetersiz içerikte bile durumu oyuncuların anlatımları zar zor kurtarabildi ama dediğim gibi başka sahnelerdeki boşluklar yüzünden, olup bitenlere inanamazken, bu güzelim sahneler kim vurduya gitti zihnimde…Kopuk kopuk güzellikler kaldı sadece…Belki 19.blm için düşünmüşlerdir bu ayrıntıları, umarım öyledir…
Sahi… Nesrin karakteriyle de oynanmış sanki… Sırf oğlunu hayata geri döndürmek için Hasret’in ayağına, asla bulunmak istemeyeceği o varoş mahallesine giden bir anne/bayan kontrol, Kobra’dan sözetmezdi… Tabii ki Hasret’in her taraftan bir darbe yemesi üzerine kapıldığı güvensizlik duygusu ve büyük boşluğu anlamamız için o sahnelere ihtiyacımız vardı… Ama bunu örneğin dürtülerini hemen hiç denetleyemeyen, saf Nakiye’den duyabilir ve aynı tepkileri yine gösterebilirdi Hasret… Çok mu önemli kimden duyduğu… Belki değil ama Nesrin Hanım karakterindeki bir insan oraya büyük bir kararlılıkla gitmişken böylesi bir zaaf gösterince, bendeki gerçeklik duygusu kesintiye uğradı…….
Kobra’nın şantaj yaptığını da düşünmüyorum, Hocayla samimiyetlerinden mutlu olmak istediği tamamen zevzek hallerinden biriydi… Zaten o son cümlesini söylemeden önce Murat kabul etmişti yardım etmeyi, o sevecen ve hoşgören bakışından bile belliydi hatta… Tabii Nesrin‘in bunu ard niyet ve önyargıyla anlaması/anlamak istemesi de son derece gerçekçi ama kontrolü elden bırakması hiç sahici değildi……
Saime’nin de gideceğinden kaygılanmıştım.. Neyse ki bu olmamış…Sevindim…ama Burhan tarafı hala büyük boşluk… Mutlaka doldurulması gereken bir boşluk. Nasıl kotarılır bilmem… Burhan’ın yeniden karşılaştığı sevdiğini ve hele ailesini bırakıp gitmesi için Gülpembe’nin anlattıklarına inanmayıp herşeyden vazgeçmiş olması gerekirdi…Belki abisinden kızına ve Burhan’a yine bir zarar geleceği kaygısıyla Saime’nin böyle hareket ettiği düşünülebilir… Bu da çok cılız bir kurgu, hani bs.mızda “parola gücü zayıf” deniyor ya … Onun gibi ama hiç yoktan iyidir…Tabii özellikle bu kısım giden senaristlerin hikayenin gerçekçi bir şekilde devamı için sağlam bir rota çizmemesinden kaynaklı… Yenilere bütün kalbimle kolaylıklar diliyorum….
Başka ayrıntılar da var ama uzatmayım, çok severek izlediğim bu hikayeyi şurasını burasını eleştirerek yorumlamak değil yine kendimi kaptırarak izleyip anlatmak istiyorum… Hikayemiz, özellikle oyuncularımız zaten mükemmel, izlerken unutuyorum bile bunun bir dizi olduğunu… Tabii gerçekçiliğin/sahiciliğin bozulmadığı bir anlatımda…
Bu sayfa için teşekkür ve herkese sevgilerimle…”
Not: Bu görüşlerim 16.blm.sonu,17. ve 18.blm.lerin toplamıydı…Doğrusu 19.blm.de oldukça rahatladım, Saime‘nin korkuları yersiz değilmiş…. Beklediğimiz gibi ve inandım bu gelişmelere… Belki önce sözünü ettiğim bu boşluklar da bir kaç “arkadan/hakkında konuşma” ile kapatılabilir… Ne güzel olur o zaman…
Hasret/Murat ve Murat/Levent ilişkisinin anlatımına gelince müthiş…özellikle Murat‘a yazılan sahneler ve replikler…hayatını birden bire değiştiren bir adamın nedenleri incecik ve depderin anlatılıyor…Murat‘ın tarzı aynı….Şu iddia meselesindeki gibi…Hasret‘e hissettiklerini ve kırgınlığını hissettirerek ve kırarak anlatıyor… “sen benim iyiliğimi düşünemezsin….çünki bana bu hakkı tanımadın…güvenmedin….”. Her neyse, bu konuda yazacaklarım çok….Ne güzel…heveslendim yine bu hikayenin içine girmeye….
Sahi Levent‘le olan gelişmeler de tam Murat karakterine uygun tutumlar…Yine inceden inceye, zeka dolu ve sanki hiç bir şey yokmuş gibi davranmasına karşın herşeyin farkında…levent o ince oyunlarından ve kurnazlıklarından yorulduğunda kendisi patlayacak sonunda….Hatta bu bölüm….Bir tek Hasret konusunda kıskandığını söylerken kıvrak bir manevrayla dönüşü çok incelikli bir kurguydu…Çok beğendim…Yine kapıldım ben hikayemize…..
Öyleyse bu kısa bir 19.blm. görüşü olsun ve asıl bölüm ardından sayfama döneyim en kısa zamanda….GÖNÜLÇELEN’imiz de ve bu sayfada tüm emeği geçenlere sevgi ve teşekkürlerimle…
Psikofat
Etiketler: Gönülçelen Dizisi, Hülya Duyar, Hülya Duyar Resimleri, Murat ve Hasret, Psikofat, Psikofat Yazılar, TelevizyonDizisi.com Yazarları




Ahmet Rıfat Şungar Resimleri ve Biyografisi
Güneş Emir Resimleri (Deniz Yıldızı Dizisinin Deniz'i)
Cavit Çetin Güner Resimleri ve Biyografisi