escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan Pendik Escort

En Yeni Dizi Magazin Haberleri

Yayında Olan Diziler

Tüm Günlük Diziler Burda

Güncel Dizi Fragmanları

Herkes ileriye giderken, geriye dönmekte neyin nesi?

Dizi Magazin, Editörden, Sinema 25 Ekim 2013

Herkesin anlayabileceği sonuçları ortaya koymak için aslında filozof olmaya ya da işin ehli olmaya çokta gerek yok. Biraz merak, biraz önsezi, önünüze sunulanı anlama ve okuma becerisi, birazda mantık olursa herkesin rahatlıkla anlayabileceği orta halli bir sonucu 1_cinema_sinema_senaryoortaya çıkarabiliriz. (Bu arada işin ehli olan ve neredeyse ömürlerini ciddi sonuçlar için harcayan değerli kişilere de saygısızlık etmeyelim. Zira bizimkisi tamamen durum değerlendirmesi.)

Geriye dönüp Türk sinemasına baktığımız zaman, şuan yapılan uyarlama projelere çokta kızmamak gerekiyor aslında. O dönemlerdeki, tabi hoş olmayan bir uygulamaydı. Senarist ve yönetmen yurt dışına gider, gösterimde olan filmi izler, hemen yurda döner ve birkaç değişiklikten sonra filmi çekip seyirciye sunardı. O döneme göre hırsızlık, sonrasında esinlenme ve şimdide adı uyarlama oldu. Tabi şuan büyük bedeller ödeyerek yapılıyor ama işin temelinde bizim aslında çok uzun zamandır yaptığımız şey, bunun gibi bir şeydi. İşin ehli olan adamlar bundan 40 yıl önce başlamışlardı hayal dünyasını zorlamaya. (belki de çok daha önce.) Konuşan arabalar, uçan adamlar, yıldız savaşları, bilim kurgular ve daha nice hayal dünyasını zorlayan projeler. Bizde ağzımız bir karış açık izlerken, bizim uyanık yapımcılarda onların neredeyse aynısını bize sunmaya, daha doğrusu yutturmaya çalıştılar. Elbette özgün senaryolarda vardı. Şuan olduğu gibi bizim en başarılı olduğumuz alan olan drama ağırlıklı, aşk ağırlıklı senaryolarda vardı.

Süpermen’i defalarca seyrettikten sonra sinemamızda yapılınca komedi oldu. Sonra yıldız savaşları atari oyunları gibi çekildi. Derken uzay filmleri yine komedi olarak yapıldı. Biz hayal dünyasını zorlayan projeleri hep komedi diliyle yapabildik. Neden peki? Öncelikle bu iş için bir birikimimiz, bir alt yapımız ve kültürümüz yoktu. Ama elin adamları kendi kültürlerini bizlere öylesine güzel anlattılar ki, hep hayran kalmak zorunda kaldık. Çünkü hep ciddi yaptılar, kendileri ürettiler ve hep ileriye baktılar. Şuan 2013 yılının sonlarına geliyoruz. Bizde teknolojiyi yakaladık. (Tabi hala hava atma aşamasındayız ama) yinede yakaladık. Şuan televizyona ve sinemaya baktığımızda hala hayal gücümüzü zorlayacak bir proje yok. Hala bizi şaşırtacak bir proje yok. Birkaç yeni bir şey yapılmaya çalışıldı ama hemen geriye dönüş oldu. Çünkü ne kanal sahibi ne de yapımcı işi riske atmak istemedi. Nasıl olsa halk ne verirsek alır, gerek yok dediler. Bu klasik korkaklık düşüncesi belki 30 sene önce iyi işliyordu ama şimdi artık olmuyor. Binlerce kanal var. İnternet var. Yabancı kanallar artık bir tuş kadar yakınlar bize. Yani kimse artık verilecek şeye muhtaç değil. Elbette herkes bunun farkında, elbette yapımcılarda farkında ama ısrarla geriye doğru gelmeye çalışıyorlar. Amaçları yavaş gitmek ve zarar etmemek… Peki ya sonra? Birkaç sene sonra ne olacak? Zaten şuan uzun dizilerden, uzun reklamlardan, aynı konulardan halk bıkmış ve kaçmış durumda. Siz bakmayın öyle sanal dünyadaki sahte fanlara, sahte düşüncelere. İnsanlar evde yorucu ve sıkıntılı dizilere artık katlanamıyorlar. Çok az insan var hala sabırla bir dizeye katlanabilen. İnsanlar artık yeni, farklı ve ilginç şeyler görmek istiyor. Şaşırmak istiyor. Ağzının bir karış açık kalmasını istiyor. Yapımcıların birkaç senedir yaptığı taktikte bir süre sonra işe yaramayacak artık. Genç nüfusa hitap etmek, daha doğrusu sevdiği sanatçıyı seyretmesini sağlamak, böylece de ailesine seyrettirmesini de zamanla yitirecekler. Ve kısa bir süre sonrada sadece sevdiğimiz sanatçı hatırına bile ekranlara bakılmayacak artık. Bu karamsarlık ya da umutsuzluk değil. Bu herkesin rahat bir şekilde gördüğü ama dile getirmediği bir gerçek aslında. Son olarak, televizyon dizisinden Furkan SÖĞÜT’ÜN, senarist Nuran Evren ŞİT ile yaptığı keyifli röportajı okudum. Her ikisine de teşekkür ederim. Tabi Nuran hanıma iki kere teşekkür ederim. O, genel hikayeye zaman ayrılmadığını ve 13 bölümden sonra ileriyi göremediklerini samimi bir şekilde dile getirirken, yukarıda bahsettiğim uzun cümleleri aslında çok güzel bir şekilde özetlemiş oldu. Ne diyelim. İnşallah ileriye gidebiliriz, ileriyi de görebiliriz.

Saygılarımla.

Arslan Yıldız.

arslnyldz@gmail.com

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Henüz hiç yorum yapılmamış.

kaçak iddaa siteleri film izle güvenilir casino siteleri bahis siteleri iddaa siteleri Sayfa da91 sorgu var. 6,657 saniyede yüklendi.