Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Derya Alabora  (Okunma Sayısı 1471 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Ailin
administrator
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 89265



« : 14 Mayıs 2010, 03:32:23 »

  Derya Alabora

Doğum Tarihi : 19 - 08 - 1959
Doğum Yeri : İstanbul
Eğitim : Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Anasanat Dalı

1983'ten bu yana Uğur Yücel'le evli olan Alabora'nın 1985 doğumlu Can isminde bir oğlu vardır. Derya Alabora'nın kuzeni oyuncu Mustafa Alabora, onun oğlu ise, oyuncu Mehmet Ali Alabora'dır.

1982 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Anasanat Dalı'ndan mezun oldu. Aynı bölümde öğretim görevlisi olarak çalışmakta ve Digital Film Academy İstanbul'da ders vermektedir.

Mezuniyetinin ardından bir yıl Bursa Devlet Tiyatrosu'nda çalıştı. Devlet Tiyatroları'ndan istifa ettikten sonra ise, çeşitli özel tiyatro gruplarının oyunlarında yer aldı. Bir süre Ali Poyrazoğlu ile çalıştıktan sonra, Özdemir Çiftçioğlu ile birlikte Tiyatro Grup'u kurdu. 5. Sokak Tiyatrosu, DOT ve garajistanbul’un oyunlarında oynadı.

Oynadığı oyunlardan bazıları, Jean Genet'nin eseri Balkon (Tiyatro Stüdyosu, 1998), Özen Yula'nın yazdığı Ay Tedirginliği, DOT'un ilk oyunu olan ve Bryony Lavery'nin yazdığı Donmuş (Frozen), 2007 İstanbul Tiyatro Festivali'nde sahnelenen deneysel oyun Oyunu Bozun ve son olarak Sevim Burak'ın Yanık Saraylar kitabındaki öykülerden Naz Erayda'nın uyarladığı bir oyun olan Ya Seni Rüyasında Bir Daha Hiç Görmezse'dir.

Ödülleri

* Bir Kırık Bebek
1. Ankara Film Şenliği, 1988 - En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
* Yengeç Sepeti
7. Ankara Film Festivali, 1995 - En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
31. Antalya Film Şenliği, 1994 - En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
* Masumiyet
11. Adana Altın Koza Film Şenliği, 1997 - En İyi Kadın Oyuncu
10. Ankara Film Festivali, 1998 - En İyi Kadın Oyuncu
34. Antalya Film Şenliği, 1997 - En İyi Kadın Oyuncu
20. Siyad Türk Sineması Ödülleri, 1998 - En İyi Kadın Oyuncu
ÇASOD Ödülleri, 1998 - En İyi Oyuncu (Rol arkadaşları Haluk Bilginer ve Güven Kıraç'la birlikte.)
* Balkon (Tiyatro Stüdyosu)
2. Afife Tiyatro Ödülleri, 1998 - Yılın En Başarılı Yardımcı Kadın Oyuncusu
* Adem'in Trenleri
40. Sinema Yazarları Derneği Ödülleri, 2008 - En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu

Oynadığı Diziler :
Es Es
Dantel
Aşk Her Yaşta
Aşk Meydan Savaşı
Şaşıfelek Çıkmazı
Renkli Dünyalar

Oynadığı Filmler :
Karanlıktakiler
Siyah Beyaz
Pandora'nın Kutusu
Adem'in Trenleri
Salkım Hanım’ın Taneleri
Bana 'Old And Wise'ı Çal
Masumiyet
80. Adım
Yengeç Sepeti
İz
Bir Kırık Bebek
Dönersen Islık Çal
Yasak Kapı
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Sponsor Baglanti

Logged
Ailin
administrator
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 89265



« Yanıtla #1 : 14 Mayıs 2010, 03:33:49 »



Onun favorisi otantik yerler

Oyuncu Derya Alabora, seyahat tercihlerini anlattı.
 
Seyahat etmekten çok hoşlandığını belirten Derya Alabora, "Filmyer, diziler, tiyatro projeleri nedeniyle farklı yerlere seyahat ediyorum. İşin dışında seyahat ettiğimde ise otantik yerlere gitmeyi tercih ediyorum" diye konuştu.




http://televizyongazetesi.com/Page/News/NewsDetail.aspx?CID=638
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

kimay
administrator
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 49288



« Yanıtla #2 : 30 Mayıs 2010, 00:04:41 »

Ünlü isimler tiyatro sahnesinde


 
Derya Alabora, Tülay Günal ve Canan Egüder aynı oyunda...

Üç ünlü oyuncu Shakespeare’in Fırtına’sını canlandıracak, her birinin birden çok karakter canlandırdığı oyun Tiyatro Grup ile sahneye konulacak.

Milliyet’e röportaj veren ekibin uyumu gözlerden kaçmadı. Televizyondan hep kötü kadın karakterleri teklif edildiğini belirten Canan Ergüder, bu nedenle tiyatro sahnesinde kendisini kanıtlamaya karar verdiğini anlattı. Asi ile televizyon izleyicisiyle tanışan Tülay Günal, izleyicinin dizilerde canlandırdıkları karakterleri oyuncularla özdeşleştirme tehlikesi olduğu için televizyonun oyuncu için tehlikeli olabildiğini anlattı.

Oyunun bir diğer oyuncusu Derya Alabora ise ‘Hem şarkı söylüyoruz, hem bedenimizi kullanıyoruz, hem oyunculuğumuzu. Türkiye’de bütün bu özelliklere sahip çok fazla oyuncu yok’ diyerek oyunun farklılığını dile getirdi.

http://televizyongazetesi.com/Page/News/NewsDetail.aspx?CID=23733

Moderatöre Bildir   Kayıtlı

kimay
administrator
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 49288



« Yanıtla #3 : 09 Temmuz 2010, 02:13:17 »

İSTANBUL’DA YAŞAYAN HER YERDE YAŞAR


 
Beraber oynadığımız projelerde, paylaşımları sayesinde büyük tecrübe kazandığım Derya Alabora’yla bu kez röportaj bahanesiyle bir araya geldik. Yeniköy’de Passion Cafe’de buluştuk ve uzun bir sohbete daldık

Oyunculuğa başlama sürecini hiç bilmiyoruz. Nasıl karar verdin?
Aslında klasik bir başlangıç. İnsanın ailesinde çok fazla sanatla ilgilenen olunca, biraz aynı yöne gidiyorsun. Aslında sinema- televizyon da yazmıştım ama ÖSS’yle olmayınca konservatuvarı denedim. Mustafa Alabora’yla imtihana çalıştık ve öyle okula girdim. Biraz çekingendim okula girdiğim zaman. Aslında bu işe başlamak için iyi bir şey içe kapanık olmak. İçinde bir şeyleri biriktirenler sonra daha iyi oyuncu oluyor. Zamanla, yapılan çalışmalarla, bu duygularını kullanmayı öğreniyorsun ve içinde biriktirdiklerin, karakter yaratırken avantaja dönüşüyor.

Şu anda yönetmenlik ya da başka bir projen var mı?
Sinemada yönetmenlik yapmak gibi bir niyetim yok. Çok büyük bir sektör. Büyük paralarla yapılan bir iş. O yüzden istediğin şeyi yapma şansın yok. Tiyatroda daha önce yönetmenliği denemiştim. Biraz daha üstüne gitmek istiyorum.

Hem oyunculuk yapıyorsun hem de Mimar Sinan’da ders veriyorsun. Bunun bir ayrımı var mı, yoksa şu anda doğal bir şekilde mi gidiyor?
Yok bir ayrımı, hayatın içinde gidiyor. Hocalık yapmanın oyunculuğa da faydası olduğunu düşünüyorum. Çünkü okulda çocuklara anlatırken bilgilerini tazeliyorsun.

Senin ailen de sanat kökenli. Nasıl bir algı açtı senin hayatında bu durum?
Babam opera sanatçısıydı. Hayatım  klasik müzik dinlemekle, opera ve tiyatroya gitmekle geçti. Eğer böyle müzikleri hiç dinlememiş olsaydım arabeski seviyor olacaktım belki de. Duygu olarak bildiğin şeye yönleniyorsun. Konservatuvardayken biz yakın arkadaşlarımla devamlı klasik müzik konserlerine giderdik; sonra o caz konserlerine dönüşmeye başladı. Şimdi tekrar klasik müziğe dönüyorum. Çünkü oradaki engin durum hiçbir müzikte yok. Çok acayip bir durum. Mustafa Alabora da benim hayat görüşümde çok etkilidir. Yön çizmeme en yakınımdaki insanlar yardımcı oldu. Annem de çok yaratıcı bir kadındır. Tiyatroyla ilgisi yok ama hem ressamdır hem çok iyi bir dikiş atölyesi vardı. Bütün bunlar genetik olarak bir kodlama yaratıyor.

En son beraber yaptığımız proje için konuşuyorum; öğretmenlik yaptığın için, gittiğin projelerde de artık sana öğretmen gözüyle bakılıyor. Bunun senin için bir eksisi ya da artısı var mı?
Yok, aslında kendimden genç insanlarla pek çok konuda daha iyi anlaştığımı düşünüyorum. Yaşam enerjisi, konuştuğum şeyler, yaşam tarzım çok kopuk değil onlardan. Yani bazen oğlum bana kızar aynı mekanlarda karşılaşınca. Dans etmek çok hoşuma gider. Klişelere takılmam hayatımda. O yüzden benim için bir sorun yaratmıyor bu durum. Okuldaki öğrencilerimle de görüşürüm dışarıda. Normal meslektaşız hepimiz. Biraz insanların bakışları farklı olabiliyor tabii bazen. Kafama göre yaşadığım için Derya Alabora’yım. Bilmem ne filminden trilyonlar alıp popülerliği seçtiğim için değilim.

Yaptığın projeler arasında ayrı bir yere koyduğun proje var mı?
‘Masumiyet’i ayrı bir yere her zaman koyarım. Çünkü hem oyuncu kadrosuyla hem senaryosuyla farklıydı. Kıskandığım bir film yok hiç. “Ya şurada da ben oynasaydım” diyebildiğim bir şey yok. Çünkü hep oynamak istediğim şeyleri yakalamışım.

İstanbul senin için vazgeçilmez bir yer mi?
Evet, benim için biraz öyle. Buranın dışında çok fazla bir yerde yaşamak istemezdim. Belki New York’ta yaşamak isterdim. Bu kadar tatmin edici bir şehir yok. Boğaz’ın durumu büyüleyici. Ne kadar bozmaya çalışsalar da hala bir yerlerden enerji fışkırıyor. İstanbul, aslında yaşaması zor bir şehir ama ben yine de buraya bayılıyorum. Dünyanın en pahalı şehirlerinden birisi. Eğer burada yaşamayı beceriyorsan her yerde yaşarsın.

AŞAĞILAMAK MARiFET OLDU

Oyunculuğa ilk başladığın dönemde dizi sektörü ne durumdaydı?
O zaman daha kaliteli işler yapılıyordu. İşler daha samimiydi. Ama bu reyting denilen olay alt kültürü bir anda üste fırlattı. Televizyonlarda reality show durumuyla bir anda insanlar, kendilerini hiç ulaşamayacakları yerlerde görmeye başladılar. Programlar daha da azgınlaştırıldı. Bazı yarışmaların yabancı formatlarına bakıyorum hiç bizimkilerdeki gibi edepsiz bir durum yok. Bizde aşağılamak bir marifet oldu, herkes birbirinin arkasından konuşuyor. Korkunç bir şey! 

Cadde
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

kimay
administrator
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 49288



« Yanıtla #4 : 23 Temmuz 2010, 03:37:15 »

Klasik müzikle büyümeseydim arabesk dinliyor olabilirdim

Genç oyuncu Ahmet Rıfat Şungar, İstanbul Life dergisi için bir günlüğüne muhabirliğe soyundu, ustası Derya Alabora’yla Yeniköy’deki Passion Cafe’de buluştu. İşte Şungar ile Alabora’nın keyifli söyleşisi...

Oyunculuğa başlama sürecini hiç bilmiyoruz. Nasıl karar verdin?                       
 
- Aslında klasik bir başlangıç. ınsanın ailesinde çok fazla sanatla ilgilenen olunca, biraz aynı yöne gidiyorsun. Aslında sinema-televizyon da yazmıştım ama ÖSS ile olmayınca konservatuvarı denedim. Mustafa Alabora’yla imtihana çalıştık ve sonunda okula girdim. Biraz çekingendim başta. Utangaç bir yapım vardı. Aslında bu işe başlarken içe kapanık olmak iyi bir şey. ıçinde bir şeyleri biriktirenler, sonra daha iyi oyuncu oluyor. Zamanla, yapılan çalışmalarla, bu duygularını kullanmayı öğreniyorsun ve içinde biriktirdiklerin, karakter yaratırken avantaja dönüşüyor.

Sınav zamanı, sinema-televizyonu da seçeneklerin arasına almışsın. şu anda yönetmenlik ya da başka bir projen var mı?

- Sinemada yönetmenlik yapmak gibi bir niyetim yok. Çok büyük bir sektör. Büyük paralarla yapılan bir iş. O yüzden istediğin şeyi yapma şansı bulamıyorsun. Tiyatroda daha önce yönetmenliği denemiştim. Biraz daha üstüne gitmek istiyorum.

Hem oyuculuk yapıyorsun hem de Mimar Sinan’da ders veriyorsun.   

- Ben hocalık yapmanın oyunculuğa da faydası olduğunu düşünüyorum. Çünkü okulda anlatırken kendi bilgilerini tazeliyorsun.

BİRİNİ AŞAĞILAMAK MARİFET SAYILIYOR
   
21 yaşından sonra konservatuvara giremiyorsunuz. Ben bunun yanlış bir karar olduğunu düşünüyorum. Bu konuda ne düşünüyorsun?

- 17 yaşındaki çocuk Shakespeare’i, Çehov’u anlayamayabiliyor, bu çok doğal bir şey. Hele bir de okumuyorsan, algılamak çok daha zor oluyor. Tabii şimdi bir de dizi furyası var. Dizide oynamak için bunları okumaya gerek yok. Konservatuvara giren öğrenciler de bunun için giriyor artık. şöhret olmak istiyorlar. Tiyatroda başarı sağlamak için okumak gerekiyor. Çünkü tiyatro aynı zamanda bir edebiyat.

Peki, sen oyunculuğa ilk başladığın dönemde dizi sektörü ne durumdaydı?

- O zaman daha kaliteli işler yapılıyordu. Dizi yapmanın amacı bu kadar ticari değildi. Popüler kültür imajı yoktu. ışler daha samimiydi, insanlar daha çok keyif alıyordu. Ama bu reyting denilen olay alt kültürü bir anda üste fırlattı. Yani ortaya entrikayı çıkardı. Entrikayı başka türlü anlatırsan tabii ki entrika da çekici bir şey, ama bizim dizilerimizde entrika dediğin şey herkesin birbirinin arkasından dolap çevirmesi anlamına geliyor. Televizyonlarda reality show durumuyla bir anda insanlar, kendilerini hiç ulaşamayacakları yerlerde görmeye başladılar. Evinde oturan insanlar, artık seyirci olarak programa gidiyor ve televizyona çıkıyor. Azgın ve edepsiz bir şekilde kavgalar ediliyor ve bundan mutlu oluyorlar. Programlar daha da azgınlaştırıldı. Bazı yarışmaların yabancı formatlarına bakıyorum hiç bizimkilerdeki gibi edepsiz bir durum yok. Bizde aşağılamak bir marifet oldu, herkes birbirinin arkasından konuşuyor. Korkunç bir şey!

TÜRKİYE’DE BENDEN BAŞKA OYUNCU YOK MU

Senin ailen de sanat kökenli. Nasıl bir algı açtı senin hayatında bu durum?

- Babam opera sanatçısıydı. Hayatım klasik müzik dinlemekle, opera ve tiyatroya gitmekle geçti. Çocuk yaşta opera ve klasik müzik dinelemeye başladığında farklı anlıyorsun müziği. Daha sonra çok iyi bir caz dinleyicisi oldum. Eğer böyle müzikleri hiç dinlememiş olsaydım arabeski seviyor olacaktım belki de. Bir tiyatro projesinde arkadaşlarla tartışıyorduk, şöyle bir şey dedi biri: “Sen Derya Alabora’sın ben mi yapacağım? Sen yapacaksın tabii...” Ben öyle bakmıyorum hiç kendime. Derya Alabora olmamın nedeni onun dediği şeyin tam tersi halbuki. Bugüne kadar hep alternatif filmlerde oynamam, para kazanmak için bir işe girmemem bunun sebebi. Kafama göre yaşadığım için Derya Alabora’yım. Bilmem ne filminden trilyonlar alıp popülerliği seçtiğim Derya Alabora olmadım. Gerçekten kafama göre yaşıyorum.

Diğerlerinin arasında ayrı bir yere koyduğun projen var mı hiç?

- “Masumiyet”i ayrı bir yere her zaman koyarım. Çünkü hem oyuncu kadrosuyla hem senaryosuyla farklıydı. Kıskandığım bir film yok hiç. Çünkü hep oynamak istediğim şeyleri yakalamışım. En son gittiğim festivalde dört filmim birden oynuyordu ve festivaldekiler “Türkiye’de senden başka oyuncu yok mu?” diye sordu.

NE KADAR BOZMAYA ÇALIŞSALAR DA BOĞAZ’DAN HÂLÂ ENERJİ FIŞKIRIYOR

İstanbul senin için vazgeçilmez bir yer mi?

- Evet, benim için biraz öyle. Başka bir yerde yaşamak istemezdim. Çünkü bu kadar tatmin edici bir şehir yok. Boğaz’ın durumu büyüleyici. Ne kadar bozmaya çalışsalar da hâlâ bir yerlerden enerji fışkırıyor. İstanbul’u çok seviyorum. Dünya üzerinde çok özel bir yeri var bu şehrin. Hayatımı hiç başka bir yere gitmeden Boğaz’da geçirebilirim.

Bir dönem yakın bir arkadaşınla mekan işlettin. Nasıl bir deneyimdi senin için?

- Mekan işleteyim gibi bir durumum yoktu ama Ülkü Duru’yla birlikte Nisvan diye bir yer işlettik. Çok tatlı bir yerdi. Keyifli birkaç sene geçirdik orada, sonra Ülkü devam etti ama ben çekildim.

kELEBEK
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

kimay
administrator
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 49288



« Yanıtla #5 : 23 Temmuz 2010, 04:26:06 »







Moderatöre Bildir   Kayıtlı

kimay
administrator
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 49288



« Yanıtla #6 : 23 Temmuz 2010, 04:27:18 »







Moderatöre Bildir   Kayıtlı

kimay
administrator
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 49288



« Yanıtla #7 : 18 Kasım 2011, 02:44:00 »



O, sanat filmlerinin vazgeçilmezi, popülerlikten uzak ve hayata karşı duruşu sağlam bir oyuncu. İşte Derya Alabora hakkında tüm merak ettikleriniz…

Türk sinemasında güçlü ve cesur rollerin sahibi Derya Alabora, sanatçı bir aileden geliyor. Babası opera sanatçısı dolayısıyla çocukluğunu tiyatro, opera ve balede geçirmiş. Konservatuvar imtihanında yeteneği keşfedilen oyuncumuz o günden beri sinema, tiyatro ve televizyon dünyasında muhteşem oyunculuğunu sergiliyor.     

Türkiye’de sanata bakış nasıl sizce? Türk sinemasını nasıl değerlendiriyorsunuz?   

Türk insanının sanata çok önem vermediğini düşünüyorum. Doğal olarak ekonomik koşullar, burada belirleyici bir rol oynuyor. Sanatı algılamak için eğitim seviyesinin başka noktalarda olması gerekiyor. İnsanlar ilkokula bile zor giderken, ekmek parası peşindeyken sanatla uğraşmak biraz fazla olabilir. Sanat daha çok burjuva kültürünün bir parçasıdır. Sanat eserine değer biçip satın alan da aynı sosyal sınıftaki insanlardır. Bizim sanatı satın alabilecek, onu algılayabilecek insanlarımızın sayısı zaten çok az, onlar da genellikle daha para eden resim sanatıyla ilgileniyorlar. Edebiyat, müzik, tiyatro, sinema gibi sanat dallarının alıcısı orta sınıftan insanlar. Bunun büyük bir bölümünü gençler oluşturuyor. Çağımızda kitap satışlarının rakamına, sinemaya ve tiyatroya giden insan sayısına bakarsanız durumun ne kadar vahim boyutlarda olduğunu görebilirsiniz. Sinema aynı zamanda eğlendirici unsurları da içinde barındırdığı için, ağır filmlerin dışında en ilgi duyulan alan. O yüzden sanat filmi denilen, bana göre derdi olan filmler seyirciden fazla kabul görmüyor. Ama çok iyi yönetmenlerimiz olmaya başladı. Bence “Türk sineması çok iyiye gidiyor” demekten çok “Oldukça iyi yönetmenlerimiz var” demek bana daha doğru geliyor.

Küçük Hanımefendi dizisi nasıl gidiyor, bu diziyi tercih etme sebebiniz neydi?

Dizimiz gayet iyi gidiyor. İyi bir ekiple çalışıyoruz. Kaliteli bir iş olduğunu düşünüyorum. Oyuncu kadrosu çok iyi, yönetmenimiz çok iyi, ekip arkadaşlarımızın hepsi işinde usta isimler. Seçimimi yaparken önce senaryoya ve oynayacağım role dikkat ediyorum sonra da yönetmen ve yapımcıya. Ve tabii ki oyuncu seçimi ama sinemada önce yönetmen.

Peki, tiyatro çalışmalarınız ne durumda?

Geçen yıl iki oyun çıkardık. Bir tanesi tiyatro festivaline hazırlandı. Shakespeare'nin Fırtına'sı ve Marguerite Duras, Oskar van den Boogaard'ın ayrı metinlerinden yola çıkılarak yapılan “Ve Veya Ya da”. Bu oyunu bu yılda Garaj İstanbul’da oynayacağız kasım ayı içersinde. Nergis Öztürk, Erdem Akakçe, Engin Hepileri ve ben oynuyoruz.

http://www.hurriyet.com.tr/magazin/televizyon/19264134.asp
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

kimay
administrator
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 49288



« Yanıtla #8 : 04 Mart 2012, 03:46:52 »

ALABORA’NIN GÖZÜNDEN



‘Milliyet Sanat’ dergisinin bu ayki Proust Anketi’nin konuğu Derya Alabora’ydı.
Eylemci kimliğiyle de tanınan oyuncu, salaklığa ve salaklara tahammül edemiyor, salaklık derecesinde verici olmasındansa çok şikayetçi. Alabora, “Hayatım savurganlıklarla dolu, saymakla bitmez” diyor


* Sevdiğiniz karakteristik özelliğiniz nedir?Hayata karşı çok güçlü olduğumu düşünüyorum. Kolay kolay yıkılmam.

* Bir kadında aradığınız en önemli özellik?Ayakları üzerinde durabilmesi, bir erkeğe sığınmadan yaşayabilmesi.

* Bir erkekte aradığınız en önemli özellik?Kasıntı ve kabız erkek hiç sevmem. Eğlenceli ve biraz da serseri olmalı. Bir de para harcamayı sevmeli. Cimri insanlardan hiç hoşlanmam.

* Kendinizde bulduğunuz kusurlar neler?Salaklık derecesinde verici olduğumu düşünüyorum. Birçok konuda, sevdiğim insanlar söz konusu olduğunda kendimi ikinci plana atarım.

* Mutlu olmak için ne yaparsınız?Mümkünse bakış açımı değiştiririm. Olayları başka açılardan incelerim. Ama politik konularda bunu yapamıyorum; hatta öfkemin önüne geçemiyorum.

* Sizi en çok ne mutsuz eder?Kazık yemek ve politik konular. Kadınlara uygulanan şiddet de beni çok mutsuz ediyor.

* Yaşamak istediğiniz ülke/şehir neresi?İstanbul’da yaşamaktan çok memnunum, bence dünyanın en güzel şehirlerinden biri.

* Sevdiğiniz yazarlar, şairler kimler?Dostoyevski’yi çok severim. Yarattığı karakterler ve hayata biraz karanlık baktığı yer, beni çok etkiliyor. Aragon, Rimbaud ve Can Yücel ise sevdiğim şairler arasında.

* Sevdiğiniz kitap/kurgu kahramanı var mı?Kurgu kahraman olarak Tenten’i seviyorum.

* Gerçek hayatta sevdiğiniz ‘kahramanlar’  kimler? Kahramanları çok sevmem ama Che Guevara bir zamanlar kahramanımdı.

* İsminiz ne olsun isterdiniz? Çok seviyorum ismimi ama Tuana ismini de severim.

* En nefret ettiğiniz şeyler neler?Tecavüzcüler, kaypak ve korkak insanlar. Bir de baskı rejimini savunan insanlar.

* Doğaüstü bir gücünüz olsun ister miydiniz?Evet isterdim; çok da zevkli olurdu.

* Nasıl ölmek isterdiniz?Uykuda.

* Sevdiğiniz bir söz var mı?Shakespeare’in sözü, “Elde ettiğiniz bir avuç toprak ölülerinizi bile gömmeye yetmeyecek.” Bence savaş üzerine yapılmış en güzel yorumlardan biri.

* Sevdiğiniz müzisyenler kimler? Keith Jarrett, Jaco Pastorius, Charlie Parker.

* Sizin için en değerli şey nedir? Oğlum.

* Yaptığınız en büyük savurganlık?Hayatım savurganlıklarla dolu, saymakla bitmez.

* Seyahat etmeyi sevdiğiniz yerler?Şu andan itibaren Afrika.

* Hangi durumlarda yalan söylersiniz?Başka çare kalmadığında.

* En çok kullandığınız kelimeler ya da cümleler neler?Hani, yani, şekerim.

* En büyük pişmanlığınız nedir?Yurt dışında okumamak.

* Eğer ölseydiniz ve bir insan ya da bir nesne olarak geri dönseydiniz ne/kim olurdunuz?Sivrisinek.

* Şu an bulunduğunuz ruh haliniz nedir?Yapacak çok şey var ama bakalım zaman yetecek mi?

* Hayatınızın en büyük aşkı kim ya da nedir?Oğlum.

* Kendinizde onaylamadığınız davranışlarınız neler?Salaklara tahammülüm yok, oysa ki ne yapsınlar, biraz anlayışa ihtiyaçları var.

* En son nerede ve ne zaman çok mutlu   olmuştunuz?
Yaptığım güzel bir seyahatte.

* Kendinizde bir şeyleri değiştirebilseydiniz bunlar neler olurdu?

Daha fazla kendimi düşünmek isterdim.

http://cadde.milliyet.com.tr/2012/03/04/HaberDetay/1510898/ALABORA_NIN_GOZUNDEN
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  




Televizyondizisi.com forumu hiçbir kurumla bağlantılı olmayan yoruma dayalı bir platformdur.Forum içerisindeki yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aittir.Televizyondizisi.com bu yazıların doğru olduğu hakkında bir teminat vermez.Forum yönetimi olası bir şikayet durumunda tüm yazıları silme veya düzenleme hakkına sahiptir.
Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines