Warning: file_exists(): open_basedir restriction in effect. File(/home/televizyondizisi/forum) is not within the allowed path(s): (/home/televizy:/usr/lib/php:/usr/php4/lib/php:/usr/local/lib/php:/usr/local/php4/lib/php:/tmp) in /home/televizy/public_html/forum/Settings.php on line 57

Warning: file_exists(): open_basedir restriction in effect. File(/home/televizyondizisi/forum/Sources) is not within the allowed path(s): (/home/televizy:/usr/lib/php:/usr/php4/lib/php:/usr/local/lib/php:/usr/local/php4/lib/php:/tmp) in /home/televizy/public_html/forum/Settings.php on line 59
 Mehmet Günsür


Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: 1 2 [3] 4   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Mehmet Günsür  (Okunma Sayısı 11030 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
cryss
Ziyaretçi
« Yanıtla #30 : 29 Ocak 2011, 10:53:24 »

Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sponsor Baglanti

Logged
cryss
Ziyaretçi
« Yanıtla #31 : 03 Şubat 2011, 14:58:43 »















Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cryss
Ziyaretçi
« Yanıtla #32 : 03 Şubat 2011, 17:11:00 »








« Son Düzenleme: 04 Şubat 2011, 10:02:16 Gönderen: cryss » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
kimay
administrator
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 49343



« Yanıtla #33 : 05 Şubat 2011, 03:55:58 »



EGOSUNU ALDIRMIŞ

 
İtalya’da yaşayan Mehmet Günsür hayranlarıyla ‘Aşk Tesadüfleri Sever’ filmiyle buluştu. Oyuncu, “Burada kalsaydım çok kazanırdım. Ama bugüne dek para hırsına endeksli biri olmadım” diyor

* Türkiye’de başarılı işlere imza attıktan sonra İtalya’ya yerleştiniz. Orada tutunabilmek zorladı mı sizi?
Zordu tabii ki, sonuçta burada birisiyken orada hiç kimse olarak başlıyorsun. Aslında burada da çok ‘ahım şahım birisi’ değildim. 1998’de İtalya’ya gittiğimde, ‘Hamam’ı çekmiştim ama o kadardı. İtalya’da dört sene bir tiyatro oyununda oynadım. Bir sürü televizyon, sinema işleri geldi, derken ilerledi. Buradaki işlere de bir yandan devam ettim. Burada kalsaydım bir sürü iş yapardım, herhalde bayağı da zengin olurdum. Ama bugüne dek çok da para hırsına endeksli birisi olmadım. Geriye dönüp baktığımda yaptığım işlerle gurur duymak istiyorum, şu ana kadar da böyle oldu.
 
“Özgür, 20 yıl önceki ben gibi”
* Projeye nasıl dahil oldunuz?
Filmin içine çok önce dahil oldum. Başta hikaye biraz farklıydı, ama bir sürü nedenden ötürü değişti, güzel de oldu. Ömer’le (Sorak) buluştuk. O, heyecanla hikayeyi anlattı, ben de çok sevdim. Özellikle onun heyecanını sevdim. Senaryonun değişme sürecinde fikirlerimi söyledim.

* Sizi en çok hangi sahneler etkiledi?
Kronolojik olarak gidersek, Özgür’ün hastalığı benim için çok önemliydi. Yıllar sonra çocukluk aşkıyla ilk görüşme, babasının kasedini dinlediği sahneler de önemliydi. Ben sonuçtan çok memnunum, insanlar da beğenir diye düşünüyorum.

* Özgür karakteri sizi  zorladı mı?
Özgür’ün hastalığının ismini koymak istemedik, belli hastalıklardan yola çıktık. Bu hastalığı filmin içine abartmadan koymak, en çok dikkat  ettiğim konuydu. Normalde kendimle ilgili çok fazla şey söylemem, ama doktorla konuşma sahnesinde gerçek bir hasta gördüm.

* Sizin hayatınızdaki tesadüfler neler?
Bir sürü şey var; İtalyan Lisesi’ne girişimden tutun da, halamın bir reklam ajansının sahibiyle yakın arkadaş olması ve beni yedi yaşımda elimden tutup ajansa götürüşü, rahmetli Okan Uysaler sayesinde 12 yaşında ‘Geçmiş Bahar Mimozaları’ isimli dizide oynamam, İtalyanca bildiğim için ‘Hamam’ filmine görüşmeye gitmem...
 
* Canlandırdığınız karakterle başka ortak noktalarınız var mı?
Filmde giydiğim 20 sene önceki tişörtüm, kulağımdaki 20 sene önceki küpem, çizmelerim... Beni uzun süredir tanıyan ve o halimi bilenler, filmi seyrettiklerinde inanamadı. Amatörce fotoğraf çekiyordum, ama bu film sayesinde daha profesyonelleştim. Mehmet Turgut’la tanıştık, ondan bir sürü şey öğrendim. Özgür eski bir müzisyen, ben de eski bir müzisyenim ve gerçekten yıllar sonra ilk defa mikrofon başına geçtim. 

“BEĞENiLMEK ViTAMiN GiBi BiR ŞEY”
* ‘En seksi erkek’ yakıştırmasına ne diyorsunuz?
Kendimi çok fazla seksi bulmuyorum. Ama beğenilmek çok güzel, vitamin gibi bir şey. Bu sadece vücutla, bakışla ilgili bir şey değil, bu insanın içindekiyle de ilgili. Sonuçta içindeki neyse dışına da bir anlamda o yansıyor. Hele gözlerine çok yansıyor. 

* Egosu yüksek bir adam mısınızdır?
Ayaklarım yere basıyor, o yüzden ‘şöhret’ o zemini ayağımın altından kaydırmadı. Hayattan kendimi soyutlamıyorum, içindeyim. Mesela hâlâ metroya biniyorum. Sen ne kadar rahat olursan, karşındakiler de o kadar rahatlıyor. Halbuki kendimi siyah camlı ciplerin içine hapsedebilir, bir mekana girdiğimde daha farklı yürüyebilir, benden önce içeri egom girebilirdi. Ama ben böyle bir adam değilim. Her zaman göründüğüm gibi olmayı seçtim.

“AŞK UÇURUR; HAVALANIRSIN”
* Aşkı nasıl tanımlarsınız?
Aşk uçurur; havalanırsın, yer çekimi kaybolur. Yanında olmak istersin, kalpleriniz beraber atar, beraber uçar, olağanüstü bir şey.

* İtalyan eşinizle aşkınız nasıl başladı?
Roma’daki eski ev arkadaşımla kısa film çektik. Birçok festivale seçildi, biri de Valencia Film Festivali’ydi. Orada tanıştığım bir kız, bir arkadaşının uzun metraj film senaryosu yazdığını ve başrol oyuncusu aradığını söyledi. Ona göre ben, o rol için biçilmiş kaftanmışım. Çok enteresan bir şey hissettim. Tanışma o tanışma, sonra ipin ucu açtı.
 
* Genç yaşta iki çocuk babası olmak nasıl bir duygu?
35 yaşındayım, 2-3 ay sonra 36 olacağım. Ama kendimi 23 hissediyorum. Otomatik gelen bir sorumluluk duygusu; çocuklara, hayata karşı. Önce sadece akışına göre yaşayan birisiysen çocuklardan sonra bunu yerine oturtmaya bakıyorsun. Çocuklar seni sürekli şaşırtıyor, olağanüstü bir his veriyor. Bu his her şeyi unutturuyor insana.


Mehmet Günsür, “Radyo programı yapmak istiyorum, tiyatro yapmak istiyorum, restoran işletmeciliği zaten hep içimde var, müzik var... İnşallah bu hayata hepsini sığdırabilirim” diyor.

http://cadde.milliyet.com.tr/2011/02/05/HaberDetay/1348508/EGOSUNU_ALDIRMIS
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

kimay
administrator
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 49343



« Yanıtla #34 : 05 Şubat 2011, 04:32:07 »



İLK DOKUNUŞTA TÜYLERİM ÜRPERDİ

Nasıl biri? Karizmatik oyuncu için, söylenecek çok fazla iyi sıfat var ancak, başkalarından önce kendine samimi olduğunu söylemek doğru olur. Günsür, ‘aşk adamı’ olduğunu söylemeyen, bir aşk adamı!

İlk görüşte aşk: “Benim başıma gelen yıldırım gibi değildi fakat üçüncü dakika itibariyle biliyordum. Tek bir dokunuştan sonra, hayatta bana kimsenin öyle dokunmadığını hissetmemle

Eşimle tanıştığımda aynı zamanda tüy kadar hafif olmakla, rüzgar nereye eserse oraya uçabilmekle, özetle hafiflikle de tanışmış oldum” diyor Mehmet Günsür. Yakışıklı oyuncudan; eşi Caterina, çocukları Ali ve Maya ile kurduğu çekirdek ailenin huzurlu hikayesini dinlerken, bir insanın hayatta kendi şansını yaratabileceğine tanıklık ediyorsunuz.

Çocukluk aşkı: “Tam anlamıyla aşkın en dibine girdiğim durumla, orta birinci sınıfta okurken tanıştım. Benden iki yaş büyüktü. Onu görme heyecanıyla ayaklarım yerden kesiliyordu, söylediği minik cümleler kafamda kocaman masallara dönüşüyordu ve tabii ki kaçınılmaz son; aşk acısı... Benim için ilk aşk melankolisi Dire Straits’in ‘Communique’ albümüdür.”

ROMA İNSANI BAĞRINA BASAR

NELER AŞKI HATIRLATIYOR?
Ülke: Âşıksan her yer mükemmel olabilir. İtalya, Fransa’dan daha romantiktir mesela. Bir Fransız kadını Paris, hemen sana kollarını açmaz ama Roma açar, hatta seni bağrına basar.
Şarkı: ‘Whitesnake- ’Is This Love’. Gelmiş geçmiş en muhteşem baladlardan biridir

Kitap: Ursula K. Lee Guin- ’Yerdeniz Büyücüsü’. Neden bilmiyorum aşk deyince aklıma ilk o geldi, sevdiklerime çok sık hediye ederim bu kitabı.
Film: Romantik film meraklısı değilimdir ama aşkın farklı bir halini hissettiğim ‘Rush’ adlı film geldi aklıma. İki polisin bir batağın içine girmeleri ve bu süreçte oluşan garip bağlarını konu alıyor.


http://www.sabah.com.tr/fotohaber/yasam/onlar_asktan_yana_cok_sansli?tc=12&albumId=28645&page=12
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

cryss
Ziyaretçi
« Yanıtla #35 : 05 Şubat 2011, 16:17:20 »

Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cryss
Ziyaretçi
« Yanıtla #36 : 06 Şubat 2011, 12:00:39 »





« Son Düzenleme: 07 Şubat 2011, 10:40:10 Gönderen: cryss » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
kimay
administrator
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 49343



« Yanıtla #37 : 07 Şubat 2011, 03:04:08 »

ŞARKISI TIKLANMA REKORU KIRIYOR


 
‘Aşk Tesadüfleri Sever’ filminde Bülent Ortaçgil şarkısı ‘Eylül Akşamı’nı seslendiren Mehmet Günsür, bu performansıyla video paylaşım sitelerinde izlenme rekoru kırıyor.

15 yıl önce kendi rock grubundan bu yana ilk defa şarkı söyleyen oyuncu, ilgiden son derece mutlu olduğunu ifade etti.

http://cadde.milliyet.com.tr/2011/02/07/HaberDetay/1349034/SARKISI_TIKLANMA_REKORU_KIRIYOR
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

cryss
Ziyaretçi
« Yanıtla #38 : 08 Şubat 2011, 14:09:07 »

Marie Claire Şubat 2011


"Hayat işaretlerle dolu"

Hayatı hakkını vererek cesurca yaşayabilenlerden Mehmet Günsür.

Samimi karakteri yakışıklılığının ve şöhretinin ötesine taşıyor onu. İki çocuk babası Günsür ile tesadüflere olan inancı, müzik aşkı, İstanbul ve hayata bakışı üzerine...

Yanınıza gelip 'Merhaba' dediği anda içinizin yağlarını eriten türden biri Mehmet Günsür. Yüzünden neredeyse bir an dahi eksik olmayan gülümsemesi ile insanı rahatlatan, pozitif bir enerjisi var. Onunla konuşmaya başladıktan bir süre sonra ünlü ve başarılı bir oyuncu olduğunu unutmaya bile başlıyorsunuz. Sanki arkadaşınızın yeni bir arkadaşıyla tanışmışsınız ve muhabbete dalıp gitmişsiniz hissi yaratıyor sizde. Çok tanıdık ve çok bizden biri. Herhangi bir maskeye ihtiyaç duymadan sadece 'Mehmet' olarak karşınıza çıkacak kadar da cesur. Rahat ve en önemlisi oldukça uyumlu. Gerçi bu özelliğinden dolayı bazen sıkıntı yaşadığını ve "Hayır" demeyi yeni yeni öğrenmeye başladığını söylüyor. Çok keyifli geçen çekimimizin ardından Günsür, 'Çok acıktım. Güzel bir şeyler yiyelim' diyor ve ekliyor 'Etin yanında çok, çok ama çok hardal olsun' diyor gülerek. İşte o an içindeki çocuk ruhu tamamen ortaya çıkarıyor. Hele üzerine giydiği tişörtü ve taktığı gözlükleriyle sanki 36 değil, 26 yaşındaymış hissi yaratıyor.

Oyunculuğun yanı sıra bir de müzisyen tarafınız var. Fakat dışarıdan bakınca bir süredir rafa kaldırılmış gibi görünüyor.
Bizim bir grubumuz vardı. Bir sürü cover şarkının yanı sıra kendi bestelerimizi yapıyor, İngilizce söz yazıyor ve çalıyorduk. Sanatın her alanında olduğu gibi o anlamda da üretmek çok keyifli. Müzik tamamen kendi yaptığınız bir şey. Sonuçta sahneye çıkıp, kendi yazdığınız şarkıyı söylüyorsunuz. Olağanüstü bir duygu. Oyunculukta başkasının yazdığını canlandırıyorsunuz, oysa müzikte bu tamamen sizin... Kendi şarkınız, kendi yorumunuz. Onu istediğiniz gibi söyleyebiliyorsunuz. Bu yüzden müzik çok daha farklı. Müziğin içine bir kere profesyonel anlamda girdikten sonra bir daha çıkmak çok zor diye düşünüyorum. Hayatımda çok önemli bir yere sahip. Şu an bir grubum yok ama her an olabilir, neden olmasın? Bu belli kafaların doğru yerde ve zamanda bir araya gelmesine bağlı. Benim müzik anlayışım çok kolektif. Yalnız başıma müzik yapmak değil, benim için önemli olan her zaman grup olarak bir şeyler üretmek. Evimde bir sürü müzik aleti var. Onları tıngırdatıyorum. Ayrıca profesyonel anlamda da iyi bir dinleyiciyim.

Hayattaki en büyük tutkunuz müzik dersek, doğru söylemiş olur muyuz?
Bir sürü tutku var ama en kuvvetlisi müzik sanırım. Sinema da benim için büyük bir tutku. Zaten öyle olmasa yapılacak bir iş değil. Sinemasız birkaç ay geçirebiliyorum ama müziksiz bir gün dahi geçirebileceğimi sanmıyorum. O yüzden benim için çok önemli.

Kafa dengi bir ekip bulursanız, profesyonel anlamda devam etmeyi düşünür müsünüz?
Neden olmasın? Sonuçta istediğim ve bana renk katan bir şey üretmek istiyorum. Bu bir pazar bulursa, yaptığımız insanların hoşuna giderse ve bunu piyasaya çıkarmak isterlerse, tabii ki yapabiliriz. Ürettiğinizi ne kadar çok kişiyle paylaşırsanız, o kadar keyif alıyorsunuz.

Söz yazmaya devam ediyor musunuz?
Evet... Kısa bir süre önce yeniden söz yazmaya başladım, çünkü içimde tekrar bu istek belirdi. Eski yazdığım sözlere geri dönüp baktım. Beni çok etkilediler.

Hazır söz yazmaya başlamışken; hikâyeler, senaryolar da var mı yazdığınız?
Var ama çok konsantre bir şekilde yoklar aslında. Fikir olarak kafamdalar, üzerlerine çok fazla yoğunlaşmadım açıkçası. Örneğin dört yıl boyunca kafanızın bir yerinde hep oluyor onlar, sonra bir anda, bir gecede senaryo ortaya çıkıyor. Yazmasam bile fi kirlerimi her zaman besliyorum çünkü hikâyeler, filmler hep aklımda.

http://www.marieclaire.com.tr/haberler/detay/46243/Hayat-isaretlerle-dolu

Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cryss
Ziyaretçi
« Yanıtla #39 : 08 Şubat 2011, 14:11:20 »



« Son Düzenleme: 10 Şubat 2011, 16:50:32 Gönderen: cryss » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cryss
Ziyaretçi
« Yanıtla #40 : 08 Şubat 2011, 17:28:16 »

MARIE CLAIRE SUBAT 2011




Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cryss
Ziyaretçi
« Yanıtla #41 : 10 Şubat 2011, 16:53:11 »













Moderatöre Bildir   Kayıtlı
kimay
administrator
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 49343



« Yanıtla #42 : 11 Şubat 2011, 03:18:23 »



“Aşk Tesadüfleri Sever”in başrol oyuncuları Mehmet Günsur ve Belçim Bilgin’in pek çok ortak özelliği var. Ama bunların belki de en önemlisi, ikisinin de aşk insanı olması. Eşleri ve çocuklarıyla mutlu bir yaşam süren ikiliyle rol aldıkları filmden yola çıkarak tesadüfleri ve aşkı konuştuk.

* Ömer Faruk Sorak ve ıpek Sorak’ın ilişkisinden yola çıkılarak çekilen bir aşk filmi var karşımızda. Bir de sizden dinleyelim “Aşk Tesadüfleri Sever” neyi anlatıyor?

- Belçim Bilgin: “Aşk Tesadüfleri Sever”, aynı gün aynı hastanede doğan, çocukluk aşkı yaşayan, sonra birbirinden kopan iki insanın yıllar sonra hayatın başka yerlerinde karşılaştığı bir aşk filmi aslında. Tesadüflerin ana omurgada çok önemli yer tuttuğu bir film.

* Var mı sizin hayatınızda böyle tesadüfler?   

- Mehmet Günsur: Bunlara tesadüf mü diyelim, enerjilerin birbirini bulması mı bilemiyorum ama tesadüfler konusunda çok dolu benim hayatım.   

* Neler mesela?

- Mehmet Günsur: Nereden başlayayım? ıtalyan Lisesi’ni kazanmasaydım şu an ıtalya’da olabilir miydim? Eğer o kısa filmi çekmeseydim Valencia Kısa Film Festivali’nde eşimin çok yakın bir arkadaşıyla, sonra da kendisiyle tanışabilir miydim? Yani binlerce, binlerce, binlerce tesadüf var hayatımda.

* Belçim ya sende?

- Belçim Bilgin: Çok fazla şey atfediyorum tesadüflere. Bir tafik kazası ve sonrasında Ankara Sanat Tiyatrosu’nun sınavına girmem, tiyatroya profesyonel anlamda başlamam... Bunlar iç içe geçen tesadüfler.

DOĞDUĞUM EVE OĞLUMLA DÖNDÜM

* Mehmet Günsür, Özgür kadar özgür bir karakter mi?

- Mehmet Günsur: Evet, hatta Özgür’den daha özgür belki de. Her zaman öyle oldum.

* Neden vazgeçtin, neleri feda ettin bazı yapmak istediklerin yüzünden?

- Mehmet Günsür: Hayatta bir sürü seçim şansım oldu ve seçtiklerim o an gerçekten yapmak istediğim şeylerdi.

* En çok hangi seçiminden mutlusun?

- Mehmet Günsür: Binlerce şey var. Profesyonel bir tenisçi olmak ile olmamak arasında kaldım, olmamayı tercih ettim mesela. Çünkü gelecekte kendimi profesyonel bir sporcu olarak görmedim. İtalya’ya gidişim de öyle, tiyatro oyunu da... Yaşamaktan korkmuyorum. Hayatı dibine kadar yaşamayı seviyorum. O yüzden her şeye açığım.

* Filmin bir kısmı Ankara’da çekildi. Nasıl bir çekim süreci yaşadınız?

- Belçim Bilgin: Doğduğum, büyüdüğüm şehre yıllar sonra çocuğumla beraber gitmek acayipti. Onu büyüdüğüm parklara ve sokaklara götürmek, dedelerle, anneannelerle zaman geçirmesi enteresan bir tesadüf oldu. Bir de benim doğduğum ev Ömer Faruk Sorak’ın Deniz için seçtiği evdi. Çok şaşırdım, bir anda zaman tüneline girdim. Her tarafta bir fotoğraf beliriyordu; bir yerde annem, diğer yanda dedem... Çocukluğumu gördüm orada.

- Mehmet Günsur: Ben İstanbul’da doğup büyüdüm. Ama dediğim gibi akrabalarımın bir kısmı Ankara’daydı, o yüzden çok sık gidip gelirdim. Tabii daha çok anne ve babamdan dinledim Ankara’yı. Babam ODTÜ’den, annem filolojiden. Onların üniversite dönemlerindeki Ankara, Rönesans’taki Floransa gibi bir şeymiş. Louis Armstrong konsere İstanbul’a değil Ankara’ya gidermiş. Ama şimdi biraz sıkıcı İstanbul’a göre, bir grilik var. Yine de Ankara insanı her zaman daha güven verici. İstanbul biraz daha orman gibi, neyle karşılaşacağını bilmiyorsun.

ÇOCUKLUK AŞKIMLA HÂLÂ GÖRÜŞÜYORUM

* Bu filmin bir özelliği de hikayesini geri dönüşlerde anlatması. Siz nasıl bir çocukluk yaşadınız, bu filmdeki gibi miydi?

- Mehmet Günsür: Aynen. Mahallede oynarken annem balkondan seslenirdi hep. Hayatım hep sokaklarda geçti.

- Belçim Bilgin: Ben de koşulsuz sevgi verilerek büyütülmüş bir çocuktum.

* İnsan bu filmden sonra hakikaten geçmişe dönüyor. ılk aşkım kimdi, ne zamandı, nasıldı; çıkışta birkaç saat bunlar kafanda dönüyor. Siz hatırlıyor musunuz ilk aşkınızı?

- Belçim Bilgin: Bende “o ilk aşk bu olmalı” gibi uzun bir süreç var.

- Mehmet Günsür: ılk başta tabii ki ilkokuldan, platonik şeylerden bahsediyoruz. Platonik olmasa bile daha çocuksu; hani sadece dokunmak bile acayip bir şey falan. Yaş ilerledikten sonra başka şeyler devreye giriyor. ılk aşk derseniz, ben de ilkokul birinci sınıfta platonik bir durum yaşamıştım. ılkokul üçte ise daha karşılıklı bir şey olmuştu.

* İlk aşkınızın nerede olduğunu biliyor musun peki?

- Mehmet Günsür: Tabii, hepsinden haberim var. Hatta görüşüyoruz. Hayat bir şekilde bizi bir araya getirdi.

PİYANO ÖĞRENMEYE KALKTIM, OLMADI

* Mehmet, film için “Eylül Akşamı”nı söylerken neler hissettin?

- Mehmet Günsür: Aslında zor oldu. Çünkü 15 seneden sonra ilk kez mikrofonu elime aldım. ılk başta nasıl yapacağım diye düşünüyordum, söylemeye başlayınca sesim biraz açıldı. Bir şekilde kurtardık.

* Müzik kariyerine geri dönüş olabilir mi?

- Mehmet Günsür: Neden olmasın. Uygun kafaları, uygun zamanı bulursam başlayabilirim.

* Belçim, senin var mı müzikle ilgin?

- Belçim Bilgin: Yok maalesef. Piyano öğrenme teşebbüsüm vardı, devam etmiyor. Hamileyken çok heves ettim, hani okuyoruz ya “Çocuk da bunu hissediyor” falan... O zamanlar başladı böyle bir şey ama devam etmedim.

KAMBOÇYA’DA ÇEKİLECEK FRANSIZ FİLMİNDE ROL ALACAĞIM

* Bundan sonraki projeleriniz neler?

- Mehmet Günsür: Ben bir Fransız filmi için Kamboçya’ya gideceğim. Beş gün sonra uçuyorum. Bir ay oradayım, sonrasını bilmiyorum.

* Dizi olabilir mi?

- Mehmet Günsür: Dizi için yerleşik düzen lazım, şu aralar pek düşünmüyorum. Belki konuk oyunculuk olabilir.

* Belçim, Yılmaz Erdoğan’la aynı filmde olmak ister misin?

- Belçim Bilgin: Bu konuda hiç konuşmuyoruz ama isterim, hem de çok isterim.

http://www.hurriyet.com.tr/magazin/magazinhatti/16985760.asp?gid=222
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

cryss
Ziyaretçi
« Yanıtla #43 : 11 Şubat 2011, 12:16:25 »

Moderatöre Bildir   Kayıtlı
kimay
administrator
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 49343



« Yanıtla #44 : 15 Şubat 2011, 18:54:23 »

"Saçlarımı kesmeyi 1 hafta düşündüm"

Ferzan Özpetek'in Hamam filmiyle sinemaya adım atan Mehmet Günsur, cast çalışmalarında yaşadığı ilginç tesadüfü ve karar sürecini anlattı.

Televizyon Gazetesi'nin haberine göre, Kaba Kurgu'ya konuk olan Mehmt Günsur, yıldızının parladığı Ferzaqn Özpetek'in Hamam filmine nasıl dahil olduğunu şöyle anlattı: "Saçlarım çok uzundu. Hamam filmi için kesmiştim saçlarımı, hafta 1 hafta sırf saçlar için düşünmüştüm.
Hamam ilk sinema filmimdi. Filmin figürasyon castını yapan kişi bir tanıdığımdı. İtalyanca konuşabilen türk oyuncu arıyorlardı. Görüşmeye gittim, "Merhaba ben Mehmet ama Memo derler" dedim. Ferzan bir enteresan bana baktı sonra bana senaryoyu verdiğince anladım ki benim karakterin de adı Mehmet ve gerçekten bu cümleyi söylüyor ilk tanıştığı zaman. Bayağı sihirli bir şeydi tabii o ."
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Sayfa: 1 2 [3] 4   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  




Televizyondizisi.com forumu hiçbir kurumla bağlantılı olmayan yoruma dayalı bir platformdur.Forum içerisindeki yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aittir.Televizyondizisi.com bu yazıların doğru olduğu hakkında bir teminat vermez.Forum yönetimi olası bir şikayet durumunda tüm yazıları silme veya düzenleme hakkına sahiptir.
Powered by SMF 1.1.19 | SMF © 2006-2009, Simple Machines