escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan istanbul escort escort bayan şişli escort ataköy escort avcılar escort
kartal escort

Emre Kızılırmak: “Bir Efeyi Oynasaydım Kanım Titreyerek Oynardım”

Şu sıralar Kara Para Aşk dizisinde Levent karakteri ile dikkat çeken Emre Kızılırmak ile oldukça doyurucu bir sohbet gerçekleştirdik. Geçmişinden bugüne kadar ki projelerini ve hayallerini konuştuk. İşte TelevizyonDizisi.com Editörü Volkan Türkcan imzalı Emre Kızılırmak röportajımız.

Emre KızılırmakAşk Bir Hayal dizisinden Kara Para Aşk dizisine kadar geçen süreçte aslında ciddi bir yol izledin. Hatta ilk sinema filmin Peri Masalı filminde de rol aldın. Bu süreç zarfında oyunculuk anlamında bir değişim yaşadığına inanıyor musun?

Oyunculuğum anlamında “Aşk Bir Hayal” ve “Kara Para Aşk” dizisi arasında beş senelik deneyim farkı var. Bu  beş sene de Aşk Bir Hayal bittikten sonra Dedektif Memoli, Atlılar ve ilk sinema filmim Peri Masalı projelerine tekabül ediyor. Bunların yanında oyunculuğa başlamamla beraber Kadir Has Üniversitesinde Oyunculuk ve Drama üzerine master’a başladım ve bu sene yeni mezun oldum. Normal şartlarda 2 senede bitirilmesi gereken bir bölümü ben aslında “almama gerek olmayan dersleri” de alarak, sindirerek öğrenmeyi  ve master’ımı o şekilde bitirmeyi tercih ettim. Bunun bana çok faydası oldu. kendimi geliştirebilmek için aldığım derslerin yanında oyunculuk mesleğini de yaparak tecrübe kazanmak bana çok fayda sağlıyor. Bir de bunların yanında en önemli etken de Sevdiğim işi yapıyorum. Bu da beni motive ediyor.

Oldukça deneyimli ve usta oyuncular ile çalışabilme şansın oldu. İyi yapım firmaları ve başarılı yönetmenlerle bir araya geldin. Bu süreç zarfında bunların da oyunculuğuna  katkıları olduğuna inanıyor musunuz?

Kesinlikle evet. Organize bir iş yapıyoruz. Yapılan en ufak işin bile çok önemi var. usta oyuncuların sahneye kattığı dinamik hava ve anlam, role adapte olmamı kolaylaştırıyor. Bir o kadar da beni heyecanlandırıyor aslında. Yönetmenimiz Ahmet Katıksız çok yetenekli biri. Yüksek tempoda titiz çalışabilen bir yönetmen. Genç yaşına rağmen işinde çok uzun yol katetmeyi başarmış. Kendisiyle gurur duyuyoruz. Yapım şirketimizin ve diğer emeği geçen tüm birimlerin de çok  profosyonel  çalışma anlayışında olmaları bana ve diğer oyuncu arkadaşlarıma işimizi yapmamız konusunda katkı sağlıyor.

Atlılar - Emre KızılırmakAtlılar büyük ama şansız bir projeydi. Bu diziye dahil olma süreciniz nasıldı?

Dedektif Memoli çekimlerinden sonra  Kılıç ve  binicilik dersleri de almaya başlamıştım. Bir sinema projesi hazırlığındaydım ve o karakteri  hakkıyla oynayabilmek için bunları öğrenmem gerekliydi. Sonrasında bu film ertelendi ama bunları kullanabileceğim başka bir proje çıkmıştı karşıma. Atlılar dizisi için görüşmeye çağırıldım ve deneme çekimlerinde bu derslerin faydasını gördüm ve rolü aldım. (gülerek)  Hatta bana “Kılıç Ustası” demeye başladılar. Eski silah ve kılıçlara fazlasıyla ilgim vardı zaten. Elime bir sopa geçse onu çevirmekten zevk alıyorum mesela… Bu belki de ilgilendiğim spordan da ileri geliyor olabilir. Atletizm alanında önceden cirit atıyordum. “60 metreye cirit atmak ve bunu toprağa saplamak kavramı” bir şekilde Atlılar dizisi ile karşıma çıkmıştı. Üstüne aldığım dersler ile bunu pekiştirmek beni gerçekten çok mutlu etmişti.

Çok ciddi ve büyük bir dizi projesiydi ama o dizi yayınlanmadı. Bu dizi yayınlansaydı Emre Kızılırmak şu an çok farklı noktalarda olabilir miydi?

(Gülerek) O dizi yayınlansaydı herhalde benim oynadığım karakterin oyuncak bebekleri şu anda büyük alışveriş merkezlerinde satılırdı. Bence Atlılar dizisi o döneme kadar Türk izleyicinin hiç izlemediği, eşi benzeri olmayan bir dizi olacaktı. Spartacus, 300 Spartalı gibi severek izlediğimiz filmlerin kareografilerini düşünün. Bu dizinin dövüş kareografileri bu filmler ayarında hatta daha da başarılıydı. Biz sadece bir savaş sahnesi için aylar öncesinden çalışıyorduk. Platomuz Bulgaristan Sofya’ydı. Eğitimimize önem veren bir sistem üzerinde çalışıyorduk. Hatta son aşamada artık şu noktaya gelmiştim. Hızlı dört nala at üzerinde gidip geriye salto ile yerde 2 takla attıktan sonra elimde 2 kılıç ile savaş kareografisine girecek kadar kendimi pekiştirmiştim.

Emre Kızılırmak - Atlılar DizisiYani tam bir aksiyon oyuncusu olmuştun.

Aynen öyle. En güzeli de öğrendiğimi unutmayışım. Buna benzer bir proje olsa performansıma kaldığım yerden devam edebilirim.

Peki Neden yayınlanmadı?

Birinci bölümü izlediğimizde “Türkiye topraklarında daha önceden böyle bir dizi çekilmemişti” demiştik. O yüzden biz oyuncular olarak şu soruyu sormuştuk. “Neden bu dizi yayınlanmaz…?”. Bizim anlamadığımız bir çok şey dönüyor kanallar ve yapımcılar arasında. O yüzden “şu nedenden dolayı yayınlanmadı” diyemiyoruz. Sadece çok büyük bir prodüksiyondu bunu biliyorum.

Dönem başında dizi yayınlanmadan iptal edilen bir dizi projesi. Bir oyuncu olarak neler hissetmiştin o dönemde…?

Ben o dönemde dizi Bulgaristan’da çekildiği için İstanbul’da ki evimi kapatıp Bulgaristan’a taşınmayı düşünüyordum ama tahmin ettiğimiz gibi olmadı. Her işte bir hayır vardır dedik döndük.

Böylece Bulgaristan’a taşınma olayı da iptal olmuş oldu.

Aynen öyle. Ama ben şanslı olanlardanım. Çünkü “Biz bir hafta ara vereceğiz” dediklerinde ben böyle olacağını sezmiştim zaten. Çoğu oyuncu arkadaşım bu ara için  tüm eşyalarını orda bırakıp İstanbul’a geri dönmüştü. Ben oraya kendi aracımla gittiğim için bütün eşyalarımı alma fırsatım oldu. Allahtan o moralle eşya almaya tekrar geriye dönmedim. Ama her şey kader kısmet gerçekten. Bu dizi için saçlarımı ve sakallarımı uzatmıştım. Saçlar, Peri Masalı’na kısmet oldu.

Peri Masalı Çekim süreci nasıl geçmişti?

Peri Masalı filmi benim ilk filmimdi ve bu film için iyi hazırlanmaya çalıştım. Çoğu çekimim de 2. tekrara gerek duymadan tek seferde çekilen sahneler oldu. oyuncu senaryoya inandıysa; kendisini o dünyanın içine sokabiliyorsa kameranın karşısındayken sahne olduğu gibi akıyor. Peri Masalı filmi için Ümit Çırak ile kısa bir periyot çalıştık.  3. Göz olarak bana çok faydası oldu. Ama hikayeye gerçekten inanmak oyuncuya yardımcı olan en önemli etken oluyor.

Emre Kızılırmak - Peri MasalıBu filmde rol gereği saçlarını kendin  kesmiştin. Bundan ötürü de saçların  kesildiği için “gerçekten ağladı” haberleri yapılmıştı.

Öyle bir şey yok. (Gülerek) Normalde bu filmde karakterin saçları kısaydı. Cast araştırması buna göre yapılıyordu. Ama benim saçlarım uzundu. Sonradan ilk görüştüğümüzde “rol için saçlarımı kısaltabiliriz” demiştim zaten. Ama senaryonun üzerinden birkaç kez geçtikten sonra yönetmene şöyle bir teklifte bulunmuştum. “Bu adamın normalde saçları uzun olsun. Ama kız arkadaşı için uzun saçlarından vaz geçerek saçlarını kessin ” diye bir öneri  getirmiştim ve sonradan bu sahne filme bu şekilde dahil oldu. Orda saçlarını seve seve kesen bir Mert karakteri ve onu anlayan bir Emre vardı. (Gülerek) Yani “saçlarım elden gidiyor” diye ağlamadım.

Best Model yarışmasına katılan oyuncularımızdansınız. Bu yarışmanın ciddi anlamda oyunculuk sektöründe bir etkisi var mı?

Best Model yarışmasını ben şöyle yorumluyorum. Mesela bir Üniversiteye gidersiniz ama oradan mezun olduktan sonra o mesleği yapacağınız kesin değildir. Best Model Yarışması da böyle bir şey. Sizi basında tanıtır. İsminizi insanlar duymaya başlar ama bu demek değildir ki “iyi bir oyuncu olacaksınız”. Bir fırsat tanıdığı açık ama bu fırsatı değerlendirmek tamamen sizin kişisel çabalarınız ile alakalı bir durum. Ben 2007 yılında Best Model yarışmasına katıldım. Birinci de olmadım. 2. olmuştum. Kafamda “Ben ünlü olayım tanınayım” gibi düşünce kesinlikle yoktu.

Peki 2007 Best Model yarışması ile ilgili aklında neler kaldı peki?

Aslında çoğu kişi bilmez ama benim burada da bir saç maceram vardır. Bu yarışmaya başvurduğumda saçlarım uzun ve kıvırcıktı. Final gecesi Kuaförlerin saçıma müdahale etmesini bekledim ama kuaförler o gece sadece bayan model arkadaşlara hizmet ediyormuş. Podyuma çıkmamıza 5 dakika kala birden bir karar verdim. Kamp için konakladığımız yerde yarışma düzenlendiği için hemen odama koştum ve tıraş makinamla kafamı sıfıra vurdum ve hemen geri döndüm. Geri döndüğümde tüm arkadaşlar “Bu Kim?” falan demeye başladılar. Sonrasında beni tanıdılar ve “Saçlarını kesmiş.. ne yaptın sen.. keşke yapmasaydın” bağrışları içinde podyuma çıktık. O gece tam anlamıyla bir çılgınlık yapmış oldum.

Demek ki bu çılgınlık işe yaradı ki 2007 Best Model yarışmasının 2. oldun.

Yaradı mı bilmiyorum Ama jürinin fena halde kafasını karıştırdım. Jürinin ellerinde bizim daha önceden o gece için çektirdiğimiz fotoğraflarımız vardı. O fotoğraflarda saçım kıvırcık ve uzun. Ama podyumda kafasını sıfıra vurdurmuş bir adam vardı.   “Bu çocuk Bu fotoğraflardan hangisi?” dediler. O gece bayağı bir kafa karışıklığına neden oldum.

emre-kızılırmak2Maşallah çok uzun boylusun. Ama ilk zamanlar oyunculuk anlamında bunun dezavantajlarını yaşamışsın. Şimdilerde bunun avantajını görüyor musun? Yoksa boyun hala zaman zaman senin için sektörde sorun oluyor mu?

İlk oynadığım dizi olan Aşk Bir Hayal’de bir Teğmen’i canlandırıyordum. Bu dizi için aslında avantajdı. (Gülerek) Ama kimin için dezavantaj diye sorarsanız o dönemde omzunda kamerasını taşıyan kameraman için dezavantaj oluyor. Çünkü kameraman açıyı yakalayabilmek için ya daha uzağa gidip zoom yapıyordu ya da yakına gelip aşağıdan yukarı çekim yapıyordu ki istediği görüntüyü alabilsin. Ama artık teknolojinin de ilerlemesi ile birlikte bu sorunlarda ortadan kalktı sayılır. Ama sektörde yine çok uzun boylu isimler var. Kenan İmirzalıoğlu ve Sarp Levendoğlu mesela.

Aslında ilk zamanlar yaşadığın sıkıntılardan dolayı “menajer veya cast firması ile çalışmam” demişsin. Sonrasında fikrini değiştirdin. Bunun nedeni neydi?

Aslında menajerler ile ilk zamanlar çalışmama nedenim; ilk işimin Erler Film projesi olmasıydı. Çünkü bu işe Erler film bünyesinde başladım. Türker İnanoğlu bana Aşk Bir Hayal projesini sunduğunda bana Türvak’da misafir öğrenci olarak derslere girmemi söylemişti. Çekimlere yavaş yavaş hazırlanarak oyunculuğum bu şekilde başladı. O dönemdeki koşullarda bir menajere ihtiyaç duymamıştım.  Aşk Bir Hayal dizisinde bunun hiçbir zaman eksikliğini yaşamadım. Ama dizi bitince menajersizliğin birçok dezavantajını gördüm. Piyasayı avucunun içi gibi bilen insanlarla size gelen projeleri değerlendirmek başka, bunu tek başınıza yapmak başka. PR çalışması olsun, tanıtımınız olsun tek başınıza organize edebileceğiniz bir şey değil. O yüzden oyunculuk mesleğini ciddiye alıyorsanız, bu işte size yol gösterecek, bunu meslek edinmiş profosyonel kişilerle çalışmanız gerekiyor.

Peri Masalı filmi senin ilk sinema deneyimindi. Sinema’nın büyüsüne kapıldın mı? Kendini dev perdede ilk izlediğinizde neler hissettin ?

Valla çok güzel bir duygu ya…! Kendi sinema filmine gidip izlemek bambaşka bir duygu. Ben bu arada sinemada filmi bir kere izledim. Oda gala gecesiydi zaten. Filmin başlarında tempo olarak filmin bazı sahneleri bana uzun gelmişti. O ara “Eyvah… bütün sahneler böyle uzun mu gidecek” derken filmin temposu birden değişmeye başladı. Filmin sonlarına doğru insanların tepkilerini görmek için arkama baktığımda birçoğunun ağladığını görmüştüm. Filmin bitiminde ıslıklarla birlikte bir alkış tufanı patladı. Çok şaşırmıştım gerçekten… Belki galanın havasından kaynaklanıyor olabilirdi ama benim ilk sinema filmim olduğu için o anlar beni gururlandırdı. Başka filmlerin gala gecelerine gittiğimde zaman zaman filmden sıkılıp giden insanlara şahit oluyordum ama bizim gala gecemizde çıkış kapısı hiç açılmadı.

Emre KızılırmakPeki yeni sinema projeleri olacak mı?

Şu an anlaştığım bir proje yok .

Peki sinemadan daha mı çok zevk aldın? Yoksa dizilerde oynamak mı daha keyifli geliyor sana?

İkisinden de zevk alıyorum. Sahnelerimin en iyisi olsun diye sürekli kafamı yorduğum için; çekilen sahne bir dizi sahnesi mi yoksa sinema sahnesi mi hiç fark etmiyor. Aklımda hayal ettiğim şeyi ekrana taşıyabilmiş miyim diye hemen sonrasında o sahneleri pür dikkat izlerim. Eksiklerimi görmeye çalışırım. Hayalimde ki oyunu çıkarmam için ne eksik, ne fazla? Bunlara bakarım. Bu konuda çok hassasım…

Oynadığınız dizileri izliyor musun?

İzliyorum tabi… Mesela evde benim oynadığım bir dizi yayınlanıyorsa ve bir başkası ses çıkarırsa buna tahammül edemem… Benimle pür dikkat izleyecek ya da orayı terk edecek… hele sinema salonlarında… Birilerinin sinemada film izlerken patlamış mısır yemesinden nefret ederim. (gülerek) O mısır başka yerde yenmiyor mu arkadaş. Ya da en azından ağızları kapalı çiğnesinler ona razıyım.

O zaman filmleri genelde sinemada izleyemiyorsunuz?

Çoğu kez sinemaya sırf bu yüzden gitmekten vazgeçtiğim oldu “bugün çekemem “ diye.  Tabi ben oyuncu olarak bakıyorum bu olaya. Bir başkası için orası keyif yeri, gevşeme yeri… Tabi ki hakkıdır… Yiyecek. Ama benim açımdan baktığın zaman rahatlama yeri değil, pür dikkat olma yeri gibi.. Tam bir şeye odaklanacakken arkadan gelen haşur huşur sesleri beni gerçekten deli ediyor.

Eleştirilere açık mısın peki? En çok kimin eleştirilerini dinlersiniz?

Eleştiriye açığım tabi… Eleştiri dinlemeden kendinizi nasıl geliştireceksiniz? Bizi izleyen halk… Halkın geri dönüşümlerini mutlaka almalıyız ona göre bir fikir sahibi olabilirsiniz…

Bu yüzden eşimin ve abimin eleştirilerini ayrı bir önem veririm. Abim  halkın gözünden, izleyici gözüyle izlediği için; beni iyi gözleyebildiğine ve iyi eleştirdiğine inanıyorum. Eşimde sürekli birlikte yaşadığım kişi olduğu için ondan özellikle eleştiri yapmasını isterim.

Emre Kızılırmak - LeventGelelim Kara Para Aşk’a. Bu diziye nasıl dahil oldun?

Peri Masalı filmi bittikten sonra İstanbul’a döndüğümde dizi tekliflerini menajerim sevgili Tümay Özokur ile birlikte değerlendirdik. Yapılan uzun toplantı ve görüşmeler sonucunda da Kara Para Aşk dizisinde ki Levent karakterine karar verdik.

Peki Emre Kızılırmak, Levent’i sevdi mi? Seni besleyecek yeterli malzemeye sahip mi?

(Gülerek) Aslında ben Levent’i besliyorum. Oyuncu olarak Levent karakterini zaten sevmek zorundayım. Çünkü Levent’in kendine göre bir hayatı var. Yaptıklarının bir sebebi var. Haklı olduğu durumlar var. Aslında toplum ahlakının çok dışında duran bir karakter. Levent’in zaafı kız arkadaşı Bahar. Baharı çok sevdiği için, onun hırslarından doğan isteklerine kavuşması içim ona yoldaşlık etmeyi seçiyor. Aslında bunu aşkı için yapıyor.  Yanlışı seçebilecek kadar aşık bir adam. Levent çok sıkıntılı bir döneminde Bahar’a teslim oluyor. Koşullar Levent’in  Bahar tarafından ayartılmasını kolay kılıyor.

Bana sorarsanız iyi ya da kötü karakter yoktur. Çünkü her şeyin bir nedeni var… her şey birbirini tamamlıyor. Doğru ya da yanlış diye Bir şey yoktur. Gerçek vardır.  Bence Her insan; yaptıkları ile hak ettiği şeyi yaşıyor. Bakalım Levent neyi hak edecek… Bunu zamanla göreceğiz.

Emre Kızılırmak ve Tuba BüyüküstünAslında “Rüya Takımı” diye tabir ettiğimiz bir oyuncu kadrosu arasındasın. Tuba Büyüküstün, Engin Akyürek, Erkan Can, Nebahat Çehre ve Tuvana Türkay gibi sevilen oyuncular arasında yer alıyorsunuz. Bu insanlar ile çalışmak nasıl bir duygu?  Dayanışma var mı ?

Engin ile çok fazla sahnelerimiz henüz olmadı. Ama Tuvana ve Tuba ile karşılıklı çok sahnelerimiz var. Tüm oyuncuların yaptığı gibi bizde karavanda karşılıklı provalarımızı geçiyoruz. Kostüm ve makyajlarımız yapılıyor…

Sevgili Tuba’nın ikizleri var biliyorsun. Daha çok onlardan konuşuyoruz. Tuba’da yeni anne oldu sayılır. Bende yakında baba olacağım için  eşimin durumuyla ilgili konuşuyoruz. Aslında gündelik ne konuşuyorsak onlar sohbet konumuz oluyor. Havadan sudan işte.

Tuba Büyüküstün gerçekten çok mütevazi bir insan.  oyuncu kaprisleri olan bir insan değil. Tuvana da aynı şekilde. çok cana yakın biri. Her şeyden önemlisi çalıştığım tüm bu insanlar set de pozitif enerji yayıyorlar ve buda setimizin huzurlu geçmesini sağlıyor.

Sektörün üretim kısmı ile ilgileniyor musun? Ya da kamera arkası kısmı ile. Seni bir film yönetirken, ya da bir dizinin hikayesini yazarken görebilir miyiz mesela?

Çok istiyorum aslında.  Ama  kendimi yeterli kıvama getirmeden öyle bir işe girişmem.

Emre Kızılırmak'ın çocukluğu. Halk oyununda Efe olmuş.

Emre Kızılırmak’ın çocukluğu.

Peki oynamayı hayal ettiğin  bir rol var mı?

Ben efe olmayı çok isterdim. Ankara’da doğdum ama İzmir’de büyüdüm. İlkokul ve ortaokuldayken 23 Nisanlarda ve bayramlarda okulun halkoyunları ekibinde efe olurdum. Küçüklüğümden beri  efe lerin tarihte yeraldıkları herşeyi okumuş ve izlemişimdir.  Kurtuluş Savaşında işgalci itilaf devletlerinin ege denizine dökülmesi Yörük Ali Efe önderliğinde zeybeklerin milli mücadeleye katılmasıyla gerçekleşebilmiştir. Devlete karşı dağalarda yaşayan yörükler herşeye rağmen milli mücadeleye katılıp düşmanla çarpışmış olmaları beni derinden etkilemiştir hep. İşte bu yüzden Böyle bir karakteri canlandırmayı gerçekten çok isterdim. Halkoyunu olarak bile oynarken tüylerinizi diken diken eden efe karakterini kamera karşısında oynarken muhakkak kanım titreyerek oynardım.

Dizi sektörü özellikle reyting sisteminin de etkisi ile farklı bir döneme girdi. Diziler artık eskisi kadar reyting almıyor. Hatta büyük dizi projeleri bile yeri geliyor yayından kalkıyor veya vasat reytinglerle ayakta durma çabası veriyor. Dizilerin dönemi sona mı eriyor? Yoksa sistemden kaynaklanan sorunlar mı var sence…?

İzleyici aslında eski izleyici değil. Eskiden izleyici tv de ne olsa onu izliyordu. Ama artık “hadi canım sende” deyip diğer kanala geçerler. Çünkü çok fazla alternatif var. seyirci mantık hatasını asla kabul etmez. Çekim tekniği ve renkler konusunda bile bilinçlendiklerini düşünüyorum. Ben yine bunu sevgiye bağlamak istiyorum. Emekle ve sevgiyle yapılan projelerin ancak var olabileceğine inanıyorum. “Yapalım da gitsin” mantığında çekilen işler artık seyircilerin ilgisini  çekmiyor. İzleyici ile empati kurmayı başaranlar ayakta duruyor. Diğerleri yayından kalkıyor.

Emre Kızılırmak ve Annesi Sema AkınGeçen aylarda dizi müzikleri konserine konuk olmuştun. Hatta Konserde Anneniz de sahnede yer alanlar arasındaydı. Nasıl bir geceydi?

Çok güzel bir geceydi gerçekten. Annemi koroda şarkı söylerken izlemek çok özeldi. Bizler gecenin konuklarıydık. Standart bir koro izleyeceğimizi düşünüyorduk ama konser başlayınca bunun ciddi bir iş olduğunu gördük. Bir yandan dizilerin görüntüleri akıyor, bir yandan da o dizinin şarkısı canlı canlı bizlere yaşatılıyor. Dizilerin yoğunlaşmış sahneleri ile birlikte koro ve orkestranın uyumunun bizlerde yarattığı duygular  tavan yaptı resmen. O yüzden her söylenen şarkıda tüylerim diken diken oldu. Dizilerin nostaljik değer kazandığını bilmek, o sahneleri bir seyirci olarak tekrar yaşamak çok güzeldi. Bence hiçbir teknoloji bu kadar yoğun duyguyu bu şekilde yansıtamaz. Bu müziğin gücü olsa gerek. Sonuç olarak biz bu dizileri izlerken müziğin rolünü çok fazla o an için düşünmüyoruz. Ama böyle bir gece yaşadıktan sonra bunun ne kadar önemli olduğunu anladım. İstanbul’a da geleceklermiş  bir süre sonra… orada yine onlarla birlikte olacağım…

Emre Kızılırmak ve EşiYakın zamanda baba olacaksınız. Babalık duygusu hissetmeye başladın mı?

Şu anda hissettiğim…? (Gülerek) Günden güne büyüyen bir göbek görüyorum. Ultrason’dan bebeğimizin ellerini ayaklarını görüyoruz. Ama tam anlamıyla ne hissettiğimi anlamam için bebeğimizin gelmesini bekliyorum.

Allahın da izni ile sağlıklı bir oğlun olacak. Peki Nasıl bir baba olacağının hayalini kurmaya başladın mı?

İnsanlar şimdi ufak tefek kıyafetler getiriyorlar. “Şimdi bunu benim oğlum mu giyecek?” diyorum. Acayip duygulara kapılıyorum. Hissiyatım değişiyor sanki. Ben kendimin bile büyüdüğüne inanamazken şimdi bir çocuğun babası olacağım düşüncesi beni dehşete sokuyor. Nasıl bir baba olurum onu kestiremiyorum ama bana ne zaman “Baba” diyecek onu çok merak ediyorum. Öte yandan şimdi yeni bir eve taşınıyoruz. Hayatımızı çocuğumuza göre planlıyoruz. İşte onun odasından evin şekline kadar her şey ona göre tasarlanıyor mesela. “Odası şöyle olsun.. yatağı şöyle” modundayız… Bunları yaparken de “Bunu oğlum için  yapıyorum” düşüncesi benim garip bir duyguya itiyor. Sanırım daha baba olacağımı idrak edemedim ama yine de hazırlıklara son sürat devam ediyorum.

Son olarak spora geliyorum. Biliyorum ki sporun hayatında önemli bir yeri var. Emre Kızılırmak’ın fit olma reçetesi nedir?

Babam beden eğitimi öğretmeni ve basketbol antrenörüydü. Ben 6 yaşımda basketbola başladım. Lise bitimine kadar klüplerde basketbol oynamaya devam ettim. Sonra Eskişehir’de spor akademisi geldi zaten. O Dönemde atletizm ile birlikte fitnes’da yapmaya başladım. Yazın rüzgar sörfü yapıyordum, kışın snowboard. Bisikleti çok aktif kullanırım mesela. Şu an bile okuluma yoğun trafikte bisikletle giderim. Spor hayatımın odak noktasında anlayacağın. Haftada 3 gün spor yapmayayım kendimi kötü hissederim. Ben normal yollardan fit kalmaya çalışıyorum. Örneğin amino asit, protein tozu gibi takviyeleri asla kullanamam. Her zaman gıdamı doğal besinlerden almaya çalışırım.

Emre Kızılırmak ve SporGeçen ay genç bir arkadaşımızın hızlı bir şekilde iyi görünüme kavuşması için takviyeler aldığını okumuştum. Sonrasında da maalesef vefat ettiğini duyduk. Sen aynı zamanda Spor akademisinden mevzunsun. Sağlıklı şekilde düzgün bir fiziğe sahip olmak için gençler nasıl bir yol izlemeli?

Bu ürünler spor marketlerde vitrinlerde sunuluyor ama yarar sağlamaya çalışırken zarar verebileceği durumlar var mı? Nasıl kullanılmalı? İyice araştırılmalı. Bu konuda insanlar bilinçli değil. O yüzden bilmedikleri bu ürünlerden uzak durarak doğal yollardan bu takviyeleri alıp istedikleri görünüme ulaşabilirler. Eğer siz  vücut geliştirme yarışmasına katılmıyorsanız bu konuda bu kadar abartmaya gerek yok bence. Ne kadar hızlı bir şekilde kaslarını geliştirmeye çalışırsan o kadar çabuk deforme olursun. Sporu bir yaşam biçimi haline getirip hayatının her yerine koyarsan işin kolaylaşır ve bu ürünlere ihtiyaç kalmaz. Proteine mi ihtiyacın var? En saf protein tavuk yumurtasında var. Ya da bıldırcın yumurtasında. Bilmediğin bir ürünü süte veya suya karıştırıp içeceğine taze taze kırmızı et , balık veya tavuk yiyerek aynı işlemi yapabilirsin. Şahsen Ben öyle yapıyorum.

Röportaj: Volkan TÜRKCAN (www.TelevizyonDizisi.com)

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Henüz hiç yorum yapılmamış.

kaçak iddaa siteleri film izle güvenilir casino siteleri bahis siteleri iddaa siteleri Sayfa da45 sorgu var. 3,807 saniyede yüklendi.
film izle