escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan Pendik Escort

En Yeni Dizi Magazin Haberleri

Yayında Olan Diziler

Tüm Günlük Diziler Burda

Güncel Dizi Fragmanları

El Yazısı, Tam Bir İmece Filmi

Sinema 13 Ağustos 2011

El Yazısı

El Yazısı

Avusturya Lisesi’nden sonra endüstriyel tasarım alanında eğitim almış Ali Vatansever. Ardından Bilgi Üniversitesi’nde Sinema Televizyon Bölümü’nde okumuş. Lisedeyken yönetmen olmaya karar veren Vatansever, bunca eğitimin üzerine New York’ta da film yapımı üzerine okumuş. ‘Devrim Arabaları’, ‘Acı Aşk’, ‘Yedi Kocalı Hürmüz’ gibi filmlerin de afişlerini hazırlamış genç yönetmen. Filminde bir arada yaşamanın hem güzelliğinden hem de zorluğundan dem vurduğunu anlatan Vatansever, ‘Bir sürü hayatın üzerinde, bir arada yaşamanın getirdiği bir baskı var. Başkalarının bizim adımıza karar vermesi, kaderci bakış açısı, bireyin kabul etmek zorunda olduğu kurallar meselesine yoğunlaştığım bir film ortaya çıktı’ diyor.

– Neden filminizin adı ‘El Yazısı’?

Birincisi hikayede mektup yazan insanlardan çokça bahsediyoruz. Ayrıca el yazısıyla alın yazısı benzetmesi de yapıyoruz. Karakterlerden biri filmin bir yerinde elini açarak hayat çizgisi hakkında şimdi size söyleyemeyeceğim bir yorum yapıyor. Bu kaderi de sorgulayan bir film…

– İlk filmini yapan genç yönetmenler genellikle kader kavramını sorguluyor. Bu özellikle anlatmak istediğiniz bir mesele miydi, hikaye gereği mi kullanmayı seçtiniz?

Hikayeyi yazmaya başladığım süreçte ‘mahalle baskısı’ kavramı gündemdeydi. Bir arada yaşamanın olumsuzlukları sonucunda bireyin kendi kararını verememe mekanizmasını sorgulayan bir film yapmak istiyordum. Birçok hayatın üzerinde bir arada yaşamanın getirdiği bir baskı var. Başkalarının bizim adımıza karar vermesi, kaderci bakış açısı, bireyin kabul etmek zorunda olduğu kurallar meselesine yoğunlaştığım bir film ortaya çıktı.

BAŞKALARINI DAHA FAZLA SORGULUYORUZ

– Filmin tanıtımında ‘Mutluluğun peşinde koşanların hikayesi’ yazıyordu. Film sadece mutluluğun peşinde koşan insanları mı anlatıyor?

Bir arada yaşamanın getirdiği güzellikleri ve zorlukları harmanladığım bir hikayesi var filmin. Karakterlerin hikayelerine odaklandığımızda bir arada yaşamanın sonucunda kişinin kendi hayatı üzerine bile karar veremediğini ve çok fazla özgürlük alanı tanınmadığını görüyoruz. Başkaları hakkında karar verme hakkını kendimizde buluyoruz ve çok rahat yorum yapıyoruz. Bir arkadaşımızın ilişkisi hakkında bile çok rahat atıp tutabiliyoruz. O insanların tercihlerini, onlardan daha fazla sorguluyoruz ve yargılıyoruz. İnsanların o özgürlüğü yaşamalarına engel oluyoruz. Bunu hepimiz yapıyoruz.

– Neden kendi hayatımızı bırakıp bir başkasınınkini didikliyoruz ki?

Filmimizde zaten karakterlerden biri bunu sorguluyor. Hikayede aynı köyden kız alamama gibi bir durum var. Karakterlerden biri ‘Niye biz bu köyden kız almıyoruz?’ diye sorunca karşısındaki ‘Onlar bizden kız almaz!’ diyor. Bunun üzerine ‘Peki, onlar neden bizden kız almıyor?’ deyince de sorunun cevabı gelmiyor. Başkalarının hayatına çok müdahil olma, kararların tek başınıza değil de, ailenin büyükleri tarafından verilmesi size birtakım şeyleri sorgulatmıyor. Aile çocuklarını kollamak ve desteklemek yerine onlar adına çok rahat karar verebiliyor.

– Senaryo Geliştirme Ödülü aldınız ve senaryo doktoru tabir edilen kişilerle çalıştınız, nasıl bir süreçti?

O sene Antalya Film Festivali’nde senaryo geliştirme desteği veriliyordu. Yarışanlar arasında yaşlı ve genç kuşaktan tanınmış isimler de vardı, bunlar arasından seçilmek beni çok şaşırtmıştı. Hikayenin Akdeniz kanı taşımasından dolayı özellikle İtalyanlarla çalışmak istemiştim. Sonuçta senaryoyu iyi anlamış iki senaryo doktoruyla projeyi geliştirme imkanı buldum. İnternet üzerinden paslaşarak senaryoyu yüklerinden kurtarma sürecine girdik. Çünkü ilk filmde çok fazla şeyi anlatma heyecanıyla kırk ya da otuz senelik deneyiminizi saçmaya çalışıyorsunuz.

– Filmi ilginç kılan imece özelliğinden de bahseder misiniz?

Gerçekten imece bir film oldu. İnternete hikayemizi koyduk ve ‘Beğenirseniz ve perdede görmek isterseniz bütçenizin yettiği ölçüde bu filmin parçası olun. Filmde oynayabilirsiniz ya da sette bizimle çalışabilirsiniz’ dedik. 25 dolardan 5 bin dolara kadar limitimiz vardı ve her klasmandan destek aldık. ‘Maddi imkanımız yok ama biz de şu olanağı sağlayabiliriz’ diyenler de oldu. Filmin etrafında böyle bir iyi niyet oluştu. Herkes bu film için canla başla çalıştı.

Oyuncular senaryoyu çok sevdi

– Filminizde neden bu kadar çok popüler isme yer vermeyi tercih ettiniz?

Normalde çok fazla hikayeyi bir arada anlatmaya çalıştığınızda hem oyuncuların ekran süreleri daralıyor hem de her sahnenin daha büyük cümleleri olmaya başlıyor. Az zamanda büyük işler başarılması gereken oyunculuklar olması gerekiyordu. Dolayısıyla oyuna hakim insanlarla çalışmamız gerekiyordu. Oyuncuların geçmiş deneyimlerimden kendi oyun kültürlerinden beslenmesi gereken bir projeydi.

– İlk filminiz, tanınmıyorsunuz, peki, onlar nasıl kabul etti?

Oyuncuların senaryoyu sevmelerinden kaynaklandı. Cansu Dere inanılmaz doğru bir yerden okumuştu senaryoyu ve karakteri çok iyi yorumlamıştı. Sağ olsunlar her oyuncum filme artı değer kattı. Hikayemizde de oyuncuların alıp götüreceği, değer katabilecekleri boşluklar vardı. Çok iyi algıladılar ve çok iyi yerlere götürdüler. Bu konuda çok şanslıyım.

Sibel Ateş Yengin – Akşam Gazetesi

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Henüz hiç yorum yapılmamış.

kaçak iddaa siteleri film izle güvenilir casino siteleri bahis siteleri iddaa siteleri Sayfa da104 sorgu var. 3,326 saniyede yüklendi.