escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan Pendik Escort

En Yeni Dizi Magazin Haberleri

Yayında Olan Diziler

Tüm Günlük Diziler Burda

Güncel Dizi Fragmanları

Dinime Söven…

Editörden, Sinema 01 Şubat 2013

şahan-gökbakar-ve-cem-yılmaz“Gerçi kim nefse uyup etmedeyiz sehv ü hata
Biliriz cürmümüzü etmeyiz inkâr asla
Gam değil ayıbımızı söylese dâim âda
Kâiliz hak söze biz gerçi Bahaî amma
Bize mülhid diyenin kendinde îman olsa
Dahleden dinimize bari müselman olsa”

001Çok beğendiğim bir ifade idi “dinime söven bari Müslüman olsa” deyimi. “Yahu, bu nereden çıkmış acaba” diye merak ederken Üstad Hz. Google’a sorayım dedim, o bilir diye, o da bana başka bir üstadı gösterdi adres olarak. Şeyhülislam Mehmet Bahai Efendi’yi… 17. Yy’ın en olaylı şeyhülislamlarından kendisi, bir gidiyor bir geliyor, bir türlü kimseye yaranamıyor. Sürülüyor, sonra çok geçmiyor, yerine getirilen şeyhülislam’ın halefi olarak tekrar İstanbul’a alınıyor, etrafındakilerce dinsizlikle suçlanıyor… Ve işte o zaman döneminin en keskin kalemlerinden, en meşhur şairlerinden biri olarak, daha sonra çok kullanılacak o sözünü söylüyor: “Dinimize dahleden bari Müslüman olsa!”. Artık tenkit ettiğini yapan, eleştirdiğini yaşayan tipler için kullanılacak, vazgeçilemeyecek bir deyim olacaktır şair âlimimizin mirası.

“Hahahhaha. Ankara o dönem öyleydi. Sonradan bozuldu. Eskiden herkes lunaparkta eğlenip kadınlı erkekli step dansı yapardı. Hahaha.

Son derece başarılı mükemmel bir reklam olmuş bence, emeği geçen herkesin eline sağlık..

Reklamlarından anladığım kadarıyla İş Bankası, Chicago civarlarında kurulmuş:)) ”

Şahan Gökbakar, eğlence dünyasının tartışmasız en öndeki ismi Cem Yılmaz’ın oynadığı son reklam filmi hakkında böyle konuşmuştu. Hatırlayacaksınız, yanına gelen yeni yetmeye nasihat ediyordu Cem Yılmaz, “Aman paranı çarçur etme, şimdiden biriktirmeye başla!”. Ve sonra kendi hikâyesini anlatıyordu gence. Bir taraftan da hep beraber izliyorduk, o klasik eskiye dönme hamlesiyle, etrafı şöyle bir buharlandırıp geçmişe gittiğini hissettirerek, anlattıklarını gösteriyordu reklam filmi bize. Etrafında bir sürü bayan, döneme göre afili bir araba ve pahalı eğlence mekânlarının vazgeçilmez renkli, süslü ortamları… Gecenin sonunda parasının tükendiğini çorbacıda anladığını, ödeyemediği çorba parası yüzünden mutfakta sabahladığını “esefle” anlatıyordu beyaz takım elbiseli komedyenimiz. Filmin bir tarafında ve sonunda da, aynen Şahan Gökbakar’ın alaya aldığı gibi, Ankara’nın o zamanki görüntüsüne fazla gelecek ortamlar ve danslar tasvir edilmişti. Şahan’ın sözleri ziyadesiyle yerindeydi ve gördüğüm o ki haber sitelerinden ve sosyal medyadan takip eden geniş bir kesimin desteğini de almıştı. Evet, herkese biraz fazlaca abartılı gelmişti reklam.

cem-yılmaz-iş-bankası-reklamıÜstelik iki komedyen, aynı dönemde sinemada izleyicilerinin karşısına çıkıyor, Cem Yılmaz stand-up gösterisi ile Şahan Gökbakar ise “Celal İle Ceren” ile herkesi kırmızı koltuklarda misafiri olmaya davet ediyordu. Bu yüzden sosyal medyada Şahan’ın ifadeleri, “Rakibinin bir-sıfır önüne geçme” şeklinde isimlendirildi. Neticede mücadele çetin olacaktı. Çok geçmeden “Celal ile Ceren” sinemalarda gösterime girdi, ilk haftasında altı yüz bin “biletliyi” ağırlayan Cem Bey’in gösterisini üç günde geride bıraktı. Galiba ikinci golü de ağlara göndermişti nam-ı diğer Recep İvedik.

Biz de arkadaşlarımla bu çok sevilen ve izlenen filmi merak ettik, izleyelim dedik. Neredeyse yer bulamayacak oluşumuz beni iyice iştahlandırdı, iyi bir romantik komedi bizi bekliyordu galiba. Heyecanlıydım, üstelik biraz zor beğenen ve eleştiri oklarını çok seri çıkarıp adamın alnına dayayıveren arkadaşlarımı gaza getiren de bendim. Recep İvedik sonrasında, fragmanından gördüğüm kadarıyla sağlam bir senaryoyu denemeye çalışacaktı Şahan, onun için ışıklar söndürüldüğünde sırtımı adam akıllı yasladım koltuğa ve bayağı pozitif bir havayla başladım filmi izlemeye.

Sonucun ne olduğunu tahmin ediyor gibisiniz sanırım, zaten siz de izlediyseniz, filmin sonundaki ruh halimi yaşayan biri olarak, anlamışsınızdır durumumu. Netice, bundan sonra benim önerdiğim filmin hep beraberce, zinhar izlenilmeyecek olması…

celal-ile-cerenBekârlığa veda partisine gittiği için kız arkadaşının terk ettiği bir adamı canlandırdığını biliyorduk gitmeden evvel… Ama işi bu kadar “insanın yarı boyunun altına” bağlayarak anlatacaklarını tahmin etmiyorduk. Espri olarak nitelendirilebilecek neredeyse her şeyin adresi orasıydı. Bu satırları okuyan herkesten özür dileyerek, durumun vahametini tasvir etmek için söylüyorum,  Ceren’den sonra bulduğu yeni kız arkadaşına arkadaş grubundaki herkesin daha önceden “dokunduğunu” öğrenmesi, üstelik delikanlıların bunu gelip yüzüne normal bir şeymiş gibi söylemesi beni ve arkadaşlarımı öyle rahatsız etti ki! Ceren’in boşluğunu doldurmak için eski sevgilisinin yanına tamamen başka beklentiler üzerine gitmesi, aldığı ilacı deneyebilme üzerine yakınlaşmaya çalışması… network döşemek üzere çağrıldığı evin hanımının davranışları… hiç çekinmeden küfürlü ifadeleri ustaca kullanması hatta babasına karşı olsa dahi…ve sonra kendisinin yaptığı her şeye rağmen Ceren’in başka birini bulma yolundaki, Celal’e göre çok daha edepli hamlesine aşırı tepki vermesi, kavga edecek seviyeye gelmesi, çirkinleşmesi… bende “bu insanlar nerede yaşıyorlar acaba?!” sorusunu sorma isteğini doğurdu. Evet, biletini kuzu kuzu almış insanlar olarak sorma hakkına sahibiz diye düşünüyoruz, arkadaşlarımın namına yazıyorum aynı zamanda, “Temsil ettiğiniz bu insanlar nerede yaşıyor? Öğrenebilir miyiz?”.

“İnsanımız böyle” diyecek olurlarsa, bu memlekette böylesi insanların soluk alıp verdiğine şaşıracak o kadar insan vardır ki benim bu tepkimi az bulacaklardır diye düşünüyorum, buna gönülden inanıyorum. Bu ifade millete küfür mahiyetinde olacaktır ve zaten yapımcıları da, yönetmeni de, senaryonun mimarı Şahan Gökbakar’da bunu söyleyemez.

“Hayali… Böyle insanlar yok. Biz uydurduk!” derlerse, o zaman kocaman bir “Neden böyle, topluma uzaklardan uzak tipleri canlandırıyorsunuz?” diye sorma-sorabilme, aradığını bulamayan ve hayal kırıklığına uğrayan bizim gibi izleyicilerin hakkı değil mi? Filmin bir yerinde Şafak Sezer’in son filmi hakkında “GDO’lu ürünler her yerde başımızın ağrısı…” dedirten mantığın, sonra kendi filmine aşırı hormonlu karakterleri yerleştirmesi sizce de saçma değil mi? “Absürtlüğü kullanıp espri yapılmasın” demiyorum ama neden toplumca reddedeceğimiz şeyler matah bir şeymiş gibi utanılmadan ortaya konuluyor, buna kızıyorum. Biraz kendimiz olsak, biraz değerlerimize saygılı olsak çok şey mi kaybetmiş oluruz!!!

Ben Cem Yılmaz’ın sözcüsü değilim. Ama Cem Bey, Sevgili Şahan Gökbakar’ın bir “Dinime Söven Müslüman Olsa!”ya ihtiyacı olduğunu söylese, “Vallahi haklı!” demek gelir içimden.           Vallahi haklı…

Ferhat Nazım BEYDEMİR

fernazbey@hotmail.com

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Yazıya 1 yorum yapılmış.

Hilal 31 Mayıs 2015

‘Dahletmek’: sövmek değildir. içeriğini tartışmaktır, dine karışmaktır. Düzeltmek istedim.

kaçak iddaa siteleri film izle güvenilir casino siteleri bahis siteleri iddaa siteleri Sayfa da108 sorgu var. 6,678 saniyede yüklendi.