escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan
izmir escort
izmir escort
izmir escort
izmir escort

Kalbimdeki Deniz Dizisinden Şiddete Hayır Kampanyası

Badem Şekeri 3’ Geliyor

Sarp Levendoğlu Savaşçı Dizisine Dahil Oldu

16 Kasım 2017 Perşembe Reytingleri (TNS)

Cansel Elçin: “Seyirci Bunu Sever” Mantığı ile Dizi Çekilmez

Dizi Magazin, Dizi Röportajları 15 Mayıs 2014
1.846 views

Uzun zamandır ekranlardan uzak  olan  sevilen oyuncu Cansel Elçin ile bir araya geldik. Kendisi ile yeni filmi Roya’yı, yen projelerini ve dizi sektörünün sorunlarını konuştuk. 

Cansel Elçin RoyaRoya filmi ile önümüzdeki günlerde Cannes’a gidiyorsunuz. Roya filmi ne nasıl dahil oldunuz? Bize Roya’yı biraz anlatır mısınız?

Aslında her şey İzmir’de başladı. İzmir’e bir söyleyişi için davet edilmiştim. O söyleyişi de Alper (Akdeniz) ile tanışmıştım. Bu tanışma sırasında bana Roya’yı anlattı. “Benim bir hikayem var.  Bunu çekmek istiyorum” demişti.

Hikayede umudu olan bir adam; hayatı daha güzel olsun diye başka bir ülkeye gitmek istiyor. Adam başka bir ülkede sevdiği kadını kaybediyor ve bu sırada da mülteci olduğu için tutuklanıyor. Sonrasında adamı karısının tabutu ile birlikte ülkesine gönderiyorlar. “Ben seni başka ülkenin ellerine bırakmak için sevmedim” sözü beni çok etkilemişti. Aslında ortada ağır bir dram vardı. Kapitalizm uğruna mülteci olan ve örneğini çok sık gördüğümüz, yaşayan bir bireyin hikayesiydi bu. Hikaye bu filmde oynamam için etkendi ama Alper’de filmi çok güzel çekti. Alper’i tanımıyordum. Daha önce kısa filmler çektiğini hatta ödüllerde aldığını biliyordum. Bu yüzden hislerime ve Alper’e güvendim. Kendimi güvenle bu ekibe teslim ettim. Bu arada filmimizin görüntü yönetmeni Yıldıray’da harika bir iş çıkardı.

Anladığım kadarıyla sizin için önemli olan unsur senaryo?

Çoğu kez herkes senaryodan bahseder. Ama şöyle bir durumda var. Bazı önemli yönetmenler vardır Dünya’da. Senaryosunu okumadan, o yönetmenin filmine dahil olursunuz. Lars Von Trier olsa, Spielberg olsa ve teklif gelse hemen kabul edersiniz. Çünkü sinema filmi yönetmene aittir. Onun dünyasıdır, onun bakış açısıdır. O yüzden bakış açısına güvendiğim yönetmen de benim çok önemlidir.

Cansel Elçin ve Roya Filminin Yönetmeni Alper Akdeniz

Cansel Elçin ve Roya Filminin Yönetmeni Alper Akdeniz

Sanırım ilk kez bir kısa filmde rol alıyorsunuz ama  bir kısa film yönetmişliğiniz var. Fransa’da Papillon isimli bir kısa film çekmiştiniz. Kendi yaşadığınız tecrübelere de dayanarak;  yönetmen gözü ile Alper Akdeniz’i bize anlatır mısınız? 

Şimdi şöyle bir şey var. Kısa metrajda olsa uzun metrajda olsa verilen emek değişmiyor. Filmler ile ilgili ön araştırma geliştirme dönemi,  Pre-production dediğimiz bu dönem  uzun metrajda olduğu gibi   sancılı bir süreç. Bende kısa metraj bir film çektiğim için bu filmin  çekimleri başladığında Alper’in ne kadar hazır olduğunu tecrübelerim ile anlamış oldum.  Bu yüzden içim rahatlamıştı.

Bir de  Kısa metraj film çeken yönetmenler tecrübe kazanarak sinemada tecrübe kazanıyorlar. Kısa metraj,  ap ayrı bir sanat. Çoğu zaman küçümsenebilir ya da anlaşılmaz. Mesela Uzun metraj film çeken bir yönetmen belki kısa film çekemez.

Roya’yı izledikten sonra neler hissettiniz? Beğendiniz mi?

Filmi izledim ve gerçekten çok beğendim. Bundan dolayı bu kadar rahat bir şekilde hem Alperi’i hem de filmi konuşabiliyorum. Roya gerçekten çok güzel olmuş.

Kısa film kategorisinde Film Cannes’da var ama yarışmıyor? Bunun nedeni ne?

Roya Cannes’da olacak ama yarışmayacak. Bunun nedeni filmin yarışmaya yetişememesi. Yetişseydi seçilir miydi bunu bilemem ama şansı yüksekti. Çünkü konusu itibari ile gerçek bir hikaye.   En azından haftada bir kere mülteciler ile ilgili haberleri televizyonda izliyoruz. Kuşadası’nda, Çeşme’de, her tarafta mültecilerin dramlarına şahit oluyoruz. Bu film sayesinde insanlar biraz daha fazla empati kurabilecekler.

Kısa filmlerin ticari kaygıları var mıdır? 

Var tabi. Şöyle bir beklenti olabilir mesela. Yönetmen kısa filmini çeker ve festivallere gider. Bir başka senaryosu varsa şayet kendisini tanıtacak bu kısa filmi ise  onun  referansı olur. Bu referans ile  yurt dışından kendisine bir yapımcı bulabilir mesela.

Benim açımdan baktığınızda oyunculuğum için bir şanstır. Örneğin beni romantik ve aşık adam rolleri ile benimseyen izleyiciler  bu filmde beni Afgan  bir mülteciyi oynarken izleyecekler. Bu filmde de aşığım ama bu kez filmde  Farsça konuşuyorum. Fransa’da bir menejerim var. Filmi kendilerine gönderdim, izlediler ve çok beğendiler. Bu tip  roller ile menajerler sizin yelpazenizi geniş tutabiliyor . Örneğin beni Fransız filmlerinde Filistinli veya Arap kökenli   Farsça konuşabilen rolleri oynayabilecek bir oyuncu olarak sunabiliyor. Ticari kaygı budur. (Gülerek) Yoksa gişe anlamında bir kaygı veya beklenti yok.

Peki Cannes dışında Türk izleyicileri bu filmi nerede izleyebilecekler ?

Festivallerde izleyecekler. Festivallerin amacı bu. Festivaller medyanın dikkatini çeken film odaklı etkinlikler. Festivallerde izlenen filmler konuşulur. Medyanın ilgisini çeker ve film ile ilgili haberler çıkar. Basında daha fazla dikkat çeken filmlerde daha fazla izleyiciye ulaşır. Benim amacımda daha çok kısa filmi insanlara anlatabilmek. İnsanları çağırıyorsanız  ve onlarda bu çağrıya cevap verip geliyorlarsa bir nevi amacımıza ulaşmış oluruz diye düşünüyorum. Hiç kısa film izlememiş insanlara bu sanat dalına adım attırmak bile “önemlidir” diye düşünüyorum.

Filmin Cannes’da bir standı olacak diye biliyoruz. Filmin ekibi ve siz  filmin tanıtımı sürecinde orada olacaksınız . Peki bu stand herkese açık mı? Yani Cansel Elçin severlerde bu standı ziyaret edebilecek mi?

Tabi tabi. Herkese açık. Bende orda olacağım. Yalnız bazı mesleki görüşmelerimden dolayı  ben sadece ayın 16’sında orda olacağım. Ama o  gün saat 15.00’den itibaren dileyen herkes standımızı ziyaret edebilir. 

Sinemaya önem verdiğinizi biliyoruz. Rol alacağınız yeni bir sinema projeniz var mı?

Cansel Elçin rsimŞu anda konuşulan ve gerçekleşeceğini umduğum güzel bir sinema projesi var. Ama bunu  şu anda söylemek doğru olmaz. 10 gün içinde netleşir diye düşünüyorum. 

ilginizi çeken ve “içinde yer almalıyım” dediğiniz  hikayeler var mı ?

Var, var..! Fransızların Binom diye bir tabiri vardır. Yani Metafor olarak 2 kişinin başarısı. (Gülerek) Alper ile sanırım biz öyle olduk. Alper’in uzun metraj çekilebilecek çok güzel hikayeleri var. Sanırım onun yönetiminde bu filmlerde oynayabilirim. 

Sanırım Alper Bey ile ortak çalışmalar devam edecek.

Alper’i çok sevdim.  İşinde  çok rahat. Kompleksleri olmayan, egosu olmayan, ayakları yere basan bir çocuk. Bu yüzden de güzel filmler çekiyor. Bir oyuncu olarak da baktığımda onunla ortaklaşa çok güzel işler çıkarabileceğimizi düşünüyorum.

Peki sizi yönetmen olarak tekrar görebilecek miyiz?

Tabi ki. Benim de aklımda  kenarda duran ve çekmek isteyeceğim bir kaç hikaye var.   

Peki dizi yönetmenliğini düşündünüz mü? İleride sizi dizi yönetirken görebilir miyiz mesela?

(Gülerek) Yok.. Hayır! Dizi yönetmenliği gerçekten zor iş. 

Bir röportajınızda diziler için 8. Sanat dalı tanımlamasını yapmıştınız. Hala öğle olduğunu düşünüyor musunuz?

Evet doğru. Bu  tabiri kullanmıştım. Ama insanlar bunu yanlış anladı. Ben bunu mecazi anlamda söylemiştim. Diziler, televizyon sanatıdır aslında. Yani dar alanda, belli bir formatla derdini anlatmaya çalışıyorsun. Aslında bunu yapmak gerçekten zor. Duyguyu ve  vereceğin mesajı  izleyiciye aktarmak kısıtlı bir zamanda çok zor. Bunu bizim ülkemizde başarıyorlar. Benim ifade ettiğim 8. Sanat tabirinin içinde yetiştirme sanatı var. Çünkü 5 günde 120 dakikalık bir dizi çekip derdini anlatmayı başarıyorlar. Bu bize özgü bir şey aslında. 

Türk Yönetmenler sizce  mucize mi yaratıyorlar?

Kesinlikle. Yurtdışından bir yönetmen getirsinler bu kadar kısa sürede bu diziyi çekemez. Yada yurt dışından gelen bir oyuncu bu sürede oynamaz. Bu sadece Türkiye’ye ait bir şey. Türkiye’de 8. Sanat var. Oda televizyonda dizi çekmek.  (Gülerek) Sen hangi ülkede Salı  sabahı çektiğin bir sahneyi akşamına  10 milyon kişi ile izliyorsun?

Bu  denli mucizevi koşullarda dizi çekilen bu ülkede, Türk Dizileri başarıyı sağladı mı sizce ?

Başarıyı sağlamıştık. Ama artık sağlamıyoruz. Bence televizyon artık geriye gidiyor. Nedenini bende tam olarak bilmiyorum ama durum bu. Bugün mesela “Hatırla Sevgili” gibi bir dizi çekemezsiniz. Ortam kısıtlaştırıldı.. Belki   reyting cihazları; bu tür dizileri izleyen izleyicilerin evlerine girmiyor da olabilir. Galiba izleyici profili de değişti. Belki de değiştirildi.

Cansel Elçin rsim ePeki Yurt dışına dizilerimiz satılmaya devam eder mi?

Bu koşullarda zor diyorum. Çünkü bugünlerde reytinglerde başarı gösteren diziler yurt dışına zor satılır. Şöyle bir şey söylemek istiyorum. Bizim ülkemiz Orta Doğu ülkelerine göre hem Doğu’ya   hem de batıya bakan bir profil çiziyordu. Modern ve medeni bir ülkeyiz. O yüzden yaptığımız işlerde hem batıyı hem de doğuyu doğru şekilde harmanlamaya devam ettirmeliyiz.

Arap ülkelerinde bir foruma katılmıştım. Orda bir Arap gazeteci bana şunu söylemişti. “Biz Türk dizilerini izleyerek, orda ki karakterleri örnek alarak televizyon programları ve show’lar yapıyoruz. Türk dizilerinde ki karakterleri örnek göstererek kendi  sorunlarımızı tartışabiliyoruz.” demişti. Türk dizileri bunu başardı. O yüzden modern çizgimizin devam etmesi gerekiyor. Hoşgörülü, bakış açısı olan ve daha cesur işler ortaya koymaya devam etmemiz gerekiyor. Ama sanki bu tip dizileri artık çekemeyecekmişiz gibi geliyor bana. 

Şu sıralar adınız “Aşkta ve Savaşta” dizisinin oyuncuları arasında geçiyor. Bu dizi için anlaşma sağladınız mı?

Hayır. Bu dizide olmayacağım.

Siz, Tuba Büyüküstün ve Beren Saat gibi gününüzün sevilen isimlerinin ortak noktaları Tomris Giritlioğlu. Herkes sizleri Tomris Hanımın çektiği diziler ile çok sevdi. Tomris Hanım ile tekrar bir projede buluşma şansınız  olacak mı?

Tabi ki olacak. Sadece ben değil diğer arkadaşlarımda bir gün Tomris Hanım ile tekrar bir araya gelecekler. Az önce bahsetmiştik. Bakış açısı, cesaret ve hoşgörü. Tomris Hanım’ın  cesur yaklaşımı, bakış açısı ve onun romantizmi Türk dizilerine çok şey katıyor. Bence o, dizilerinde olağanüstü duygusal entrika kurabilen nadir yapımcılardan bir tanesidir. Şiddet ve silah kullanmadan sadece duygularla entrika kurabilen bir yapımcıdır. Gönülçelen’de olsun, Hatırla Sevgili’de olsun, Asi’de olsun bunu görebilirsiniz zaten.   Çektiği tüm dizilerde bir mesaj var. Kadınları savunan, erkekliğin egemenliğini eleştiren, her zaman demokrasiye uygun hoşgörülü bir kalemi var. Bu yüzden onun işleri başarılı ve güzel.

Bazı dizileri yayından kalktı ama o diziler hala konuşulmaya devam etti mesela. Bazı dizileri reyting rekorları kırmadı belki ama kalıcı olan hep o diziler oldu.

Zaten şöyle bakabilirsin. Dünyada ve Türkiye’de başarı sağlamış ve unutulmamış dizilere şöyle bir bak. Göreceksin ki aralarında en az 5 tane Tomris Giritlioğlu projesi var. O yüzden onun bakış  açısında, onun vizyonunda bir insanla her zaman çalışırım.

O zaman yönetmen ile birlikte yapımcının da başarıda çok büyük katkısı var.  Öğle değil mi?

Bir sinema filmi yönetmene aittir demiştim. Dizi filmde ise yapımcı o filmin sahibidir. Oyuncu değişir, yönetmen değişir, mekanlar değişir, her şey değişir. Ama Yapımcı o işe sahiplenmeye devam eder . O dizide aslında onun bakış açısı ve onun emeği önemlidir. Sinema da ise olay farklıdır. Dünyanın parasını filme yatıran yapımcı bir müddet sonra filmi yönetmene teslim eder ve sonra artık o film onun elinden kaçar. O yüzden sinema yönetmenin, dizi ise yapımcısı ile anılır.

hatırla sevgiliHatırla Sevgili ve Gönülçelen dizileri ile sadece ülkemizde değil uluslar arası çapta büyük başarılara imza attınız. Bu diziler Yunanistan, Balkan ülkeleri, Rusya ve Arap ülkelerinde reyting rekorları kırdı. Hele Hatırla Sevgili, üstünden 8 sene geçmiş olmasına rağmen arap MBC1 kanalında şu sıralar en çok izlenen diziler arasında. Bu diziler ve bu insanlar arasında ki ortak nokta nedir? Neden bu diziler bu kadar çok sevildi?

O ülkelerde de zülüm yaşandı. O ülkelerde ihtilaller oldu. Devrimler oldu. Bu önemli bir ayrıntı. Ama ortada gerçekten evrensel olan bir aşk hikayesi vardı.  Romeo ve Juliet tadında bir hikaye. DP’li bir Milletvekilinin kızı ile CHP’li bir savcının aşkı. O dönemde belki yaşanabilecek en güzel Romeo ve Juliet hikayesidir. Tomris Hanım’ın bence en büyük başarısı o. İnsanlar bu aşk çerçevesinde tarihe tanıklık ettiler. O yüzden bu dizinin bu ülkelerde başarı göstermesi tesadüf değil.

Aslında Hatırla sevgili dönemine göre  oldukça radikal bir diziydi . Hatta ilk bölümlerde beklediği reytingleri alamadığını ve sonradan izleyicinin diziyi fark edip reytinglerinin çok yükseldiğini hatırlıyorum. Öyle değil mi?

Aslında birinci bölümü reytinglerde birinci gelmişti. Sonradan yavaş yavaş düşmeye başlamıştı. Zamanla istenilen televizyon diline adapte olunca da başarı geldi. Bu dizi için Tomris Giritlioğlu diyoruz ama dizinin ilk bölümlerinin yönetmeni Faruk Teber’i de ayrı bir yere koyuyorum. Onu çok seviyorum. Faruk Teber bana göre Türk Dizileri içerisinde devrim yapmış bir yönetmendir. O dönemde çok farklı objektifler kullandığını biliyorum. Faruk Teber görüntü yönetmenliğinden gelen, yönetmen olmayı başarmış, hem oyuncuların duygularını yönetebilen, hem de senaryo anlayışı olan, hem de görüntüden de anlayabilen nadir yönetmenlerden bir tanesidir. Faruk Teber’in Hatırla Sevgili’de çok büyük bir emeği var. Sadece o değil; set de  çalışan, yapımdan, kostümcüsüne, senaristinden oyuncusuna kadar herkes titizlikle çalıştı. O yüzden  bu emeğin başarıya dönüşmüş olması  kaçınılmazdı. Bana göre Hatırla Sevgili Türk dizi tarihinde bir milattır.

Mantık olarak herkes eğlenmek amaçlı televizyon karşına geçiyor. Sizin bir oyuncu olarak bu noktada  bir misyonunuzun olduğuna inanıyor musunuz?

Televizyon çok acayip bir alet. 15-20 milyon kişisinin evine giriyorsun.  Orda aslında ne kadar güzel şeyler anlatabilirsin. O yüzden bu noktada gerçekten işe yaradığımı düşünüyorum. Biliyor musun…? Ben bunun peşindeyim. Hep şunu söylüyorum. “Ben aspirin olmak istiyorum.” . Adam akşam olunca evine geliyor; kumandayı eline  alıyor ve ben çıkıyorum karşısına. Benim de orda bir aspirin olmam lazım. Ama sadece böyle eğlence  için değil. Aspirin olmayı becerirken, ona aynı zamanda bir şey öğretebilirsem, onu bir konuda yönlendirebilirsem ne mutlu bana. Benim derdim bu yani. 

Mesela Gönülçelen’de çocuklar benim sayemde piyano çalmaya başladıysa, 1 tane çocuk bile çalıyor olsa  ben çok mutlu oluyorum. Bir tane çocuğa “Deniz Gezmiş kimmiş?” sorusunu sordurabiliyorsak, gidip de kitabını alabiliyorsa, okumaya başlıyorsa; veya Adnan Menderes kimdir? sorusuna internette araştırıyorsa; ben kazandım orda. Benim için en önemli şey o. Yoksa sadece para kazanmak için bu işi yapmıyorum. Para kazanmak için ticaret de yapabilirim. Ama beni mutlu eden şey bu. Bu yüzden de ekranlardan bu kadar uzaktayım. Çünkü senaryo seçiminde dikkatli olmak durumunda hissediyorum kendimi.

Gönülçelen dizisi için piyano dersi aldığınızı okumuştum. Bazı haberlerde de “gerçekten çalıyor” başlıkları atılmıştı. Bu doğru mu?

Evet doğru. Aryalar ile başladık. Aryalar ile bayağı uğraştım. Sonra şöyle bir durum oldu. Haftada beş çekim günümüz vardı ve ben her bölümde neredeyse 2 parça çalıyordum. Sabahları sete gelip  parçaları çalışıyordum. Bir sabah bana “Flight of the Bumblebee’yi çalacaksın” dediler. Arıların Dansı isimli  oldukça hızlı akan  çok zor bir şarkı. Ben Cansel Elçin olarak Piyanist falan değilim. Ama canlandırdığım karakter 30 senelik bir piyanist. Ben bir oyuncuyum ve orada oyunculuk sergilemem gerekiyordu. En zoru oydu belki ama gerçekten Murat Hoca olmak için çalıştım ve o şarkıyı bir şekilde çekim şartlarına uygun şekilde çaldım. 

Bunu bütün oyuncular yapar mıydı yoksa bu bir tercih mi? 

Öğrenmeseydim yakın plan çekim olamazdı. Ne yapacaktım? Örneğin kamera yakın plan ellerimden başlayıp yüzüme ilerliyor. Bu tip sahnelerin çekilebilmesi için öğrenmem gerekiyordu. Sonuçta Murat Hoca gibi bir piyanisti canlandırıyordum.

Peki hala piyano çalıyor musunuz?

Aslında 4-5 aydır çalmıyorum.  Notadan da pek fazla anlamıyorum ama yine zaman zaman çalıyorum. (gülerek) Eşim de trompet çalıyor. Ara ara ona  eşlik ediyorum mesela. 

Genelde seçimini yaptığınız diziler dönem dizisi. Son olarak yine bir dönem dizisi olan Kötü Yol’da rol almıştınız.   Dönem dizileri sizin daha mı çok ilginizi çekiyor?

(Gülerek) Tutmuş ilk dönem dizilerinde oynadığım için  “Dönem dizisi oyuncusu” olarak insanların akıllarında yer ettim galiba. Ama ben ona bakmıyorum. Ben senaryonun duygusuna bakıyorum. Yapımcının kim olduğunu ve nereye doğru gideceğine bakıyorum. Ama son  dönemlerde dönem işi çekmek biraz zor görünüyor. 

Neden zor?  Riskli mi buluyorsunuz bu dönem için?

Riskli ama güzel işler ortaya çıkabiliyor. Oyunculuk anlamında da. Mesela bence “Ben Onu Çok Sevdim” dizisinde Mehmet Aslantuğ harikaydı. Kendisini ayrıca  çok severim ama gerçekten muhteşem bir performans ortaya çıkarmıştı. Duruşu olsun, yalın oyunculuğu olsun muhteşem bir Adnan Menderes portresi çizmişti.  

Senelerdir Dünya’da “Türk dizisi piyasası” diye bir olgu oluştu. Dizilerimiz gerçekten çok seviliyor. Peki bu ilgi zamanla azalır mı? Yoksa yerimizi gerçekten sağlamlaştırdık mı?

Aslında çok güzel gidiyorduk. Ama daha önce konuştuğumuz nedenlerden dolayı artık yerimizin sağlam olduğunu düşünmüyorum. Televizyon sektöründe ülkemizin değerlerini kaybetmememiz lazım. Duygu ve anlatım dilimizi kaybetmeden anlatmaya devam etmeliyiz. Bir kere hiçbir şeyi seyirci için yapmamamız lazım. Bak bu çok önemli bir şey. Sen seyirci için bir şey yapmaya kalktığın zaman olmuyor o iş. O tip işlerde samimiyetten uzaklaşıyorsun. Başarılı olmayan bir çok işin  “Seyirci bunu sever” mantığı ile yapıldığına ve samimi olmadıklarına inanıyorum. Nedense o tip işlerde duygu olmuyor. Buda sektörü çıkmaza sokan nedenlerden mesela. Bu konuda sadece ben böyle düşünmüyorum. Bir sürü yapımcı arkadaşım veya sektörden arkadaşım ile bir araya geldiğimizde bunu konuşuyoruz. Hatta bazı yapımcılar artık dizi çekmek bile istemeyip sektörden uzaklaşmaya başladılar.

Bazı özel izleyici kitleri var. Onlar inadına var olma çabası içindeler. Bunlar sosyal medya’da yayından kaldırılacak diziler için mücadeleler veriyorlar. Son olarak Çalıkuşu dizisinde bunu yaşadık. Bunlar gerçek varlıklarını nasıl gösterebilirler. Seyirci neyi yanlış yapıyor?

Teknoloji çok ilerledi gerçekten. Bir kesim seyirci artık televizyon izlemiyor. Onlar artık kayıt ediyor ve boş zamanında izliyorlar. iPhone’dan izliyor, tablet’den izliyor. Ama televizyondan izlenmediği için bu veriler reytinge yansımıyor. O yüzden bu insanlar maalesef çok fazla bir şey yapamazlar. Bunun için sistemin gerçekten değişmesi lazım. Diziler internet ortamında ne kadar izlenmiş, sosyal medyada ne kadar yer almış bunların ciddi anlamda sisteme dahil edilmesi gerekiyor.

Dizilerinizi izleyen ülkelerin yapımcılarından bir teklif alsanız buna sıcak bakar mısınız? Örneğin sizi bir arap dizisinde başrolde izleyebilir miyiz ya da bir yunan sinema filminde rol alır mısınız ?

Tabi ki. Önemli olan hikaye ve proje. Zaten bu konuşuluyor. Bana geliyor ara sıra teklifler. Benim Fransa ayağım olduğunu da bildikleri için, Fas, Cezayir ve Tunus gibi ülkelerden teklifler geliyor.

Fransa ile bağınızın devam ettiğini, sık sık oraya gittiğinizi biliyoruz. Peki kariyer anlamında ilişkilerinizi orası ile tamamen kopardınız mı?

Bağlantılarım hala var. Fransa da 4-5 aydır audition’lara  yani oyuncu seçmelerine katılıyorum mesela. Bence bir insan bir yere ait değildir. Benim annem ve babam zaten orada yaşıyorlar. Oraya gitmemde aslında büyük bir dert değil benim için ama ben ülkemi çok seviyorum ve hayatımı burada bitirmek istiyorum.

Fransa’dan ilk geldiğinizde bu kadar çok sevileceğinizi düşündünüz mü?

Hayır hiç düşünmedim. Çünkü şöhrete falan inanmıyorum. Daha doğrusu bana göre değil. O gelip geçici çünkü. Önemli olan gerçek sevgi. Ama sana şunu söyleyebilirim. Ben eskiden “insanlar benim canlandırdığım karakteri seviyor” derdim.   Beni tanımıyorlardı çünkü.  Ama son zamanlarda şunu söylüyorum. Ben 1,5-2 seneden beri çalışmıyorum. Ama benim hayranlarım o kadar özeller ki, o kadar bana destek oluyorlar ki … bu kadar ara vermiş olmama rağmen… Onların beni artık gerçekten tanıdıklarına inanıyorum. Onlarla sık sık bir araya gelip konuştuğum için  bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Beni gerçekten Cansel Elçin olduğum için seviyorlar. Fanlarımın sevgisi beni çok mutlu ediyor ve bana özgüven veriyor. 

Cansel Elçin - Dizi Müzikleri Konseri 011Geçen hafta İzmir’de  dizi müzikleri konserine konuk olmuştunuz. Nasıl bir geceydi anlatır mısınız?

Dizi müzikleri konserine hayran kaldım. Narlıdere Popüler Müzik grubu gerçekten acayipti.

İzmir Narlıdere’ye Pınar’la geldiğimde iyi bir şey ile karşılaşacağımı biliyordum. Ama koronun ve solistlerin bu kadar güzel performans sergileyeceğini bilmiyordum. Sanırım İstanbul’a davet edileceklermiş ve bende Pınar ile birlikte  onlara destek olacağım. Diziler ve müzik adına çok büyük bir emek vardı o gece. Bir kere çok iyi bir fikir. Sanırım emeklerinin karşılıklarını da alacaklar gibi görünüyor. İstanbul Konserlerini  merakla bekliyorum. 

Bu konserde sanırım şarkıda söylediniz. Değil mi?

(Gülerek) Yok be…!  75 kişinin arasına karıştım bir anda sadece. Ben şarkı söyleyemem. İnsan ne yapabileceğini ve ne yapamayacağını iyi bilmeli.

Sosyal medya ile aranız nasıl? Faal olarak kullanıyor musunuz?

Kullanıyorum ama çok aktif değilim. 2-3  günde bir giriyorum desem daha doğru olur. Ama benim adıma açılmış sahte hesaplardan dolayı da rahatsızım doğrusu. 

(Cansel Elçin’in resmi Twitter adresi: https://twitter.com/cansellelcin

Spor yaptığınızı biliyoruz. Tenis dışında bir de gazoz liginde oynuyorsunuz. Takım olarak ligde ki son durumunuz nedir? 

Yarı finallere çıkıyoruz galiba. Ayazma takımındayım. Takımda çok değerli müzisyenler ve sanatçılar var. Futbol ile birlikte, ne kadar çok koşarsam, ne kadar çok enerj atabiliyorsam bana iyi geldiğini görüyorum. (gülerek) O yüzden oyunculuk kariyerimi bırakıp futbola başlayacağım. Ne dersin?

Bence izleyiciler sizi dizilerde ve sinema filmlerde görmeye devam etmek istiyor.

Bende istiyorum ama duygularıma hitap eden bir proje olmadığı müddetçe yokum. Çünkü duygularınla hareket ettiğin zaman yanılmıyorsun. Doğru projeleri bekleyeceğiz…

Volkan Türkcan

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Yazıya 6 yorum yapılmış.

Hande 12 Mayıs 2014

Cansel elçin bi tane gerisi hikaye <3 <3

Damla kaya 14 Mayıs 2014

Ben sevinmistim cansel yeni bi dizide oynayacak diye:( Bi de futbola baslayacak, oyunculugu birakcakmis… Offff, cansel, offf….
Bari ara sira telvizyonda gorelim seni be adam, inadimami yapiyosun boyle?
SENI COOOOK OZLEDIM BEN:(
SENI COOOOOOK SEVIYORUM:*

dorteks 16 Mayıs 2014

Tomris Giritoğlu ve demokrasi ha bırakın Allah aşkına siz milleti kek mi sanıyorsunuz. Yoksa her TV’ye bakanı siyasetten veya siyasi tarihten anlamadığını, okuyup araştırmayan ve yaşı küçük bireyler mi sanıyorsunuz? Tomris Giritoğlu’nun bir sürü yapımında kendi siyasi düşüncesi doğrultusunda propaganda yaptığını, hatta kendi kişisel siyasi ideolojisini mesleğine alet ettiğini düşünüyorum. Bariz kasıtlı ve taraflı tutumları görmemek için gerçekten tarih ve siyasi olguları bilmemek gerekir. Tarafsız bir gözle bakıldığında bir tarafı bilinçsizce belki de o tarafa karşı içindeki kinden dolayı yerden yere vururken diğer tarafı sütten çıkma ak kaşık gibi gösterdiğini rahatlıkla görüyoruz.

gamze 04 Temmuz 2014

katılıyorum tomris giritoğlu iyi bir senarist olabilir ama hayata dar pencereden bakıyor hayatı hep siyasi olarak görüyor insanlar hayata siyaset olarak bakmıyor hem filmleri izlense bile kimse ne ders çıkarıyor ne bişey oturup mımıylar gibi izliyorlar

gamze 26 Mayıs 2014

başarılı adam bence kabuğuna çekilmekle hayatında en büyük doğruyu yapmış olur sürekli gözü üzerinde bulunmak doğru bişey değil

gamze 18 Temmuz 2014

ya cansel bey sen kültür abidesi mi sanıyorsun milleti bu devirde ciğerleri beş para etmeyen sitelerde saçma sapan yorumlar yapan bir devir olduğunu bilmiyorsunuzda boş boş röpörtaj yapıyorsunuz tomris giritoğlu ve kültür , duygusallık yapmayın allah aşkına o her seferinde yaptığı işlerde siyaset propogandası yapan bir yapımcıdır ya tamam siyasi bir kişiliği olabilir ama çok taraflı bir tutumu var film çekerken hayata bakış açısınında dar olduğunu bilmiyoruz sanki

güvenilir casino siteleri bahis siteleri iddaa siteleri Sayfa da114 sorgu var. 3,657 saniyede yüklendi.
halkalı esocrt kayaşehir esocrt
cinsel sağlık