escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan
yıldırım escort
izmir escort izmir escort izmir escort
ümraniye escort
ataşehir escort
kadıköy escort
kartal escort
ümraniye escort
kadıköy escort
ataşehir escort

Meryem Uzerli Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz Dizisinden Kovuldu mu?

“YOL ARKADAŞIM”IN FRAGMANI ÇIKTI!

5 Ekim 2017 Perşembe Reytingleri (TNS)

ALİNA BOZ’DAN VİYOLONSEL SÜRPRİZİ!

Büyük Usta 92 Yaşına Bastı #MünirÖzkul

Kültür Sanat 15 Ağustos 2017
53 views

Münir Özkul 92 Yaşına Bastı

Büyük usta Münir Özkul bugün 92 yaşına bastı. Sosyal medyada çoğu zaman öldü haberleri ile çalkalanan Münir Özkul tüm asparagas haberlere inat bugün 92 yaşına bastı. Türk tiyatrosunun  ve Yeşilçam’ın en sevilen aktörleri arasında gösterilen Münir Özkul şimdilerde kendini bilmeden yaşasa da, Bu Dünyada var olduğunu bilmek bile onu sevenlere mutluluk veriyor. Nice yaşlara büyük usta.

İte Münir Özkul ile 1962 yılında yapılan bir röportaj

Artist, 9 Ocak 1962

Kalabalıktan, Seyirciden, Taklitten Niçin Korkarım?

Salonu hınca hınç dol­duran ve sükunet için­de perdenin açılmasını bekleyen kalabalığın aksine kuliste büyük bir telaş göze çarpıyordu.

Makyajlarını henüz tamamlamış olan sanatkârlar, kapalı perdenin arkasında çıkış hazırlıklarını yaparlarken hareketlerinden baş aktrist ol­duğu anlaşılan orta yaşlı ka­dın sinirli, sihirli elindeki mendili kemiriyor ve bir aşa­ğı, bir yukarı, sahneyi boydan boya katediyordu. Dokunulsa ağlayacak gibi idi bu kadın, yürürken kendi kendine ko­nuşuyordu da. Az sonra sahneye çıkacak olduğu için, baş aktristin sinirli durumunu endişeyle takip eden gözlük­lü, iri yarı bir adam ürkekçe yanına yaklaştı ve tatlı bir sesle:

-Mürvetçiğim ne olur kendine hakim ol, sinirlen­me. Sen de olmazsan, bu salonu dolduran yüzlerce seyirci­ye mahcup oluruz daha ilk geceden. Onların çoğu seni görmek için geldiler. Ne olur büyütme bu meseleyi, inşallah kazasız belasız atlatırız bu geceyi… dedi.

Kadının gözlerinden yaş boşandı birden, hıçkırıklar içinde cevap verdi:

— Görmüyor musun kaç haftadır ne sıkıntılara katla­narak provaları tamamladık. Herkes az çok rolüne intibak etti, hâlbuki o (ileride bir panoya dayanmış, gözleri tava­na dikili bir genç adamı işa­ret ediyordu.) bu işi provalarda yapamıyordu, nerde kaldı bu her şeyi beğenmeyen, du­dak büken seyirci önünde. Biz bugün rezil olacağız mutlaka azizim. Ben Ermeni taklidi yapacağım, güya o da yapacak ama artık millet şişe mi atar sahneye, yoksa yuhalar mı onu bilmem. Ben onun yerinde olsam Ermeni taklidi yaparak konuşmam millete rezil olmamak için.

İri yarı adam elini müşfikçe kadının omzuna koydu ve gülerek:

-Senin Ermeni taklidi yapman yeter de artar Mür­vet, senden sonra kimsenin zaten Münir’e gülecek hali kalmaz. O da alışır zamanla, üzme kendini… dedi.

Hadise seneler önce Ses Tiyatrosu’nda cereyan ediyordu ve ilk olarak sezonu Aşk Köprüsü piyesiyle açan tiyatronun baş kadın sanatçısı, provalarda başarı gösteremeyen bir aktör yüzünden muvaffakiyetsizliğe uğrayacakları düşüncesiy­le büyük telaş ve üzüntü içerisindeydi.

Perde açıldıktan sonra rol taksimatına göre oyuncular sahnede görünmeye başladı­lar. Eser tatlı, zaman zaman çok ince esprilerle süslü bir komediydi. Salonu balkonla­ra, localara, paradiye kadar doldurmuş kalabalık bir seyirci kitlesi piyesi ilgiyle takip ediyorlardı. Birden uzun boylu, yumuşak vücutlu, dalgalı saçlı yakışıklı bir genç çıktı sahneye ve Mürvet Sim ile birlik­te oynamaya başladılar. Dal­galı saçlı genç adam kısa bir müddet Mürvet Sim’e Erme­ni taklidi yaparak bir şeyler anlatacaktı. Ve Mürvet Sim, az evvelki gibi heyecanından kalbi duracak gibiydi. Çünkü burası piyesin can alacak yerlerinden biriydi ve gencin bu sahneyi çok muvaffakiyetle başarması gerekiyordu. Genç adam hakiki bir Ermeni’den fark edilmezcesine konuşma­ya başladığında Mürvet Sim nerdeyse telaşından sahneden çıkıp, kulisten seyredecekti bu pasajı. Fakat dalgalı saçlı genç adam, karşısında heye­candan yerinde duramayan kadının halinden habersiz Ermenice ilan-ı aşk ediyor ve gayet rahat oynuyordu. Kadın ilkin kulaklarına ve sonra gözlerine inanamadı, provalarda basit bir Ermeni taklidini dahi başaramayan genç adamın, birden Ermeni’den fazla Erme­ni kesilmesine inanamıyordu bir türlü. Genç adamın ise konuşması sona ermek üzereydi ve bir reverans yaptı kadının önünde, kulise doğru yürüdü. Mürvet Sim sahne­de olduğunu unutmuş ve ba­kakalmıştı genç adamın arkasından. Ama bir top gürül­tüsü gibi kopan alkış sağanağı onu kendisine çabuk getirdi, gözleri dolmuştu usta ak­tristin. Salonu dolduran kalabalık devam eden piyese gö­re sahneye çıkan diğer artistlere rağmen hâlâ genç adamı alkışlıyor ve gene onun çıkmasını istiyordu. Kulisten iterek çıkardılar dalgalı saçlı, genç adamı ve tiz sesleri yüksel­di salondan. Pasajı tekrarla­masını istiyorlardı ve o tiyat­ronun tarihinde bu ilk defa oluyordu. Yakışıklı adam tekrarladı Ermenice aşk söylevi­ni bir defa daha, gene çılgın­ca alkışlar yükseldi, tekrar sahneden çekildi fakat gene çağırdılar. Artık piyes durmuş ama bir kişi, ilk defa profesyonel olan bir sanatkâr üçüncü defa sahneye ça­ğırılıyor ve oynamış olduğu pasaj tekrarlattırılıyordu. Son çıkışında balkondan tiz bir erkek sesi sahneye doğru yöneldi:

-Ağabey adını söyle de isminle haykıralım sana…

Sahnede üçüncü defa rolü­nü tekrarlayan genç adam sı­kılgan bir tavırla:

-Münir diye cevap ve­rirken tiyatro programının sonlarında ismini bulan bir loca seyircisi, bu mahcup sesi takviye etti.

-Münir ama Özkul’u da var…

Balkondan ayni tiz ses bu defa daha da kuvvetle yükseldi:

-Yaşşa Münir ağabey, helal olsun bu yollar sana, bu iş bu kadar olur…

Bir anda salon alkıştan ve “Yaşa Münir, varol Mü­nir” sedalarıyla yıkılıyor gibi oldu. Sahnedeki yakışıklı adamın dalgalı saçları alnına doğru düşmüştü. Eğilerek seyirciyi selamladıktan sonra, kulise geçerken, gözleri dol­muştu…

Kalabalıktan Sıkılan Adam

O günü hatırlarken Münir, ondan sonra daima kederlenirdi büyük tezahürata rağ­men beğenilmediğini zanne­derdi. Ve şöyle anlatırdı o geceyi:

-1948-49 tiyatro sezonuydu yanılmıyorsam. İlk olarak Ses Tiyatrosu’nda profesyonel olarak sahneye çıkacaktım. Mürvet (Sim) Hanım’la bera­ber düet yapacaktık. Fakat provalarda Ermeni taklidi yapamıyordum, utanıyordum. Ama temsilde başaracağım­dan emindim. Mürvet Hanım da son derece üzülüyordu, piyesin başarı kazanamayacağını zannediyordu. Nihayet ilk gece geldi ve ben çıktım. Ermeni taklidi yapacağım pasajdan sonra tezahürat yaptılar ve üç kere de tekrarlattı­lar bana, aynı sahneyi. Çok alkışladılar ama benim de provalardan sonra maneviya­tım bozulmuştu ve benimle alay etmek için alkışladılar diye düşündüm piyesten sonra. Ve o gece alaya alındığı­mı zannederek sabaha kadar uyuyamadım…

Halen sahnelerimizin en büyük komedyenlerinden bi­ri olarak kabul edilen Münir Özkul, sahnede göründüğü­nün aksine son derece sıkıl­gan bir sanatkar. Sahnenin o rahat oyuncusu, hususi hayatında son derece mütevazi ve mahcup bir insan. Bu sı­kılganlığını şöyle anlatıyor:

-Ben kalabalığa giremi­yorum, bu yüzden sinemaya hatta tiyatroya dahi gidemi­yorum. Nedense çok sıkılganım, bu küçüklüğümden ka­lan bir itiyat olsa gerek. Bu mesleği de sıkılganlığıma karşı, bir nevi sosyal intikam almak için seçtim sayılır.

Gülemiyen Komediyen…

Ufak bir mimiği, küçük bir sözü ile en ciddi, en müşkül­pesent kimseleri dahi kahka­ha tufanına boğabilen, sahne ve perdemizin bu en haklı komedyenine, tabiat bu konuda çok cimri davranmış. Bed­baht, kederli, dünyadan zevk almayan binlerce kişiyi en kı­sa zamanda neşelendirmesi­ni bilen Münir’in bizzat ken­disi, gülmesini neredeyse unutacak hale gelmiş.

-Hiç gülemiyorum, di­yor. Senelerden beri dolu dolu bir güldüğümü hatırlamı­yorum adeta. Çok kötümse­rim, bu yüzden doktorlara gittim fakat bir hal çaresini bulamadılar.

Her şeye rağmen tiyatroyu çok seviyor Münir, sinemadan çok üstün buluyor:

-Taze, canlı ve heyecanlı bir sanat tiyatro, diyor. Seyircinin tiyatrolara rağbet göstermesine, memlekette tiyatro adedinin artmasına da hayli memnun:

-Bu, Türk tiyatrosunun geleceği için epey ümitli bir terakki. Mesela burası (Bul­var Tiyatrosu’nun bulunduğu yer Fındıkzade. Halk da ne­relerden, şehrin bir ucundan gelerek, bizleri seyrediyor. Artık eskisi gibi adi ve sulu şeyleri sevmiyor seyirci… Git gide hakiki Türk tiyatrosu teessüs edecek ve memleke­timizde tiyatro sanatının kalitesi yükselecektir.

Halen oynanmakta olan Leyleğin Ömrü piyesinden sonra sahneye konacak tipik bir Amerikan komedisi olan “Bana Çiçek Yollama”nın da provalarına başlamışlar, 20 güne kadar da sona erecek. Halk tarafından büyük rağ­bete ulaşmış Leyleğin Ömrü’ne de muhtemelen matineler de devam edecekler. Fazla çalışıyor bugünlerde ünlü komedyenimiz. Öyle ki hayatı bo­yunca kendisine çok yakın arkadaşlık, sırdaşlık etmiş olan içki şişelerini bile bırak­mış, zirvesine tırmanmış olduğu sanatının, zirvede devamına çalışıyor. Bu çabasında başarıya ulaşıp ulaşamadığını anlamak için, onun her gece üç saat müddetle bütün sahneyi kapatan güçlü sanatına bir kere göz atmak ka­fidir, sanırım…

Not: Söyleşideki imla ve yazım hataları orijinal halindeki gibi bırakılmıştır.

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Sayfa da113 sorgu var. 3,122 saniyede yüklendi.