escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan

En Yeni Dizi Magazin Haberleri

Yayında Olan Diziler

Tüm Günlük Diziler Burda

Güncel Dizi Fragmanları

Bu Diziler Neden Yayından Kalkıyor?

Dizi Magazin, Editörden 06 Ocak 2015

Dizi Profesörü inceledi: Yeterli reyting alamayan dizinin yayından kaldırılmasının sorumlusu ne/kim/kimlerdir ?

Reyting Sistemi mi?

Erken final yapan diziler için “reyting kurbanı oldu” denmesi gelenek haline geldi; ancak bu, gerçek suçlu veya suçluların kendilerini kurtarmak için uydurdukları bir laftır. Çünkü Reyting Sistemi, yargı mekanizması değildir; RTÜK gibi “Demoklesin Kılıcı” da değildir. Reyting, 2.000’inin üzerinde -ki bu sayı artarak 4.000’e çıkacak- deneklerden gelen verilere göre dizilere “karne” çıkarma sistemidir. Reyting Sistemi, her ne kadar yanlış kriterleri baz almış olsa da dikkate alınması gereken bir sistemdir. Emin olmak için, doğruluk derecesini eşe dosta, konu komşuya, sağa sola ne seyrettiğini sorarak test edebiliriz; ama burada dikkat etmemiz gereken şu ki: hep aynı (örneğin: sanal alemde gezinen) gruba dahil olan kişilere sorarsak yanılırız.

Oyuncu mu?

Bir diziyi özellikle başrol oyuncularının “sırtlandığı” düşünülür. Aslında, oyuncu diziyi sırtlanmamış, gerçek suçlu veya suçlular o diziyi onun sırtına bindirmişlerdir; dizi tutmadığı zaman da, oyuncunun kariyerine kötü bir not olarak işlerler. Başrol oyuncusu, bir yemekteki (et, kıyma, nohut, fasülye gibi ) ana malzemeye benzer; o yemek iyi pişirilmediyse ve/veya diğer malzemeler kötüyse, ne kadar taze ve kaliteli olursa olsun tabaktaki hali bir şeye benzemez. Oyuncunun diziye olan tek olumsuz katkısı, “yanlış cast” olduğu durumlarda ortaya çıkar; ki bu da oyuncunun kendi hatası değildir.

Yönetmen mi?

Bir dizi kötüye gittiğinde ilk suçlanan Yönetmendir. Hatta, dizinin yönetmeni değiştirilerek dizinin kurtarılacağı yönünde de yaygın bir inanış vardır; ama bu da gerçek suçluların “günah keçisi” arama yöntemidir. Aslında yönetmen, “aşçı” gibi elindeki malzemelerle, “tarif”e göre yemeği hazırlayandır.

Hiç bir yönetmen, (bağımsız sinemada olduğu gibi) “ben, şöyle bir dizi çekeceğim” deyip işe girişmez; tabiki kafasında çekmek istediği bir tür veya konu vardır ama bu sadece onun “gönlünden geçen”dir.  Yönetmen ancak, kendisine önerilen (yönetmenlik işi teklif edilen) dizi projelerinden istediğini seçebilir, çekimlerde de kendi tarzından ve becerisinden birşeyler katabilir; o kadar.

Senarist mi?

Kötü giden dizilerin senaristleri de suçlanır; senaristler değiştirilerek dizi kurtarılmaya çalışılır. Ama senarist, sunduğu projelerin arasından yapımcı tarafından kabul gören, sonra da hem yapımcının hem de kanalın isteği doğrultusunda  düzenlemeler yaparak senaryosuna yön veren, yani  yazdıkları, “parayı verenler” tarafından onaylanmış olan kişidir.

Senaryo, “yemek tarifi” gibidir;  malzemeler, pişirme süresi ..gibi birçok unsuru doğru belirtilmemiş veya yanlış yazılmış, çıkan yemek de bir şeye benzememiş olabilir. Bu tarifi düzenleyerek yemeği iyileştirebilir, tadını kıvamını ayarlayabilirsiniz. Ancak yemek, genelde  pek sevilmeyen örneğin kereviz gibi bir yemek ise, ne yapsanız da onu yiyecek yeterli sayıda müşteriye ulaşamazsınız.

Yapımcı mı?

Yapımcı, Yemek (Catering) firması patronu gibidir. Tabldot satacağı işyerleriyle temasa geçer, onların bütçesine ve işçilerinin damak zevkine uygun yemek çeşitlerini (tabldot) sunar. Ancak, dönüp dolaşıp aynı yemeği koyuyorsa, kalmış yemekleri ısıtıp veriyorsa veya deminki örnekteki gibi sık sık kereviz gibi az kişinin sevdiği yemekleri yapıyorsa işyeri, o “tabldot”u iptal edip başka bir tabldotu almaya başlar. Bu örnekte de bazı işçiler, eski kerevizli tabldotun kaldırılmasına tepki gösterecektir ama ne yazık ki azınlıktadırlar ve bu konularda önemli  olan çoğunluğun fikridir.

Şimdi bu yemek firması benzetmesinden yapımcı’nın durumuna bakarsak: Çoğunluğun sevmediği, tatsız bulduğu, zevk almadığı, veya bayatlamış konulu dizi projelerini sunuyorsa ilk suçlu bizzat yapımcının kendisidir.

Kanal yöneticileri (veya drama müdürleri) yapımcıya genellikle, tutmuş dizilerden örnek vererek “onlar gibi” bir iş sunmalarını isterler. Burada da yapımcıların düştüğü hata: örneğin, “çocuklar duymasın” gibi bir dizi  istendiği söyleniyorsa, bu “çocuklar duymasının çakması yap” demek değildir; onun gibi tutacak bir dizi projesi sun” demektir.

 

Kanal Yetkilisi mi?

Yapımcıların sunduğu projeleri inceleyen ve eleyerek içlerinden tutacak projeleri seçecek olan kişi kanal yetkilisi(drama müdürü veya yönetici)dir. Bir yıl içinde her bir kanala 1.000 civarında proje/hikaye/senaryo sunulduğunu düşünecek olursak, bunlar içinden bir 10 tane “bomba gibi” dizi çıkabilmelidir; ama ne yazık ki hiç de öyle olmadığını görüyoruz. Bu, o projeleri değerlendirenlerin, “bir dizinin tutup tutmayacağını” bilemiyor olmasından kaynaklanıyor olabilir.

Bunu doğrulayan en çarpıcı eski bir örnek, Birol Güven’in “Çocuklar Duymasın Projesini” ilkönceleri hiç bir kanala beğendiremedikten sonra TGRT’ye “bedelsiz” vermek zorunda kalmasıydı. Şimdilerde başka bir örnek : “Paramparça” dizi projesinin, (adını burada açıklamayı doğru bulmadığım) başka bir büyük kanal yetkilileri tarafından  beğenilmeyip kabul edilmemesidir.

Bence hem kanalların hem de yapımcıların “bir dizinin tutup tutmayacağını bilen” kişilere ihtiyacı var.

Benden söylemesi.

Dizi Profesörü

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Henüz hiç yorum yapılmamış.

kaçak iddaa siteleri film izle güvenilir casino siteleri bahis siteleri iddaa siteleri Sayfa da86 sorgu var. 6,838 saniyede yüklendi.
bahis siteleri