escort balikesir escort bayan eskişehir escort izmit escort bayan tekirdağ escort bayan bursa escort ankara bayan kaçak bahis rokettube konya escort istanbul escort escort bayan şişli escort ataköy escort avcılar escort
kartal escort

Bana Misketlerimi Verin!!!

Dizi Magazin, Editörden 18 Aralık 2012

–          Tuğba, biraz daha tasarruflu olsak… Bak, kredi kartının ekstresine… Belimizi bükecek valla…

–          Doğru söylüyorsun canım… Biraz fazla açıldık galiba… Tamam… Daha dikkatli oluruz, iki-üç aya kalmaz, yine eskisi gibi rahatlarız inşallah.

–          İnşallah!… Mehmet’in okul taksitleri, arabanın ödemeleri derken…

–          Baba!!

–          Söyle bi tanem… Söyle canımın içi!

–          Babacım üzülme, olur mu? Ben size yardım ederim!

–          Nasıl olacakmış o?

–          Baaak! Kumbaram ağzına kadar dolu! Hepimize de yeter!

Sen, paranı biriktirene kadar borç veririm size! Ama borç tamam mı? Daha hediye alacağım arkadaşıma onunla!

Çocukların parlak ve berrak dünyası, bizi bazen ne kadar şaşırtır değil mi?! Öylesine saflar, öylesine temizler ki, bir zamanlar benim de öyle olduğum hakikatini neredeyse kabul edemiyorum ve bir yolunu bulsam, mesela “Geleceğe Dönüş” filmindeki saçları birbirine karışmış profesörle karşılaşsam da, o günlere geri dönsem, kendimi o halde görsem diyorum. Belki ancak gözümle görürsem inanabilirim o durumuma, çünkü seneler benden çoğu şeyi alıp gitmiş meğer. Boyum uzarken, sesim daha gür çıkarken o saf dünyamın selvi boyu kısalmış, ruhumun-kalbimin o taptaze sesi soluğu meğer bayağı kısılmış!

                Onların o sevimli dünyalarına şahit olmak bile bazen baştan ayağa titretir, sarsar bizi. Ve yüzümüze irademizin güç yetiremeyeceği gülümsemeleri yerleştiriverir. Ben biraz talihliyim bu konuda, çünkü dünyalar tatlısı bir kardeşim var, ellerinizden öper. 6 yaşındaki bızdığımız evimizin neşesi… Allah nazardan saklasın! Evinde biciriği olmayanlar da dizilerden ihtiyacını gideriyordur, çünkü bu aralar ufaklıklar, aktör abilerinden, aktris ablalarından daha meşhurlar.

                “Öyle Bir Geçer Zaman Ki”nin Osman’ını tanımayan kaldı mı? Yahu, o ne gözyaşıdır… Kara bulutlar kadar dolu zaten minik gözleri… dokunduğun zaman içinde ne varsa boşaltıyor. Zannediyorum, oynadıkları rolü o kadar ciddiye alıyorlar ki, bir yerden sonra yalan bilmeyen mizaçları, aynı senaryoda yazan karaktere bürünüyor. Ondan sonra o rolü canlandırmaya ne var?! Zaten kendisi gibi davranıyor. Kendisi oluyor artık bir yerden sonra, siz de samimiyetle canlandırılan karaktere tutuluyorsunuz ekranın başında. Bence, küçük oyuncuları tehdit eden en kritik eşik bu: Oynadıkları role bürünüp bürünmemeleri…Canlandırdıkları dünyanın içinde, etrafındaki karakterlerin göbeğinde tıkılıp kalmamaları… Gerçekle sanalı karıştırmamaları…

                Peki, senaristler bu konuda hassas mıdır diye sorsam, cevabınız ne olur? Bu meseleye gelene kadar uğraştıkları öyle çok gündem var ki, zannediyorum hatırlarına bile gelmiyordur!

                 Örneklerle devam edeyim her zamanki gibi. Karadayı’nın sarı saçlı şekerparesi küçük Nazif, dizinin etkisinde o kadar tesirli rol oynuyor ki, anlatamam. Bazen esas oğlumuzla beraber ailenin derin konularına giriyor-çıkıyor, dedesinin-dayısının yokluğunda evin kadınlarına göz kulak oluyor, dedesini mahpus damından kurtarabilmek için önüne gelen herkesten yardım istiyor. Hatta ablasıyla gizli gizli buluşan Yasin komiser bile onun bu gayretinden nasibini aldı, dedesini kurtarma planına onu da dâhil etti. Ziyaret günü dönüşü, işaret parmağını kaldırıp “Endişelenme dedem! Seni buradan kurtaracağım” demesi yok mu? Babasına-dayısına ara sıra sitemde bulunması, ablasıyla lunaparktan dönerlerken peşlerine takılan edepsizlere yumruğunu sıkıp “Teker teker gelirseniz elbet döverim sizi” demesi çok ayrı bir hava katıyor diziye… Ama biraz fazla değil mi? Kardeşimden biliyorum, dizide olduğu gibi büyük adam kıyafeti de giydirseniz ufaklığa, onun dünyası, hayalleri bambaşkadır, başka bir dünyaya gözünü diker sizin hemen yanı başınızda olsa bile. Anlamaz sizin çabucak kavradığınız çoğu şeyi, farklı gelir size onun hali, ona sizin haliniz. Belki de onları tatlı kılan yanları bu!.. Küçük Nazif’e, mahalledeki pasajı sormaya gelen Feride Hakime’yi gördüğünde “Üfff! Çok güzel kız!” dedirten mantığın, hem biraz abartılı, hem de fazlasıyla hatalı olduğunu düşünüyorum! Neticede annesinin yaşında bir bayan Feride… Senaristimize göre Bergüzar Korel güzel olabilir, ama o yaştaki bir çocuk için o, sadece bir teyzedir. Sadece teyze…

Devam edelim. “Dedemin İnsanları”nın küçüğü, şimdilerde “Avrupa Avrupa” dizisinin Emre Koparan’ı Durukan Çelikkaya… Tokatçı dayısının yolundan ilerleyen küçük zamparamız, peşinde koştuğu kızın gözüne girebilmek için yapmayacağı şey yok, ucunda annesinin terliğini, babasının zılgıtını yemek olsa bile. Daha ilkokula gittiğini üzerindeki önlükten anlıyoruz. Ablasının aşk hayatından daha hızlı ilerliyor onunkisi. Ablası karşı pencereyi aşındırırken küçük uyanığımız annesini, babasını aldatıp ceplerindeki parayı indiregandi yapıyor, sonra onu çapkınlığına sermaye olarak kullanıyor. Dedemin İnsanları’ndaki rolü de buna benzerdi küçüğümüzün. Annesi Gökçe Bahadır’ı da, dedesi Çetin Tekindor’u da ayrı ayrı ‘yoluyor’du… Endişeleniyorum, saflığını-duruluğunu zirvede yaşadığı bir dönemi, çocukluğunu, bu konuda hiç dikkatli olmayan senarist abilerinin-ablalarının yazdığı “zampara ve tokatçı uyanık” havalarında geçiren küçük delikanlımız, inşallah rol ile gerçeği karıştırmayacak kadar olgundur! İnşallah…

Aynı durum Çocuklar Duymasın’ın havuç kafasında da yok muydu? Daha ilk bölümlerden itibaren uyanıklığı ve telefon hastalığıyla tanıtmıştı bize kendisini. Babasını alt edecek sivri zekâsı ne kadar cazip olsa da anne-babası ve hatta ablasıyla arasındaki diyaloglar –komedi olması istendiğinden belki- o yaştaki bir çocuk için fazlacaydı, yakışık almayacak, kendi evladımızda olsa üzüleceğimiz olumsuz huyları gülerek izledik hep. Peki, neden bu çocukların ruhlarını, kalplerini, daha oturma aşamasında olan karakterlerini kötü etkileyecek tipleri oynatıyoruz onlara? Onların tertemiz dünyasını taşısak insanımıza, daha faydalı olmaz mı?!

İçine yuvarlandığı kirlerden, paslardan dünyanın kurtulabilmesi ihtimali, bu küçüklerimizin içinde yeşeren pir ü pak âlemin, ancak hayatlarının her karesine taşınması mümkün olabilir. Bence en kıymetli hazinemizden öteler!… Hem ekrana taşıdığımız biciriklerimizi, hem de oturup onları izleyen ve örnek alan bızdıklarımızı yanlış yönlerden ve yönlendirmelerden muhakkak korumamız gerek! Onları kendi dünyalarından alıp bizim kirli dünyamızın soğuk ve boğuk atmosferine atmaktansa, elinden tutup hep beraber onların zengin ve rengin âlemlerine dâhil olmak daha mantıklı geliyor bana.

Ferhat Nazım BEYDEMİR 

fernazbey@hotmail.com

twitter.com/fernazbey

loading...

loading...


Yorumlar
tekirdag escort ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort

Henüz hiç yorum yapılmamış.

kaçak iddaa siteleri film izle güvenilir casino siteleri bahis siteleri iddaa siteleri Sayfa da45 sorgu var. 7,451 saniyede yüklendi.
film izle